Hani benim 'su ürünleri mühendisim' nerede?

Binlerce su ürünleri mühendisi olduğunu hatırlayıp sormak gerekiyor: Sürdürülebilir ve ekolojik deniz ürünleri politikası, kontrolü ve denetimi için mühendislerimizden ne kadar faydalanabiliyoruz veya neden faydalanmıyoruz?
Hani benim 'su ürünleri mühendisim' nerede?

Tarım Bakanlığı ndan balıkların canına nefes verecek bir ses yok...

Geçen hafta bıraktığımız yerden devam ediyoruz ve sorumuzu tekrarlıyoruz: Balığı kim koruyor? İşin sivil toplum tarafına fazlasıyla muhabbet gösterdik, haklarıdır, ellerinden geleni yapıyorlar. Tarihi, kültürel, edebi tarafına da yüz sürdük, üzerimizde emekleri çoktur, vefasız olacağımız beklenmiyordu herhalde... Lakin işin bir de ilmi, mesleki tarafı var ki, pek mühim. Şerhle başlayalım: ‘Fikir Sahibi Damaklar’dan vaziyet raporu aldık: 17 aylık kampanya, yazı, çizi, toplantı sonucu, Tarım Bakanlığı’ndan lüferin ve diğer balıkların canına nefes verecek bir ses hâlâ yok. Eylülde balık sezonu açılıyor da telaşımız o yüzden. 

Derde deva ders konuları!
Balık ve yaşam alanlarına dair ulvi, iyi niyetli ve çevreci parantezlere fena ihtiyacımız olan günlerdeyiz. Yazı-çizi de bir yere kadar... Madem doğanın sofrasına ve boğazına muntazaman çöküp duruyoruz, ol mahlukatın/nebatatın fıtratıyla oynamaktan kendimizi alamıyoruz, o vakit yanımızdaki, berimizdeki ile meseleye adap ve edeple ilişmenin vaktidir; ‘biz şehirden siz köyden’... Bu hafta, yanımızda, benzer dertlerden mustarip kardeşlerimiz, ‘su ürünleri mühendisleri’ oturuyor, onların sesine kulak veriyoruz. Öncelikle bunca zamandır seslerini kafi miktarda duymadığımız ve duyuramadığımız için kusura bakmasınlar, teknenin üstündeydik, kıyıya fazla varamadık, haliyle bir iletişim bozukluğu hasıl olmuş.
Hani sayıları da hiç az değil; 10 binin üzerinde kalifiye insandan bahsediyoruz. ‘O ne ola ki’ diyene, dört yıl boyunca kendilerine okutulan derslerin bazıları cevap olabilir: Balık Anatomisi ve Fizyolojisi, Su Ürünlerinde Kalite Kontrol, Balıkçılık Biyolojisi ve Popülasyon Dinamiği, Balık Avcılığı Dinamiği, Balıkçı Gemileri ve Donanımı, Su Kalitesi ve Kirliliği, Yumuşakça ve Eklem Bacaklılar, Su Ürünleri Avlama Araç ve Teknikleri, Su Ürünleri Mevzuatı başlıkları altında 27 ders konusu. Mübarekler, derdimize deva olacak her başlığa girip çıkmışlar.
Ezcümle; hiç bilenle bilmeyen bir olur mu! Balık mevzusuna bu kadar dertlenmişken, yanı başımızda oturan bu arkadaşların, sivil ve profesyonel alanda yeterince yer alamaması hakikaten çok acayipmiş. Elimin altında diğer ders konuları da olduğu için söylüyorum, bu kadınlar ve erkekler, kıyılarda, hallerde ve tezgahlarda ‘inayet’ namına bir hareket olacaksa, bunun ilmi yükünü yeterince taşıyorlar. Lakin, bırakın süreçte hakkınca pozisyon almayı, hâlâ iş bulma ve atama stresiyle cebelleşiyorlar. Hatta ve hatta profesyonel lobi faaliyeti için gerekli olan mesleki örgütlenme vaziyetleri bile sınırlı; yani iklim değişip duruyor da bu arkadaşların bir odası bile olamıyor. Velhasıl, ‘Hadi gülümse su mühendisi!’ demek de pek sakil kaçıyor. Hakikaten üç tarafımız haybeye denizlerle çevriliymiş, tekrarlayıp durmakta sakınca yok. 

Bazı düzenlemeler var ama...
‘Acep nerdedirler?’ diye sorarsanız, ‘Ziraat Mühendisleri Odası’nın kapısını çalmanız gerekiyor. Çünkü bu odanın altında örgütlüler. Hani inşaatçı, mimar, şehir plancı ‘haklı olarak’ ayrı odalarda kurumsallaşırken, su ürünleri mühendisleri ziraatçi şemsiyesi olmadan arzı endam edemiyor. Ki, işin üretim ve ticari mevzilerine de fena halde katkı verecek gibi duruyorlar. Misal işin rasatında: Tam istediğimiz gibi, yani asri zamanların ekolojik sorunlarını ve yıkımlarını içselleştiren yasalarımız olmasa da, bazı düzenleme ve tertiplerimiz olduğunu biliyoruz.
Peki, hem bir canlı hem de bir gıda olarak başta balık olmak üzere tüm deniz ürünlerinin balık halleri, su ürünleri kooperatifleri, karaya çıkış noktaları ve su ürünleri satışı yapan tezgah ve marketlerdeki kontrol ve denetimi ne kadar ehemmiyetle yapılabiliyor. Tekrar, yukarıdaki 27 derslik ve dört yıllık müfredata dönüyor ve bu bölümden mezun olmuş binlerce su mühendisinin hatırlayıp, soruyu şöyle düzeltiyoruz, ‘sürdürülebilir ve ekolojik deniz ürünleri politikası, kontrolü ve denetimi için mühendislerimizden ne kadar faydalanabiliyoruz, veya neden faydalanmıyoruz?’ Tek kelimeyle özetleyelim: Hayırdır?
Muhabbete şuur ve insaf katmak elzemdir. Ha keza, balığın boyuyla ilgili yapılan istişare ve tartışmalarda, balığın boyundan ziyade ekonomik insanın ses dalga boyu belirleyici olduğundan, hadiseden doğru düzgün bir sonuç çıkmamıştı. Hatırlarsınız; hazirandaki toplantı sonucu lüfer başta olmak üzere diğer birçok türe, öyle sulak yerde büyüyor diye, boya posa vermeyi bırakıp tez zamanda üreyip, ağa zıplaması ve artistlik yapmaması konusunda ültimatom verilmişti. Durum böyle olunca, eylülle birlikte kasa ve tezgahların ‘mini mini balıklardan’ mütevellit çizgi film sahnesi gibi olacağı aşikar.