1982 Anayasası'nın gizli tutanakları

Partilerarası Uzlaşma Komisyonu'na bağlı alt komisyon, 1982 Anayasası'nın 51 maddesinin değişiklik kapsamında ele alınması için anlaştı.

Partilerarası Uzlaşma Komisyonu'na bağlı alt komisyon, 1982 Anayasası'nın 51 maddesinin değişiklik kapsamında ele alınması için anlaştı. Ancak, bazı maddelerin nasıl değiştirilmesi gerektiğine dair farklı görüşler ortaya çıktı.
Bunun üzerine, tartışmalı maddelerin, Anayasa'ya neden ve nasıl konulduğunu incelemek için, 20 yıl önceki
görüşmelerin tutanaklarına bakılmasına karar verildi.
İşte hatırlamak isteyenler için, o tutanaklardan bazı bölümler...
***
- "Şimdi, o vakit, o şekilde, o madde... Cumhurbaşkanı'nın görev süresi 7 yıldır, diye.
- Bu uzun değil midir, efendim?
- Ne münasebet. Bunun hepsi şeye dahil değil ki.
- Neye, efendim?
- Yani, nasıl bu futbol müsabakalarında topun oyunda kalma müddeti diye bir şey var, maç doksan dakika amma, fiilen oynanan süre bunun azami üçte ikisi. Netekim, ben incelettim, bu, Cumhurbaşkanlığı'nda da böyle. Adam 7 yılın yedisinde de, o yetkiyi, o kuvveti kullanmıyor ki! Yattığı, uyuduğu, üşüdüğü, ne bileyim, alelade bir insan gibi olduğu zamanlar da mevcut. O sebeple, o sebeple, yani 7 yıl vereceğiz, amma, esasen adamın Cumhurbaşkanlığı'nda, iktidarda kaldığı süre toplasan 5 seneyi geçmez. Kabul edenler, etmeyenler?.. Edilmiştir."
***
- "Efendim, 53. madde?
- O işi, Anayasa ile değil de, bir kanun ve yahut da bir emirle halletmek daha münasip. Memlekette münafık çok, 'Anayasa'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte,
Ankaragücü 1. Lig'e çıkar. Ankaragücü küme düşemez. 53. maddenin değiştirilmesi teklif edilemez' diye Anayasa maddesi olur mu, diye azarlar yine..."
***
- "Efendim, geçici 15. maddenin son şeklini arz ediyorum... 12 Eylül 1980 tarihinden, TBMM Başkanlık Divanı oluşturuluncaya kadar geçecek sürede, Milli Güvenlik Konseyi'nin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı, hiçbir sorumluluk öne sürülemez, yargı merciine başvurulamaz. Anayasa'ya aykırılık iddia edilemez, şeklinde?
- Hah, şimdi oldu. Evet, 12 Eylül 1980 tarihinden başlasın. Zira, ilk teklif yanlış anlaşılmaya müsaitti. Yani, dokunulmazlık, 12 Eylül Harekâtı'nın hazırlıklarının başladığı bikaç sene önceki tarihten, misal 12 Şubat 1979'dan başlarsa, belki o devri de muhfaza altına alır, amma ileride aylar öncesinden darbe hazırlığı yapmışlar, netekim, işte tarihiyle itiraf ediyorlar, diyenler çıkabilir..."
***
- "Şimdi bir de, bu düşünce hürriyeti meselesi var. Yani isteyen istediğini düşünsün, lakin, bunu açıkladığı vakit suç teşkil ederse ne olacak?
- Adam, bizim hakkımızda diyelim ki, şunları bulsam da, bir kaşık suda boğsam, diye düşünüyor. Buna müdahale edemeyiz. Ama çıkıp da alenen söylerse?
- O vakit, bu suç.
- Ama diyorlar ki, düşünce ve ifade hürriyetinin bir bütün olması lazım. Yani, adam düşündüğünü söyleyemezse, neye yarar?
- Benim teklifim şöyle: 'Herkes düşünmekte hürdür, kanuna karşı suç teşkil edenler de dahil, her türlü düşüncesini, bir aynanın karşısına geçerek, kendi duyabileceği bir sesle, kendisine ifade edebilir'... Ne diyorsunuz?
- Bu, hani sorgu odalarında, arka taraftan sen adamı görüyorsun da, o seni görmüyor, o aynadan mı?.."
***
- "İdam cezası ne olacak?
- Bunların karşılıklı olarak bir kısmını daha tatbik etmek, hizaya sokmak bakımından şimdilik elzem. Ne zaman ki, bu gibi tehditler ortadan kalkar, o vakit, tatbikat da durur. Amma, tatbikat dursa da, gözdağı olarak, bu cezanın muhafazası lazım. Zira, idamı kaldırırsan, bu işi yapan cellatlar da mesleği bırakacaktır. Allah muhafaza, memleket bir gün yine uçurumun kenarına gelir ve idam tatbik etmek şart olur da, cellat bulamazsak? Ben mi yapacağım?"
***
- "Geçen gün gazetede vardı, sular kesilince çeşmeye hücum eden kadınlar kavga çıkartmış... 'Suların kesilmesi halinde kamuya açık çeşmelerden su almak isteyenler, bidonlarını sıraya koyar, sırası gelen bidonunu doldurur, sırası gelmeyen bekler, sırasını kaçıran en son sıradan yeniden başlar' diye bir madde tertip ettirelim mi?
- 'Sırası gelmeyen bekler' ifadesini, bence, 'Sırası gelmeyen, Türk ev kadınına layık şekilde, sabır ve terbiye içinde bekler' diye tadil edersek, olur."
***
- "Bu ilk üç madde var ya, hani, 4. madde ile muhafaza altına alınan, değiştirilmeleri bile teklif edilemez, denilen... Benim o hususta içime bir kurt düştü. 3 madde korunuyor, amma onları koruyan 4. madde değişiklik tehdidine açık bırakılmış olmuyor mu? Yani, 4. maddenin değiştirilmesi teklif edilemez, diye bir yasak yok. Önce 4'ü kaldırıp, sonra ilk 3 maddeye hücum ederlerse?.. Çare olarak, 5. madde de, 4. maddenin değiştirilmesi bile teklif edilemez, diye çevrilse? Gerçi o vakit de, 6 maddeye de, 5. maddenin değiştirilmesi bile teklif edilemez diye şekil vermek icap edecek. Sonra da, 7'yi 6'yı muhfazaya, 8'i de 7'yi muhafazaya ayırmak lüzumu hasıl olacak. Gel de çık işin içinden. Netekim, siz de her şeyi benden bekliyorsunuz. Fikri olan yok mu?.."