Sovyet usulü yılbaşı aşkları

25 yıl önce tam da bugündü. Yaşanırken önemi kavranamayan, ama geçen zamanın efsaneye dönüştürdüğü vakalardan birine tanık olundu.

25 yıl önce tam da bugündü. Yaşanırken önemi kavranamayan, ama geçen zamanın efsaneye dönüştürdüğü vakalardan birine tanık olundu. İyi ki de olundu. Çünkü öbür türlü, hayat daha az keyifli olurdu.
Şimdi anlatacağımız akıl almaz hadiseler olmasaydı, Moskovalı doktor Jenya, yılbaşı gecesini sözlüsü Galya ile geçirecekti. Saat 23.00'te evde buluşacaklardı. Jenya, Gala'ya evlenme teklif edecekti. Ama önce arkadaşlarıyla Rus hamamına gidince hayatı değişti. Votka şişeleri yuvarlandı, hepsi körkütük sarhoş oldu. İçlerinden biri o gece St. Petersburg'a gidecekti.
Film öyle bir yerden koptu ki, kimin nereye gideceğini kimse hatırlayamadı.
Sonunda, bir köşede sızmış Jenya'nın 'yolcu' olduğuna karar verildi. Güç bela havaalanına götürülüp, Petersburg'a yollandı.
1975 yılıydı. Sovyet devriydi. Her şey tek tipti. Şehirlerde aynı çirkin apartmanlar, aynı adlı caddeler, evlerde aynı mobilyalar... Jenya havaalanından sarhoş çıkıp yüzüne soğuğu yediğinde biraz ayılır gibi oldu, ama Moskova'da olduğundan kuşku duymadan kendini güç bela bir taksiye attı. Adresini söyledi. Bildik bir apartmanın önünde indi, tanıdık merdivenden çıkıp asansöre bindi. Kapı aynı kapıydı, anahtara hiç direnmeden açıldı. Kendini içeri atan Jenya, öylece yığıldı, kendi yatağı sandığı kanapede sızdı.
Az sonra kilit döndü. Dairenin gerçek sahibesi Nadya geldi. Nadya iki saat sonra yılbaşını sözlüsü İppolit ile geçirecekti. Kesif bir votka kokusu ve bir yabancının horultusu karşıladı onu. Önce çığlık attı. Sonra bir çaydanlık soğuk suyla uyandırdı 'münasebetsiz yabancı'yı. "Çabuk polis çağırmadan evimi terk et!", "Ne münasebet burası benim evim" diye başlayan, sonunda Jenya'nın Moskova'da, Nadya'nın St. Petersburg'ta aynı adres, aynı numara, aynı dairede yaşadığının anlaşılmasıyla biten bir didişme yaşandı. O sırada İppolit eve gelince de rezaletin âlâsı... Moskova'daki evde bekleyen sözlüsü Galya'ya telefon edip durumu açıklamaya çalışan Jenya'nın beyhude çırpınışı... Nadya'nın sözlüsünün kıskançlık kriziyle evi terk edişi... İkisinin de sevgililerini kaybetmesi... 'Yeni yıla nasıl girilirse, yıl öyle geçer' dendiğinden, zoraki de olsa birbirlerini kutlayıp şampanya içmeleri. Eros'un bir köşede oturup okunu bileyleyişi.. Ve 'kaderin cilvesi', yeni bir aşkın doğuşu...
Rusların 'efsane' yönetmeni Eldar Ryazanov'un 'Kaderin Cilvesi ya da Sıhhatler Olsun!' adlı filmi yılbaşı klasiğidir. Ben en az 10 kez izledim. Ama her yılbaşında yeniden izleriz. Nasıl ki Batı'da Frank Capra'nın 'It's a Wonderful Life' filmi Noel'in 'olmazsa olmazı' ise 'Sovyet toprakları'nda yeni yıla bu film olmadan girilmez.
Ne dersiniz, başarılı toplumların sırrı miras kalan geleneklere sarılmak kadar, miras bırakacak 'gelenekler yaratmak' değil midir? Herkese umutlu nice yıllar...
Şarık beyin hakkı Şarık beye
Muhteşem konser salonunun sahnesinde, ünlü orkestra şefi Vladimir Sıpivakov kendinden geçmiş halde notalara hükmediyor. Kan ter içinde adeta dans ediyor. Birkaç metre gerisinde Şarık Tara eliyle tempo tutuyor. Birbirlerine ne kadar da benzediklerini düşünüyorum. İkisi de 'orkestra
şefi'. İkisi de başarıyla özdeşleşmiş eşi az bulunur insanlar.
Geçen hafta ENKA, Moskova'daki başarılarına esaslı bir halka ekledi. Başkentin yeni simgelerinden olmaya aday, Müzik Evi'ni belediyeye teslim etti. Putin'in de huşu içinde izlediği bir konserle açıldı salon. ENKA'cılar bir de yemek verdi. Şarık bey söz alıp, "Biz Türkiye'de de, Rusya'da da güzel şeyler yapıyoruz. Ama Rusya'nın farkı var. Burada insanları takdir ediyorlar" dedi.
Rusya'da sadece müteahhitlik değil Türkiye'nin fahri elçiliğini yapmış bir ulu çınar Şarık Bey. Takdiri de, alkışı da herkesten çok hak ediyor. Bir de Moskova'ya kendi adını taşıyacak 'Şarık Tara Türk Kültür Merkezi'ni armağan ederse, onu herkes sonsuz bir sevgi ve saygıyla anacak. Yemeğin sonunda vedalaşırken, gözlerinin içi gülerek yaklaştı yanımıza Şarık bey. "Mutlu olun çocuklar" dedi, "gerisi hikâye".