Duygusal değil 'bulgu'sal lüfer

Lüfer konusunda tartışma bitmiyor ama ciddi bir argüman sorunu var. İlginçtir; bilim dünyası net rakamlar ve somut bilgilerle, karşı çıkanlarsa hâlâ bir tuhaf hissiyatla konuşmakta!

Vatan gazetesinden Ercan İnan av yasağı biter bitmez ‘20 santimin altını tutma, yemem diyenler haklı mı?’ diye yazı yazdı. Yazdı da livara ne istifledi, hele bir bakalım. Önce tüyoyu verelim:İsteyenler yazar ve gazete ismini ‘Google’layarak yazının tümüne vâkıf olabilir. Ve peşi sıra işkillenelim: Yazı neredeyse bildiğimiz her şeyin yanlış olduğunu, kendi tabiriyle ‘rakı masasında derlendiğini’ işaret ediyor. Şahsen bildiklerimiz olsa iyi, konu üzerine kafa yoran, aralarında akademisyen ve sivil toplum münevverlerinin olduğu kalabalık bir grubu da masaya dahil etmiş.
Sorun yok, malumatımızı bir güzel derledikten sonra rakımızı da içeriz, balığımızı da yeriz. Öte yandan, evlad-ı mahlukatız, kusurumuz elbet olur, lakin ilim neredeyse de gidip alırız. Aldık da, kimsenin şüphesi olmasın. 

Yerel değil biyolojik
Yazıya sebil itirazımız var, öyle böyle değil... Lakin yerimiz dar, kısa pas yapmayı tercih ediyoruz. Yazar sert girmiş ve avlanma boyuna dair edilen ‘insaf’a cellalenmiş; ‘Konu çok yanlış platformda (neresiyse orası), yanlış bilgilerle tartışılıyor duygusuyla’ da oturup yazmış... Haydi, o vakit ‘yanlış’ bilgilerimiz neymiş, bir test edelim.
Başlıyoruz: Ercan İnan ‘çinekop’ diye bir balık ‘türü’ keşfedip altına yazdıkça yazmış. Yetmemiş, “Çinekopun iki türü vardır” bile demiş. Lakin defalarca yazdık, inatla da yazmaya devam ediyoruz. Bu balık sadece bizim sularda değil, Doğu Pasifik hariç neredeyse bütün tropikal ve subtropikal iklimlerde mukim. İsmi de önce ‘Pomatomus saltatrix’ yani lüfer, sonra ‘blue fish’, o da yetmezse sürü sepet yerel dilde tariflenmiş (Meraklısı için iki hafta önceki yazımız) bir balık.
Hal böyle olunca, tüm bilimsel araştırmalar (Burası mühim, bildiğiniz akademik çalışmalardan bahsediyoruz. Alıntımızı da yapmıştık zaten...) kerterizi çinekop gibi ‘yerel-kültürel’ bir tanımdan değil, biyolojik bir tanımdan almışlar. Neden mi? Çünkü bu bilim insanları kalemi ellerine alırken ‘duygu’dan çok bulguya ihtiyaçları var. 

Rakamlar konuşsun
Memleketteki bilimsel araştırmalara şapka çıkarıp ABD ve Avustralya’daki araştırmalardan da nasiplenmiştik. Okuyan bilir.
Madem ‘Yerli malı, herkes onu kullanmalı’ diyoruz, o vakit Karekin Deveciyan’a bakıp, geçen yüzyıl başı hal bilgileri ve balık tanımlarına da ‘itinayla’ göz atıp malumat sahibi olmayı öneriyoruz. Yetmedi mi; o vakit edebiyattan ve gezi yazılarından lüfer ‘serenat’larına bakacağız, misal Ahmet Rasim’le demleneceğiz. Sayın İnan bizi rakı masasına davet ettiği için bu şekil tertip alıyoruz, yanlış anlama olmasın. Üstat kelamın hasını etmiş: “Bir lüfer balığının yanağı ile yüz dirhem rakı içilir”. Muhtemel çinekop yanağından bahsetmiyordu...
Ercan İnan devam etmiş: “Yani çinekop avlanınca, bu balık türünün neslinin tükeneceği savı kesinlikle doğru değildir. Üstelik lüfere dönüşen balığın havyar bırakma yani üreme kabiliyeti düşer.” Eyvah, eyvah... Şaşırmak için şaşı bakmaya gerek yok, özellikle ikinci cümle sınavda ‘ifade bozukluğu’na örnek verilir, bilgi eksikliğine bile değil. Şurayı hızlı geçelim; çinekop, lüferin 10-15 cm. olanına denir, yoğun avlanması durumunda türün popülasyonuna ‘elbette ki’ negatif etki eder. Bu ‘doğru’yu not edip devam edelim.
20 cm’den sonrasına (memleket sularında) lüfer denen türe dair, uluslararası sularda yapılan bilimsel araştırmalardaki ‘havyar bırakma’ özelliklerini hatırlayalım: Amerikalıların araştırmasına göre lüfer iki yaşında, 15 ve 20 inçte (38 ve 51 cm.) cinsel olgunluğa ulaşıyor ve 21 inç (53 cm.) boyundaki dişi lüfer her yıl 900 bin yumurta üretirken, 23 inç (58 cm.) boyundaki lüfer 1 milyon 100 bin yumurta bırakıyormuş. Avustralyalılardan aldığımız bilgilerde 30 cm. boyunda bir lüferin 370 bin yumurta bıraktığı, bu arada lüfer dediğimiz balığın 110 cm.’i bile bulduğu ‘bulgular’ arasında.
Ezcümle; ıkınıp ıkınıp 15 cm.’deki sabi sübyan çinekopa yumurta bıraktırma fantezisi, gelip de bilimsel araştırmaya böyle çarpıyor işte. Bırakın boyu, işlev bile kalmıyor. Çocuklar da plankton yiyebilsin efendiler! 

‘Trakonya’ muhabbet
Ercan İnan’ın pelajik (göçmen) balığa kestiği civa ‘yevmiyesi’, kasa hesabı, tekne büyüklüğü, ağ tipi ve yasak süresi & kapsamı üzerine yazdıkları ise hayli enteresan... Oltam düğümlendi, devam edemiyorum. Ekonomi sayfalarından konuşunca haliyle mevzu ekosistem ve sürdürülebilir balıkçılık üzerine değil, ‘ciro-sistem’ üzerine dönüyor. Hal böyle olunca, balıkçının hesabına da ‘konjonktürel’ kıyak düşüyor. Hatırlatmaya gerek yok herhalde, bilimsel tespitler ‘lüfer krallığı’ için değil, hem balıkçının kasasının dolması hem de ahalinin lüfer yiyebilmesi için yapılıyor.
Son söz olsun: Şu zerre ilmi yanı olmayan muhabbet artık fena halde ‘trakonya’ hali almış vaziyette. Bir bilen varsa ne olur ses etsin; 20 cm. altındaki lüfere şehvet ve doğurganlık biçen bir araştırmaya ben daha tanık olmadım. Artık gidip Batı’nın ilmini almak farz oldu, vaziyete göre ahlakı da camiaya pay ederiz.
Sormadan da edemiyorum; akıl var, izan var: Mevzu yumurta sayısı mıdır, yoksa yem olmaktan kurtulmuş yavru sayısı mı? Rakı masasında havyar ve yavru balık tüketmiyoruz ya, o yüzden soruyoruz!