Bir, iki, üç; daha fazla Ocaklar!

Erdek'e bağlı Ocaklar beldesi halkı yasadışı trol avına karşı önce hiddetlenmiş sonra da mücadeleye girişmiş. Hareketin en güzel ürünü bir tür sualtı TOKİ'si; suni resif faaliyeti

İstanbul projeye doymak bilmiyor; önce kanal geldi, sonra yeni şehir. İki dilli olamadık ama bavul olduğumuz kesin. Talebimi dillendiriyorum; İstanbul doğurmasın, kısırlaştırılsın. Yeşil ve boş alanlar, su havzaları tescillensin ve inşaat yasağı getirilsin. Restorasyon, yenileme ve güçlendirmeden gayrısına kem gözle bakılsın. Neyse, burası balık köşesi ‘mavi masa’ değil, daha fazla mesaj kutusu olmadan mevzuya geçelim.
Köşe amacına ulaşıyor ve memleket sathından münevverlerin deniz/balık merkezli insan hikayeleriyle temas ediyoruz. Sağ olsun, sosyolog-yönetmen Deniz Şengenç yazdı da öğrenmiş olduk. Erdek’e bağlı Ocaklar beldesi halkı yasadışı trol avına karşı önce hiddetlenmiş sonra da mücadeleye girişmiş. Şengenç ve arkadaşlarına da bu hadiseyi ‘belgelemek’ kalmış. Halk kolektifine katkı ve desteklerini esirgemeyen Ocaklar Belediye Başkanı Hüseyin Durak’ı, Ege Üniversitesi Sualtı Araştırmaları Merkezi’ni ve Prof. Dr. Altan Lök’ü de sitayişle anmak gerekiyor.
Takım kurgusu hiç fena olmamış. Hareketin en güzel ürünü, ‘suni resif’ faaliyeti. Yani, yuvası başına yıkılan deniz canlıları için organize barınma faaliyeti, bir nevi sualtı ‘Ocaklı Toplu Konut İdaresi’. Ama bu TOKİ başka TOKİ; doğaya rağmen değil doğayla birlikte, kâr merkezli değil ekosistem merkezli bir idare. Alkışlıyoruz! 

Şirinköy’ün Gargamel’i
Kapıdağ Yarımadası’nın batı sahilinde yer alan Ocaklar, 3 kilometrelik sahili, sığ ve sakin denizi, pek nadide doğasıyla tarih boyunca adeta medeniyet cümbüşü yaşamış. İsim isim saymayalım, atlarsak ayıp olur. Eski ismi Gonia (Gönye) ise sahilinin verdiği iki köşeli coğrafi pozdan mülhem. Doğa merkezli isim, daha sonra yerini işlev merkezli isme terk etmiş ve bölgede bulunan taş ocakları nedeniyle Ocaklar olmuş. Mübadeleye kadar Rum yerleşimi olan beldeye 1924‘ten sonra Balkan mübadilleri yerleştirilmiş. Ezcümle Ocaklar tam teşekküllü bir keyif sandığı. Haliyle bu güzelliğe ve muhabbete balık camiası da ilgisiz kalamıyor; koy, balıklar dolayısıyla balıkçılar için de ‘çeyiz’ işlevi görüyor.
Peki Şirinköy’ün Gargamel’i kim? ‘Balığın Sadece Kuyruğu Var’ (www.baliginsadecekuyruguvar.com) adlı belgeselin fragmanından anladığımız melanet; yasadışı trol avcılığı. Bu avcılık biçimiyle ilgili meramımızı bir yazımızda ifade etmiş, ziyadesiyle dertlenmiştik, girmeyelim tekrar ve Ocaklar’a bakalım.
Deniz dibi canlıların doğal yaşam alanlarını tahrip eden avcılıkla mücadele için yöre halkının 2010 yılında geliştirdiği ve beraberce uygulamaya koyduğu suni resif projesi, en mühim sonuç. Halkın yaşadığı yerin kaderiyle ilgili dertlenme, karar alma, kolektif faaliyete girişmesi, yerel yönetim ve bilim insanlarının da kamu yararı için vaziyet alması: İşte sahalarda görmek istediğimiz hareketler...
Hadise bununla da kalmıyor, yöre halkı ‘sevap işlemeye’ devam ediyor: ‘Belgesel ekibi’nden bağımsız olarak destek amaçlı sponsor faaliyeti başlatıyor. Slogan bulup afiş tasarlıyor, 350 kişi birden filme katkı için koşturuyor. Mübarek Ocaklar değil, ‘ocakbaşı’ sanki, masaya ilişene bir muhabbet, bir muhabbet... Ama ‘Masa da masaymış ha!’ 

Denize atılan onurlu imza
Ezcümle, suni resif kalıplarının hazırlanmasından betonunun karılıp kalıplara dökülmesine kadar tüm faaliyeti birlikte ‘karan’ ahali ilk resifleri bu hafta sonu suya bırakacak. Sonrasında da her gün dört resif bırakılması planlanıyor. Artık bundan sonrası, ‘balıklar’ için bayram zamanı; yuvalarına musallat trol ağları lime lime olurken, onlar gönül rahatlığıyla yuvalayabilir ve yumurtalarını bırakabilirler. Tüm bu şamata olurken yanlarında olamayacağız belki ama Ocaklar halkına, hepimiz adına denize attığı bu onurlu imza için minnettarız. Artık belgesel biter de, biz de hikayenin hepsini izleyerek yüreğimizdeki pası sileriz.
Fragmanda poz veren ihtiyar amcayla bitirelim: “Ben alkol sarhoşu değil, hayat sarhoşuyum, yalancılıklar sarhoş etti beni...” Kâfi!

Ehlikeyfin seyir defteri
Beşiktaş Balık Pazarı ve çarşının namlı mekanlarından Hasbi. Yerleştiği iki katlı yapıda 1973’ten beri hizmet veriyor. Müdavimi bol, muhabbeti zengin. Ve tabii ki semtin ‘siyah-beyaz’ rengini de bünyesine yeterince sindirmiş. Duvarlarda futbolcu, taraftar, yönetici fotoğrafları, takım posterleriyle Beşiktaş futbol kulübü tarihi poz veriyor. Mutfaktan zeytinyağlı seçenekleriyle beraber et soteyi de not edelim ve tabii mevsiminde balığı. Maç günleri ve hafta sonları yer sıkıntısı olabilir.
Hasbi: Beşiktaş Balık Pazarı No: 6/A
Beşiktaş Tel: 0212 260 01 52

.