Avrupalı Eses, Ankaralı kanka

İlk kez Eskişehirspor-Galatasaray maçında gördük bu renkli tribün grubunu: Avrupalı Esesler. Üniversite değişim programıyla geldikleri Eskişehir?in futbol takımını destekleyen Avrupalı öğrenciler. Gençlerbirliği ve Ankaragücü?nün İngilizce konuşan ?yabancı? taraftarlarını zaten biliyorduk
Avrupalı Eses, Ankaralı kanka

Erasmus programıyla Eskişehir?e gelen öğrenciler, Kırmızı-Siyahlı tribünlere farklı bir soluk taşıyor.

‘Avrupalı Esesler-Erasmus öğrencileri’ yazılı bir pankart, arkasında çoğu sarışın bir grup genç. Erasmus değişim programıyla Avrupa’nın muhtelif ülkelerinden Anadolu Üniversitesi’ne gelmiş üniversite öğrencileri bunlar. İlkin Eskişehirspor-Galatasaray maçında görüldüler, sonra her maçta tribünde yerlerini aldılar, neşeyle bağırıyorlar: “Es es es ki ki ki, eski eski es!”
Duyumu üniversitedeki ‘bir dost’tan, Emre Gökalp’ten almıştım; yine onun aracılığıyla, bu organizasyonun kaynağındaki iki öğrenciyle, Osman Gümüşgül ve Selim Songün’le yazıştık. Anadolu Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu Spor Yöneticiliği 4. sınıf öğrencisi, ikisi de. “Eskişehirspor sempatisini artırmayı ve taraftar kitlesini genişletmeyi, il ve ülke sınırları dışına yaymayı” dert etmişler. Bu hedefi bir ders projesine çevirmişler. Anadolu Üniversitesi Erasmus Kulübü’yle ve Eskişehirspor 1965’liler Derneği’yle işbirliği yapıp, üniversitedeki 117 Erasmus öğrencisini Eses maçlarına çekme gayretine girmişler. Kırmızı-siyahlıların şehirdeki havasının ve tribün şöhretinin de zaten belirli bir cazibe yarattığını söylüyorlar.
Galatasaray maçı sabahı bir kah-valtı buluşması örgütlenmiş. Oradan, bir bara geçilmiş. Eğlence, sohbet, Türkçe ve İngilizce futbol şarkıları meşk edilmiş. Böylece, tribüne taşınmışlar. Dopdolu tribünler, tezahürat... bir de Eses şöhretli rakibini yenmeyi başarınca, sevmişler bu işi. İzleyen maçlarda da oradalar. Kırmızı-siyah atkılar, formalar ve tabii anılar, “Ülkelerine döndüklerinde Eskişehirspor’u gülümseyerek hatırlamalarını sağlayacak” diye düşünen Osman ve Selim, tatlı tatlı gururlanıyorlar...

Ankara’da top yuvarlak
İkisi de aslında basketbol meraklısı iki Litvanyalı öğrenci, yine Osman ve Selim aracılığıyla, izlenimlerini yazdılar. Renata Braziulyte, 2008 Avrupa Şampiyonası vesilesiyle futbolla ilgilenmeye başlamış. Ankaragücü maçında seyircilerin hiç durmadan şarkı söyleyişini görünce şok olduğunu söylüyor. Maçı izlemeyi bırakıp, “Es es es ki ki ki eski eski es!” nakaratına takılmış o da. Joana Cesnakaite, maç günü ‘tüm şehrin delirmesine’ ve tribünlerin hep bir ağızdan şarkı söylemesine bayılıyor. “Es es es ki ki ki, eski eski es”, onun için de bir selâm sözcüğüne dönüşmüşe benziyor.
Daha kıdemli ve daha ‘angaje’ bir futbolsever ‘yabancılar’ grubu tanıyorum. ‘The Round Ball in Ankara’ (Ankara’da Top Yuvarlak) ‘Kanka Grubu’. Ağırlıkla İngiliz, İrlandalı, İskoç ve Avustralyalılar; ayrıca Alman, Hırvat, ABD’li, Fransız, Danimarkalı, Finlandiyalı ve Türk üyeler de var. İngilizce yayın yapan www.ankarafootball.bslogspot.com adresindeler. “Ankara’daki futbolseverlerin blog’u” diye tanıtıyorlar kendilerini; peşinden “tabii ki Ankara-spor’u sevenler hariç” notunu düşerek! Kullanıcı adlarını mutlaka “kanka” ekiyle alıyor, mesajlarında ‘Dear Kankas and Kankies, sevgili kankalar ve kankiler’ diye hitap ediyorlar.
Ankaragüçlü kankalar ve Gençlerbirlikli kankalar var. Onları takımlarının her maçında formaları ve atkılarıyla maraton tribününde görebilirsiniz. Profilleri “Erasmuslu Esesler”den farklı; çoğu orta yaşlı, meslek sahibi. Yolu iş icabı veya bir aşkın peşinde Ankara’ya düşmüş, burada hiç yoksa birkaç yıllığına yerleşmiş futbol tutkunları bunlar. Futbol terbiyesi almış bir Britanyalı’ya yakışacağı gibi; yaşadıkları yerin futbol takımıyla ilgilenmek, onlar için bakkaldan-marketten ekmek-su almak kadar tabii bir şey.

Dünya hemşeriliği
Ankaragüçlü kankalar, kulübün yönetim buhranını ‘Goodbye Cemal Aydın’ başlığı altında tartışıyorlar. ‘Eski Kanka Jim’, Rus, Afrikalı ya da ABD’li bir zenginin günün birinde Ankaragücü’nü satın alıp yukarılara zıplatacağına olan ümidini koruduğundan bahsediyor. Gençlerli kankalar, Jedinak’ın transferiyle Gençlerbirliği’nde iyice kuvvetlenen Avustralyalı “kolonizasyonu” üzerine sevinçli yorumlarını paylaşıyorlar. Samet Aybaba’nın, kendisinin ‘bir Arap’a’ tercih edildiğini söyleyen açıklamasına Futbol Federasyonu’nun ceza vermemesine maalesef hiç şaşırmadığını yazan bir kankaya, bir diğeri, “Utan TFF! Bu yaptığını hiç unutmayacağız!” diye mukabele ediyor.
Bir dünya vatandaşı hali, bir ‘dünya hemşehriliği’ muhabbeti bu... Tribünün, her insanın her yerde yerli olmasına, herkesin birbirinin yerlisi olduğunu hissetmesine kapı açması... Futbolun insan ve dünyalı çehresi... Dönüp dolaşıp ‘yabancılar’dan yakınan, bakkaldan ekmek-su alırcasına doğallıkla ırkçılık yapan futbol adamlarına karşı, ibretliktir. İyi seneler.