Direkler kime yâr, kime arkadaş?

Trabzon, Sivas, Galatasaray, Fenerbahçe, Ankaraspor, ilk devrenin sonuna doğru finişe kalktılar. Beşiktaş irtifa kaybediyor. Haftanın pozisyonu, Deivid?in üst direkten Denizli kalesinin içine düşüp tekrar üst direğe vurup geri çıkan topunda golün verilmemesi. Direklerin metafiziği...
Direkler kime yâr, kime arkadaş?

Gökhan Emreciksin?in (üstte sağda) direkte patlayıp yandan auta giden şutu, Galatasaray?ın şansı oldu. Deivid?in, ?Piero?ya mahal bırakmayan golünü yardımcı hakem Erhan Sönmez göremedi (altta). FOTOĞRAFLAR: YAŞAR SAYGI, EVREN ATALAY, CENGİZ MALGIR

Günter Netzer’in lastikli bir sözü var: “Direkler, kalecinin dostudur -ama asla itimat edilmeyecek bir dost.” Eh, Denizli kalecisi Cenk’in dostu sayılabilir direkler, topu hakemlerin gözünden iyi sakladılar! Bu hafta direkten dönen top sayısı dörtten ibaret. En kritiği: Ankaragüçlü Gökhan Emreciksin’in durum 0-0’ken Galatasaray’ın yan direk içinde patlayıp ‘bir süre yere paralel gittikten sonra’ auta çıkan şutu. Kaleci De Sanctis’in o paralelde nasıl donakaldığına dikkat edin. Direkten dönen top öyledir, dünyayı durdurur bir anlığına... Gençlerli Engin’in kaleye süzülen korneri direğe takılmayıp içeri düşse, hin çocuk sevinecek ama skora etkisi yok. Gökhan Ünal’ın cepheden vuruşu üst direği zangırdatacağına ağlara yapışsa, gergin yüzü biraz gevşeyecek ama o kadar mühim değil.
‘Direkten dönmek’, bahtsızlığın güzel adlarından biri; futboldan sivil hayata armağan. Direğe çarparak giren gollerde de bir ‘vurgu’ var. Tutulmaz yerden. ‘Çat’ diye. Bu hafta Ankarasporlu Neca’nın Beşiktaş’a, Sivaslı Bilica’nın İstanbul Belediyesi’ne attıkları gibi. İyisi mi, direklerin metafiziğini daha kurcalamak için lige verilen araları bekleyelim.
Trabzon-Körfez, heyecanlı, enerjik bir maç oynadılar. Taner Gülleri’nin topu çapraza sürüp doksan derecelik bir açıyla uzak direğe yollayışı, nasıl usta bir gol vuruşu. 32 yaşında nihayet 1. Ligde iş tutabiliyor (6 gol 5 asisti var). Bordo-Mavililerde, Umut-Gökhan işbirliğinde hafif bir kıpırdanma yok mu? Trabzonspor, ilk yedi sıradakilerden gayrısıyla yaptığı 9 maçta sadece 2 puan kaybetti (Antep’le berabere kalarak). Etkileyici bir bilanço. Fenerbahçe bu tertipten 9 maçta 10, Galatasaray ise 10 maçta 8 puan kaybetti. Beşiktaş’ın kaybı sadece 4. Ama onlar da ilk yedi sıradakilerle (ikisi İnönü’de) beşinci maçında 2 puanda kaldı. 

Greko-romenci Mehmet
Geçen seneki deplasman zaafı süren Sivasspor, 2. haftadaki Kocaeli seferinden sonra dışarda ikinci galibiyetini kazandı. Mehmet Yıldız’ın kaleci Hasegiç’ten kaptığı top: Greko-romencinin serbestçiyi yenişi! Galatasaray Ankaragücü’nü beş dakikada üçlerken, gol krallığında Baros’u (10) Mehmet Yıldız’ın (11) peşine taktı. Beşiktaş tribünleri, öfke küpü. Hakem olsun, rakip olsun, hısım olsun, hareket eden ya da etmeyen- her şey küfür-kıyamet altında. Kuru kuru top çevirmesinden yakınılan Ankaraspor, İnönü’de fazlasıyla efektifti.
Galatasaray 4., Fenerbahçe 7. haftadan beri ilk kez deplasmanda kazandılar (ikisi de Kocaeli’ni yenmişlerdi). Emre Belözoğlu yine karşımızda. Denizlispor’a attığı zımba gol, onu koruyup kollayanlara kabarma fırsatı verdi. Genç yıldızın haksız hücumlara uğradığını düşünenler, tıpkı kendisinin ‘Macar maçında’ yaptığı gibi, basın tribününe kol gösteriyorlar, mecazen. Nazarımda, utanç verici İsviçre maçı tertibinin saha içindeki coşkulu tatbikçisidir kendisi. Bu rolüyle hesaplaşmadıkça, ters saltoyu röveşatayla tamamlayarak otuz metreden doksanı bulsa nafile.
Üç adet 0-0, üç adet 3-0 var bu hafta. Evindeki yedi maçın dördünü berabere bitiren Konyaspor’la Bursa’nın yeşil-beyaz buluşması, cansız bir 0-0. Antepspor-Kayserispor’unki ise, kanlı canlı, atraktif pozisyonlara dolu.
Ankaralılar arasındaki maçlar tamamlandı, puan durumu: Gençlerbirliği 7, Ankaargücü 6, Ankaraspor 4, Hacettepe 0. Gençlerbirliği puanlarının yarısını bu hemşeri müsabakalarından edindi. Garibim Hacettepe 90 dakikayı yine 9 kişi tamamladı. Yine aynı şey: Suhuletle oynanan bir maçta vara yoğa çalınan düdükler ve 40 yaş depresyonunu alış verişle geçiştirmeye çalışan bir beyaz yakalının kredi kartı kadar sık kullanılan sarı kartlar. Trabzon-Kocaeli maçında Deniz Çoban, oyunu akarına bırakarak, avantajları gözeterek ve hiç de kibar geçmeyen maçta ilk sarı kartını 83’te çıkartarak, düdük ishali olmadan da hakemlik edilebileceğini gösterdi.

Ah şu homofobikler...
Dört haftadır yenişemeyen Antalyaspor, bu dört beraberliğinin üçü golsüz. Zaten Mehmet Özdilek, Kayserispor’un da sebatla uyguladığı göbek eriten diyete soktu Akdeniz takımını: İlk sekiz haftada 10 atıp 18 yemişlerdi, son altı haftanın gol averajı 5-3. Milan Baros’un giydiği Adidas’ın pembe kramponları, bazı topçularımızda ‘erkek adamı bozar’ kasılmasına yol açtı. Eski naif gol sevinçlerini, 1’den 11’e sıralı sırt numaralarını özleyen nostaljik romantikler, başım gözüm üstüne; siyah krampondan başkasını aklı almaz onların. Ama homofobik tepkiler bizi bozar! İtalya’nın Adanası, maçolar diyarı Napoli’nin pespembe formasından utanın!