Balık 'eti'moloji

Sularımızda yaşadığı kayda geçen 512 balık türünün adları, Türkçeye Farsçadan Katalancaya 20'den fazla dilden geçmiş.
Balık 'eti'moloji

Özeti bile kitabın kıymetine ışık tutuyor. Memleket balık kütüphanesinin fakirliğini düşününce, Mustafa Pultar ın voli si keyfimize keyif katıyor. Aslolan, üç tarafı denizle çevrili olmak değil, bu suları malumatla çevirmek...

Şu husus önemli: Yeni dönem balıkçılık kaidelerini belirleyecek mevzuat hâlâ kamuoyuna sunulmadı. Belki zamanı gelmedi ama vakit geçtikçe acaba bir yerlerde başka türlü muhabbetler mi dönüyor telaşına kapılıyoruz... İstişarede, yasa önerisinin ‘delikanlılığı’na şahit olduk. Başka türlü bir yasa çıkarsa, fena halde madik yemiş olacağız. Kendi adımıza bilumum madik konusunda tecrübeliyiz, lakin mevzu denizde yaşayan mübareklerin akıbeti olunca, hadise doğaya madik atmak anlamına geliyor ki bunun günahı çok fena. Hani mübarek aydayız diye söylüyoruz. 

Solungaçlı tanımlar
Bir hafta aradan sonra, kaldığımız yerden devam edebiliriz, ki bu haftanın yazısını önceden söylemiştik. Mustafa Pultar’ın İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan ‘Deniz Balıkları Sözlüğü’ne bakıyoruz: “Türkiye’nin, dört ayrı denizinde yaşayan balıkların adlarını sistemli biçimde derleyen az sayıdaki bilimsel çalışmalardan biri... Türkiye sularında yaşadığı kayda geçmiş 512 balık türünün Farsçadan Rumcaya, Katalancadan Romancaya iki düzineye yakın dildeki karşılıklarını derleyen çalışma taksonomi sistematiğine göre hazırlanan Türkçe Ad Dizgeliği’nden oluşuyor”. Kitabın arka kapağındaki malumat böyle. İçine gireceğiz, ama önce birkaç kelam edelim...
Antik reçetelerdeki balık yemeklerine baktığımızda, bugünün araştırmacılarının balıkların bir kısmını ‘muhtemelen şu balıktan bahsediliyor’ diye tanımlamaları, reçeteleri yazan gezginlerin gittikleri kıyılarda, yerli balıkçıların kullandığı isimleri dikkate almalarından kaynaklıydı. Sadece sözlükten değil, diğer kaynaklardan da anladığımız asırlarca Akdeniz’de (insanlıkla teması en eski olan deniz), aynı balığa birçok isimler takıldığı... İnsanlığın, doğanın kendisine bahşettiği bu değerli varlıklara taktıkları isimler etimolojik yolculuğun keyifli bir merhalesi. Hangi balığa ilk ismi kimlerin taktığı kadar, takarken neleri düşündüğü de enteresan. Ağımıza takılan en önemli verilerden biri ise, balıkları tanımlarken ‘benzetme’ durumunun yoğunlukla kullanılması.

Aterinadan palamuda
Anadolu kıyılarında kullanılan balık isimlerinde eski komşularımıza çok şey borçluyuz. Kendileri gitti ama ‘etiket’leri kaldı. Şimdi sırayla gidelim...
Aterİna: Yunancada ‘atherina’, bizde de bu balığa renginden sebep gümüş denmiş.
Çaça: Romanca ve Bulgarcada aynı. Ayvalık’ta papalina deniyor, Rumlardan yadigâr.
Barbunya: Yunanca ‘Barbuni’. İsim sıkıntısı yok; barbun, keserbaş, çalı barbunyası, eşek barbunyası, topuk barbunyası vs... Namı diğer ‘sakallı’ balık; malum Latincede barba sakala denk geliyor. Hani Barba Rosa misali; yani kızıl sakal.
Çupra: Öncelikle balığın has ismi ‘çipura’, belirtelim. Kendisi için hrisofris de kullanılmış. Boy ve yerel kullanımlara göre; çupra, mantek, lidaki, alyanak, hristof, mahmuzlu gibi isimler de mevcut.
Çİroz: Yunanca ‘çiros’. Günümüzde ‘meze’ diye bilinse de aslen, vonozluktan sonraki yağsız balıklara verilen ad. Yani sadece uskumru için kullanılmamış.
Eşkİna: Yunanca’da skion, yani ‘gölge’ demek. Diğer halleri; eşkine, işkine, eskina, mavroşkil, ghervilli, karakoza, kaya levreği, pandeli, kötek... Sadece Akdeniz’de değil, Karadeniz’de de oldukça meşhur olduğu belli.
Hamsİ: Hamili kart hayli yakinimizdir. Yunanca hampsi, Rusça hamsa... Kökeni hâlâ muğlak, kıymeti ise her daim sabit.
Karagöz: Yunancada karayiozis, cinsine göre karakulak, mangır, harakita, kaçıkorya, çıpıntı, tahta, takoz, ak karagöz de diğer isimler. Pek bir kıyafete girmiş karagöz bizim denizlerde.
Kefal: Malum, Yunanca ‘kefali’den geliyor, yani ‘baş’tan... Balığın kellesini düşününce ne kadar doğru isim verildiğine kani oluyoruz.
Palamut: Yunanca pelamid. Peşi sıra aynen devam edelim, boylara göre; peçuta, küçük torik, çingene palamudu, kestanepalamutu, gaco, sivri, torik, telfin, zindandelen (isimdeki azamete dikiz), altıparmak...
Rumlardan yadigâr isimler; stavridi, skorpidi, skaros, zmarida (ki aynı zamanda istrangiloz yani strongulos=yuvarlakaşmış), skumbri, vs. Bu kadar ipucu yeter...