Dellenme mi, 'Başka bir şey' mi?

Beşiktaş-Galatasaray maçında sahaya kim niye daldı? Komplo teorilerine hacet olmadan da kuşkulu bir durum. Ve tarihte büyük ve tuhaf saha tecavüzleri.
Dellenme mi, 'Başka bir şey' mi?

Beşiktaş tribününün, 5 kırmızı çıkan fantastik-korku Samsun maçında bile sahaya inmediğini hatırlayanlar, pazar gece Olimpiyat Stadı’nda olanlara anlam veremiyorlar. Olayı otomatik olarak ‘Çarşı’ ve ‘Geziciler’in üzerine yıkma heyecanına kapılanların varlığı, olaydan önce tribünde çıkarılan kavga, kavgacıların ve sahaya dalanların pek ‘otantik’ taraftar gibi görünmemesi, haklı kuşkuları ortaya çıkartıyor. Sahaya dalmak bir dellenme halidir, takımı mahveden bir intihar eylemidir ama acaba burada delilikten başka bir şey mi var? Aydınlatılmayı talep ediyoruz.

Geçen sezon Ankaragücü, Konya maçında taraftarlarının sahaya hücumu nedeniyle 4 maç seyircisiz oynama cezası almıştı (1 maç da sezonda 4. kez tekrarlanan ‘kötü ve çirkin’ tezahürattan eklediler). Beşiktaş şimdi daha fazlasını mı alacak?
Sahaya dalmanın bir dellenme tezahürü olduğunu söyledik. Bunun da bir folkloru var, beklerken biraz ona bakalım.
Futbolun endüstriyelleşmesinden önce, saha yoğun bakım ünitesi gibi steril tutulmazken, birilerinin içeri girmesi o kadar acayip değildi. 1966 Dünya Kupası finalinde bile bitime iki dakika kala topun olmadığı yerlerde zafer koşuları yapmaya başlayan seyirciler görülmüştür. Maçtan sonra işgal, zaten vukuat-ı adiyedendi. 1970 Dünya Kupası finali biter bitmez içeri dalanlar, hatıralık alacağız diye bazı oyuncuları donuna kadar soymuşlardı. 1977’de İskoçya Wembley’de İngiltere’yi 2-1 yenince, 40 bin taraftarın sahaya dalıp sökebildikleri her nesneyi ganimet almaları, efsanedir. 1975’te ABD’de Pele’yi güzel golünden ötürü tebrik etmek isteyen seyirciler, adamcağızın bir dizi kemik kırığıyla hastaneye kaldırılmasına yol açmışlardı. Geçen sene Bundesliga’ya terfi maçında 90 artıların bittiğini düşünen Düsseldorf’luların kutlamalara başlamak üzere sahaya daldığını hatırlarsınız. Saha yarım saatte zor zahmet boşaltıldı da kalan 90 saniye oynanabildi. Sevinç işgalinin acılısını 2001’de Schalke’liler yaşadı. Şampiyon olduk zannıyla çimlere indiler, azıp coşuyorlardı ki Bayern’in 90+ golüyle şampiyon olduğu haberi geldi, saha mezarlığa döndü.

Sevinç tecavüzlerinin ‘münferitleri’ de olur. 2011’de İngiltere 4. Ligi’nde gole pek sevinen belden aşağısı felçli Northampton taraftarının tekerlekli sandalyesiyle sahaya dalması gibi. 2012’de Karadağ’da bir Buducnost taraftarının frikik kararına bozulup elinde meşalesiyle sahaya dalması, bundan ilham alan bir başkasının topu kapıp 20 metre sürdükten sonra ağlara göndermesi gibi. 1970’te İngiltere’de Colchester United kalecisinin dizine dalan ve adamın futbol kariyerinin bitmesine yol açan Terrier cinsi köpeği de bu silsilede anabiliriz. Futbolun tarihsel kökünde yatan, azmanın serbest olduğu halk şenliği geleneğinin izleri…

Vahim örneklere gelirsek… 2011’de Viyana derbisinde 26’da Austria 2-0 yapınca yüzlerce Rapid’li sahaya dalıp maçı bitirmişlerdi. O gece de olayın yorumlandığı televizyon programını bastılar. Programcı serinkanlılıkla ‘Stüdyomuz 9 hafta kapatma alır’ diye yorumlamış baskını. 2011 Mayısı’nda Frankfurtlular Köln’e yenilmekteyken kale arkasından indiler, televizyon kamerasını parçaladılar.
Beteri, bu işin kavgalısıdır. 80’lerden iki feci olay var kayıtlarda. 1984’te Atletico Bilbao-Barcelona Kral Kupası finalinde Maradona’nın tahrikleriyle başlayan bir didişme sahaya seyircilerin dalmasıyla meydan kavgasına dönmüş, 70 kişi yaralanmış, birkaçı kalp krizi geçirmişti. 1985’te Luton Town–Millwall müsabakası, en uzun süren saha işgali olarak meşhurdur. Stat dışında tutuştukları kavgayı maç esnasında da sürdüren taraftarlar dövüşlerini sahaya taşımışlardı. Polisler çareyi kaçmakta bulmuştu. Bu dehşetli olayın simgesel sahnesi, olaylar yatıştıktan sonra kale direklerinden birinde saplanmış duran bir bıçaktır.
Korkarım, ‘futbolun içinde bu da var’.