Faren Kogg'un gizli mektuplarını açıklıyoruz

'E-mail'lerin ele geçirilmesinin ardından artık elle yazışmaya başladık. Mektupları da Türk postasıyla değil kurye ile gönderiyoruz.

'E-mail'lerin ele geçirilmesinin ardından artık elle yazışmaya başladık. Mektupları da Türk postasıyla değil kurye ile gönderiyoruz.
Bunun için kullandığımız kişilerse, gerçekten de bu işte çok tecrübeli ve çok başarılı kişiler. Ankara, Avrupa Birliği terör örgütleri listesine PKK ve DHKP-C'yi almakla kalmıyor, bir de bu örgütlerin kuryelerini mektup servisinde kullanıyor, diye tatava yapabilir. Söz konusu olanın, Avrupa Birliği'nin iletişim özgürlüğü olduğunu unutmamak ve bu konudaki baskılara kulak asmamak lazım...'
***
"Mister Happy bir adamıyla Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlama tarihiyle ilgili bir mesaj gönderdi. Üyeliğe kabulün kendisinin başbakan olduğu bir tarihte gerçekleştirilmesini istiyor.Ayrıca başbakan olabilmesi, yani partisinin seçim kazanabilmesi için de, verdiğimiz desteği artırmamızı talep ediyor. Daha ne yapabiliriz diye sordum, Happy'nin mesajı getiren adamına...
En azından, Türkiye'de bundan sonra kurulacak hükümetlerde bizim de mutlaka ve sürekli bulunmamız yeni bir şart olarak, Kopenhag Triteri şeklinde düzenlenebilir dedi..."
***
"Merkezle yaptığım yazışmalarda kullandığım HoR kısaltmasının, 'Head of Republic' (Cumhurbaşkanı) şeklinde deşifre edilmesi canımı sıktı ve bizi biraz zor durumda bıraktı. Bundan sonra söz konusu şahıstan, buradaki yerliler arasında bize hayran olan birinin tavsiyesi doğrultusunda, HGG , (Türkçesi: hor görme garibi) diye bahsedeceğim, bilgin olsun..."
***
" Buaralar SOM, yani shaky old man'dan, (titrek yaşlı adamdan) sonra iktidarın başına kim geçebilir, buna ilişkin senaryolar üzerinde çalışıyorum. SOM'un sağlığıyla ilgili kesin bilgilere ulaşmaya çalışıyorum.
Yerliler arasındaki hayranlarımızdan, aslında onun için hayranımız demek de pek doğru değil, menfaatlerimizin kesiştiği noktalarda zaman zaman bizimle de işbirliği yapabiliyor ve tabii bunun da nedeni SOM sonrası adaylardan biri olması, ki SOM'un da çok yakınında yer alan bir kişi ve hatırlarsın ondan sana FOM, yani fox man, Türkçesiyle 'tilki adam' diye söz etmiştim. (Gerçek adının başharfleri HÖ)
FOM'dan edindiğimiz bir bilgiye, yani onun iddiasına göre, SOM'un aslında pek bir şeyi yok, çünkü 1 yıl önce bütün sinirlerini ve beynindeki algılama merkezini gizli bir operasyonla aldırmış. Bu nedenle de, 9.HOR gibi gamsızlaşmış ve daha çok uzun yaşayabilir.
Tabii, FOM, kimse SOM'un yerine hazırlık yapmasın diye ve SOM aniden öldüğünde onun yerine almak için bu türlü bir dezenformasyon yayıyor olabilir..."
***
"Sana daha önce de State Garden diye söz ettiğim, ancak bu da deşifre olduğu için bundan böyle wolf man ( Türkçesi: kurt adam) diye anacağım kişi giderek köşeye sıkışıyor.
SOM ve Happy, onu yalnız bırakmış durumdalar. SOM ve Happy, 312. maddeden sonra, idam cezasının kaldırılması konusunda da, idam cezasının kaldırılmasına karşı olan wolf man'e aldırmadan sorunu BNC ( Big National Circus...Bunun Türkçesini yazamayacağım, bu mektubu da ele geçirirlerse, yine bize hakaret ediyor derler, ne kastettiğimi anlayacağını sanıyorum) zemininde çözmeye hazırlanıyorlar. Circus ve içindekiler gerçekten de enterasan, bir gün gelirsen seni de gezdireceğim. Bilet parası yok, bedava!"
***
"Wolf man hakkında, AB'ye duyduğu antipatiyi hiç evlenmemiş ve çocuksuz oluşunun da gösterdiği gibi doğal sevgi eksikliğine bağlayan bir kampanya açtırmaya ne dersin? Bunun için mütareke basınında çalışan yeterince adamımız var. En kısa zamanda yanıtını bekliyorum..."
***
"Brüksel Türkiye'den Ankara'daki AB personelinin fiziki ve iletişim güvenliğinin sağlanması istedi. Aksi takdirde, bunu bizzat biz yaparız diye de ekleyerek...
Gerçekten de gerekeni yerine getirmezlerse, kendi güvenliğimizi kendimiz sağlamaya hazırız. Bir grup silahlı PKK (bu bir kod değil) gerillası gelip bizi korumaya hazır olarak Kuzey Irak'ta bekliyor zaten..."
***
"AB personelinin güvenliği konusunun resmen ve kamuoyuna açıklanacak bir bildiriyle güvence altına alınması talebimiz de bence yetersiz. Bu güvencenin Anayasa hükmü haline getirilmesini istemeliyiz Ankara'dan..."
***
"Hürriyet gazetesi köşe yazarı Emin Çölaşan'la bir yerde karşılaştım. İkimizi tanıştırdılar. ( Onu sana nasıl anlatabilirim?..Hımmm...Şöyle tarif etsem sanırım anlaşılabilir: Başkan Bush'un Irak, K.Kore ve İran ile birlikte 'şer eksenine' eklemesi gereken dördüncü bir isim...)
Ona Kürtlere en büyük zararı Öcalan'ın verdiğini söyledim, köşesinde yazabileceğini de belirttim. Yazdı da...
Oh yoo, dediğini duyar gibiyim. Hayır, sakın merak etme...
Çölaşan'a bunu söylemeden daha önce, bunu ona söyleyeceğimi belirten bir mesajı, anlarsın ya ifadesini de ekleyerek, bir şişeye koyup İmralı'ya doğru giden bir akıntıya bıraktım.."
***
"Yerlilerin malum bölümü geri çekilmemi istiyor aslında. Benim yüzümden merkezin zor durumda kalmasını istemem ve ayrıca benim için sorun da değil. Beni Ankara'dan çekip, Diyarbakır temsilciliğine atayabilirsiniz.
Ona da karışacak halleri yok ya!.."
***
"Daha önce de belirttiğim gibi, hükümet güvenlik konusunda ek önlemler almayı kabul etti. SOM geri adım attı yani.
Bence şimdi aramızda yıllardır gizlice tartıştığımız bir şeyi Ankara'dan açıkça talep etmenin tam zamanı. Yerlilerin deyimiyle, niye elimizi korkak alıştırıyoruz ki... Reddederlerse de canları hell'e..
Merkeze başvurarak, AB'ye katılım sürecinin kısa vadeli önlemleri arasına Osmanlı dönemindeki kapitülasyonların yeniden ilan edilmesinin de eklenmesini Ankara'dan resmen isteyelim."