Tahlil Laboratuvarı

- Aloo? Kambiz abi, hürmetler.</br>- Vay Selami, n'aber?</br>- Biz bu Mavi Akım ihalesini almak istiyoruz, abi...

Telefon dinleyenlerce kaydedilmiş enerjik konuşmalar
- Aloo? Kambiz abi, hürmetler.
- Vay Selami, n'aber?
- Biz bu Mavi Akım ihalesini almak istiyoruz, abi...
- Kısmetse...
- Abi, şöyle... İhaleyi bize veriyorsunuz. Biz, Rusya tarafından bir boru sokuyoruz Karadeniz'e, bir de Samsun'da denizden bir boru çıkarıyoruz karaya, hepsi o şekilde, yani...
- Nasıl yani güzelim?
- Yani abicim, bir giriş, bir çıkış, arasını döşemiyoruz. Boru dipte patladı, doğalgaz denize sızıyor, ondan Samsun'a gelmiyor şeklinde... Rusları da bağladık... Gelmiyor mu, e biz pompalıyoruz ama, diyecekler...
- Eee?
- Projenin yapılmamış kısmından artacak parayı da yarı yarıya... Ne diyorsun?
***
- Aloo? Tahir abi?
- Murtaza, sen misin?
- Abi, benim... Şu, Çukurvadi Rüzgâr Enerji Santralı için arıyorum, biz ona talibiz.
- Murtaza'cığım, o iş size yaramaz...
- Niye abi?
- Oğlum, orada rüzgâr yok...Proje hatası var, ihale iptal edilecek...
- Biliyorum abi, biz talibiz yine de...
- Kafa mı buluyorsun lan?
- Yok abi... Biz rüzgârı kendimiz temin edeceğiz. Bir Malezya şirketi var, bu işleri yapıyormuş... Rüzgârı ordan yönlendirip Çukurvadi'ye kadar getirme işi onlara ait... İstisnabank üzerinden de dış kredi bulduk, Malezya şirketine öyle ödeme yapacağız... Yalnız, tek eksiğimiz, dış kredi için Hazine teminatı alamadık. İhaleyi aldık diye gidebilirsek Hazine'ye, teminatı, dış krediyi, rüzgârı zincirleme sağlıyoruz, yani...Şu ihaleyi bize ayarlarsan?
***
- Alo? Burhan abi, Faruk ben.
- Söyle, Faruk'cuğum...
- Abi, bizim patronun bir ricası var, bu Bakü-Tiflis-Ceyhan'la ilgili...
- Hayırdır?
- Onu, Bakü-Tiflis-Ümraniye-Ceyhan şeklinde tadil etmek mümkün mü, bir sor dedi...
- Bakarız da, nedir mesele?
- Abi, biliyorsundur, bizim patronun Ümraniye Kayışdağı taraflarında, üç tane kaçak petrol rafinerisi var. Yani boru hattı bizim rafinerilere yakın geçerse, delip almak daha kolay oluyor petrolü de, o bakımdan, bize kaça olur?
***
- Alo, Vahit abi, ben Cevahir.
- Dinliyorum, Cevahir'ciğim.
- Abi, şu canına yandığımın Hazar Denizi'nin statüsü işi var ya...
- Evet?
- Biliyorsun, Ruslar Kazakları kafaladı abi, Aliyev'le İran'a da bastırıyorlar şimdi, Hazar'ı ortak kontrol edelim, diye...
- Hee.
- Abi, biz eski statüden anlaşmıştık. Kazaklarla da, Azerilerle de anlaştık... Kazakistan kıyısından direkt Azeri kıyısına geçecekti bizim doğalgaz boru hattı Hazar'ın altından, Rusların bölgesine girmeden... Şimdi Ruslar da, meseleye balta olacak... Sen bu Dışişleri'ni, İbrahim Cem'i filan tanımaz mısın abi, Moskova'ya gidiyormuş bu, Rusları memnun edecek şekilde kendisine bir emanet versek? Onu da, seni de, ayrıca memnun ederiz tabii, Ruslar karışmasın bizim boru hattına yeter...
- Zor iş vallahi.
- Abi, anlamadın sen, büyük iş bu, adambaşı onar kâğıt, milyon yani, dolar diyorum... Sen yabancı değilsin, o doğalgaz boru hattının içinden daha küçük bir boru hattı daha geçecek, anlıyor musun, Asya'dan Avrupa'ya beyaz işi, yani...
Kemal DervİŞ'İn Gİzlİ GünlüĞü
22 Nisan: Antalya'da halktan biri, sen başbakan olmalısın, dedi. Havada ellerimizi çak'lattık.
23 Nisan: Sabah erkenden denize girdim. Arkadan Bayram Meral de geldi. Sıfır zam olmaz, zorla çıkartır şortunu, üryan bırakıp kaçarım Derviş efendi, deyince sudan çıktım.
24 Nisan: Bugün ilk defa MGK'ya katıldım. Herkes ısrarla, para karşılığında Türkiye'den siyasi taviz istenip istenmediğini soruyor. Hayır, dedim. Yabancı bir bankerin KKTC'nin metrekaresine 65 dolar teklif ettiğini söylemedim... Ayrıca da, para karşılığında Kıbrıs, Ege veya Kuzey Irak'tan çok, Ankara'dan siyasi taviz istendiğini, yani kendilerinin değişmesinin istendiğini bal gibi biliyorlar... Bugün Ecevit'e, "Ne diyorsunuz, Derviş, ekonomi siyasete alet edilmesin dedi Antalya'da?" diye sormuşlar. Benim seçim bölgem İstanbul, demiş. Antalya'da sen başbakan ol diyen biriyle el çak'lattı, diye de gammazlamışlar... Akşam, Amerika öncesinde katıldığım Başbakanlık'taki zirvede kulağına eğilerek, "Sen başbakan ol deyince, şöyle dönüp bir Osmanlı tokadı atıyordum ki, havada elimi yakaladı Sayın Ecevit", diye durumu izah ettim... Zirvede, Türkiye'ye gelirken bildiğim rakamı da, karşılığında yapılması gerekenlerin büyük bölümü gerçekleştirildiği için artık telaffuz ettim. 15 milyar bulabiliriz, dedim.
25 Nisan: Amerika uçağında Alman gazetesi Die Zeit'a verdiğim demeci okuyorum. Hedefim ortasol ittifak gibi flu bir ifadeyle şimdilik hem Ecevit'i idare ediyorum, hem de daha geniş bir yelpazeye mesaj veriyorum. Parayı getirdikçe, daha net konuşabileceğim, biraz daha sabır.
26 Nisan: Ecevit, benim için, ayrı parti kuracak galiba, hayırlı olsun, demiş. Beni yanlış anladığını açıklayarak, durumu düzeltmeye çalıştım. Bu siyasete girme işi, ekonomiyi düzeltmekten zor olacak anlaşılan. Allah'tan, 14.3 milyar dolarlık yardım kesinleşti de, Antalya'daki sözümü hatırlayan olmadı. Ekonomiyi siyasete alet etmeyin, diyordu. Şimdi kendisi yapıyor, derlerdi.