Anayasa'yı değiştirmek, öyle kolay mı?

İzninizle, köşemizi bu hafta bir zamanların kaleminden kan damlayan yazarı Mustafa Kamil Zorti'ye bırakıyoruz.

İzninizle, köşemizi bu hafta bir zamanların kaleminden kan damlayan yazarı Mustafa Kamil Zorti'ye bırakıyoruz. Gündemdeki Anayasa değişikliği teklifine ilişkin görüşlerini açıklasın diye...
Merhaba Radikal,
Ben esasında bu gazeteyi okuyor değilim. Lakin, '82 Anayasası'nın değiştirilmek istenmesi üzerine, fikrimi sormayı akıl eden burası olduğu içün, buraya yazıyorum.
Şimdi Anayasa'yı değiştirmek istiyorlar. Elbette, kim canı ne isterse, onu yapar. Tabii, yapabilirse... Netekim, bu Anayasa yapılırken de, çeşitli tenkitler yapılmış, bu elbise bu millete dar gelir, diyenler olmuştu.
O vakit, hatırlayanlarınız olacak mıdır bilmem, ben de demiştim ki, bu elbise millete bol gelir de, yırtmacından içimiz görünürse ne olacak?
Yoksa, kim niçün başkasının ne giydiğine karışsın ki?
Misal, şimdi, şu anda benim giydiğimden kime ne? Ne giydiğimi kim bilecek? Hava sıcak diye, belki de birçok vatandaşımız şu anda evinde donla dolaşıyor, kime ne?
Amma, sen çık anadan üryan sokakta gez, bu olur mu, o vakit nizam intizam kalır mı? Anayasa'nın yasakladığı da bu gibi şeylerdir, işte...
Anayasa hazırlanırken, hiç unutmam, Bülent Ersoy'un hali de gündeme gelmiş, bunu ne yapalım, diye sorulmuştu. Cinsiyetleri de değiştirilemez maddeler bölümüne alalım, diyenler olmamış mıydı? Olmuştu. Amma ben bu gibi şeylere hep karşı çıkmıştım. Bırakın, evinde ne yaparsa yapsın, demiştim.
Şimdi bazı aklıevveller zannediyorlar ki, her şeyi serbest bırakırsan o vakit özgürlük olur, demokrasi olur.
Farz edelim ki, herkes aynı anda denize girmek istiyor veyahut da dondurma yemek istiyor. Bunun neticesi, ya denizin taşması ve kıyılara hücum ederek etrafa ziyan vermesi olur, ya da dondurma yalayacağım diye, bütün milletin sesi kısılır. Sessiz bir ülkede demokrasiden bahsetmek mümkün müdür, Radikal okurları?
Özgürlük, özgürlük diye gezinenlerin misal olarak öne sürdüğü Batılı memleketlerde de durum farklı zannediliyor. Halbuki o da öyle değil.
Ben bunu vaktin birinde İngiltere Kraliçesi'ne de sordum. Demokrasinin beşiği olarak bilinen memleket sizsiniz, amma sizde de yazılı Anayasa yok, bu niye böyle, dedim.
Kulağıma eğilerek, bana ne dese beğenirsiniz?
Kimseye söylemeyin amma ortada yazılı bir Anayasa olsaydı, bugüne kadar kırk defa değiştirmek, bozmak isteyen çıkardı. Anayasa yok, kurcalayan da yok, dedi.
Bizde Anayasa var, hamdolsun, amma onu da ikide bir değiştirmek istiyorlar. Çünkü müsriflik ne yazık ki, bizim bir hususiyetimizdir. Adamlar bir kere yapıyor, yüz sene kullanıyor.
Neyse, şimdi böyle deyip, yanlış anlamak isteyenlerin ekmeğine de yağ sürmek istemiyorum.
İsteyen, değiştirebiliyorsa değiştirsin. Daha fazla hürriyet isteyenler zannediyorlar ki, o hürriyetten bir tek o faydalanacak. Halbuki, karşısındaki de faydalanacak, kim var, kim yoksa, hepsi faydalanacak. O kadar hürriyet var mı acaba memlekette, diye düşünen yok.
Neticede, kâfi miktarda hürriyet bulunamayacak ve hürriyet stoklayanlar, karaborsa hürriyet satanlar ortaya çıkacak. Parası olan hürriyet sahibi olacak, parası olmayan yine aynı...
Esasen ben bunlara fazla kafayı takmak istiyor da değilim. Burada hürriyet de var, hava da temiz, her istediğimde kızartma veyahut kiraz da yiyebiliyorum.
Picasso'nun bile sahteleri çıktı. Bana aitmiş gibi gösterilen sahte bir tablonun, Kuala Lumpur'da görüldüğünü ispiyon ettiler. Bunun adı şimdi hürriyet mi, sahtekârlık mı?
Uzun lafın kısası Radikal okurları, söylemeyeyim diyordum amma, Anayasa'yı değiştirmek de öyle zannedildiği gibi kolay değildir.
Herkes değişiklik teklifi hazırlayabilir, 19 senede hazırlananların ben sayısını bile unuttum, netekim bir kızı da bin kişi ister, bir kişi alır, derler. Bir de, ev alacaksan tuğladan, kız alacaksan Muğla'dan derler, amma bunun konumuzla bir alakası yok. Bakın, daha şimdiden eylüle kalmış gözüküyor, değişiklik paketi.
Bunu da burada ilk defa söylüyorum, bu Anayasa'yı ileride değiştirmek isteyenler olacaktır diye, vaktinde tedbir alınmadı da zannetmeyin. Her madde tek tek okutuldu, değiştirmek isteyenlerin eli, kolu, ağzı bağlansın diye... Söylemeyeyim diyordum amma, işte söylettiler.
Hazır fırsat bulmuşken, hükümete de buradan bir akıl vermek istiyorum, milletin bu kadar derdi, sorunu var, o sorunları, iç borç takasında olduğu gibi, o sorunları, vaade çevirip niçün ertelemiyorlar?
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum Radikal okurları...