Alman erdemleri ve başka türlü bir şey

?Bu gece Alman erdemlerini gösterdik.? Almanya?nın Portekiz?i 3-2 yendiği maçtan sonra Bastian Schweinsteiger böyle demişti.

‘Bu gece Alman erdemlerini gösterdik.’ Almanya’nın Portekiz’i 3-2 yendiği maçtan sonra Bastian Schweinsteiger böyle demişti. Nasıl bu memlekette “Yüreğimizi koyar, inanırsak...” mitosu varsa, orada da ‘Alman erdemleri’ mitosu var. Güç, dayanıklılık, disiplin, of demeden son saniyeye kadar siftinmek... Medyamızın bayıldığı, Alman medyasında ise çoğunlukla yadırganan mecazla: Panzer gibi eze çiğneye yürümek...
Oysa Joachim Löw, Klinsmann’la beraber milli takımda iş başı yaptığı 2006 yılından beri, tam da bu Alman erdemlerini değiştirmeye çalışıyor aslında! Kendince bir ‘modernleşme’ projesi yürütüyor.  ‘Yeni bir futbol kültürü’ oturtmak istiyor: Dikine hızlı oyuna dayanan, hücum aklının ve yaratıcılığın damgasını vurduğu bir futbol kültürü. Bunun vasıtası olarak 4-4-2’ye ve onun meleklerine iman ediyor. Bundesliga hocalarının savunma anlayışını basbayağı ‘rustik’, yani ahşap, yani ‘odun gibi’ buluyor; onları oyunu geriden kuran dinamik bir anlayışa zorluyor.
Hırvastistan maçında, bu modernleşme projesi epey bir darbe aldı. Bizzat Löw, tatsız Avusturya maçından sonra ‘Alman erdemleri’nden söz etti. ‘Eski Almanya’ya dönmeyi hiç istemeyen Alman yorumcular “eyvah” dediler. Portekiz maçından sonraysa ferahladı ‘modernleşmeciler’. Schweinsteiger’in aksine, Alman erdemleriyle falan değil, akıllı, yaratıcı, esnek bir oyunla kazandıklarına inanıyorlar. Löw, bilhassa eleştirilere kulak verdiği ve dört yıldır ilmek ilmek ördüğü 4-4-2’den 4-2-3-1’den dönme cesaretini gösterdiği
için övgüler alıyor. Michael Ballack, kendisini serbest bırakan bu diziliş hakkında “Grup maçlarında herkes statik oynadı, şimdi herkes oyun içinde kendi rolünü revize edecek esnekliği gösterebiliyor” diyor. Löw’ün tribünde kamu önünde alenen bir sigara yakmasını da, -bu devirde-, “çılgınca” bulanlar var ayrıca; kaideperest Alman erdemlerine bir kontra daha!
Portekiz maçının 11 Freunde Dergisindeki yorumunda, Schweinsteiger’in sayısı ‘sanat golü’, frikikten gelenler ise ‘Alman erdemi golü’ olarak tanımlanmıştı. ‘Erdemciler’ ile Löw’ün ‘güzel oyun’ arzusunu destekleyenler arasında bir nevi ‘kültür savaşı’ hüküm sürüyor alttan alta. Euro 08 Almanyası, böyle bir med-cezir. Bir ucundan ‘başka türlü bir şey’ yapmaya çalışıyor, beri yandan Alman erdemleri de bir biçimde berdevam. Rakiplere cisim gibi davranmak, uzattığı eli tutmamak, suratına bile bakmamak da mesela o ‘erdemlerin’ bir tezahürü, bazen...
Bir de, 2006’dan beri, Alman futbolunda bir milliyetçilik tartışması dönüyor. İyimserler, o Dünya Kupası organizasyonunda, milli takım muhabbeti etrafında şen ve eğlenceli bir yurtseverliğin doğduğunu düşünüyorlar. ‘Yaz masalı’ diye anılan o şenlikli günlerde, insanlar “Alman olmaktan utanmak”tan kurtuldu onlara göre. Milliyetçi bir iyimserlik bu. Alman bayrağının habire fora edilmesi, Almanlıkla övünmenin revaç bulmasını sağlayan bu hava, neticede Neonazilerin yükselişine, göçmenlerin hayatının zorlaşmasına müsait bir hava. Bunu da bir yerden tanıyoruz, değil mi?