Gol perhizi ve şeytan merdiveni

Şimdiye kadarki en golsüz hafta. Sadece 15 gol. Üç adet 0-0 var. Gol kaydına muvaffak olan takım sayısı sekizden ibaret. Tepede Trabzonspor 4 puanlık bir avantaj yakaladı. Ankaraspor ve Kayseri durakladı, Galatasaray ve Fenerbahçe yukarı yanaştılar. Körfez nihayet siftah yaptı
Gol perhizi ve şeytan merdiveni

Bobo, son dakikalarda sırtına çarpan topla sonucu değiştirmeye çalıştı ama başarılı olamadı. FOTOĞRAF: MURAT AKBAŞ

Klasmanda takımlar tek sıra dizilmiş durumdalar. 9-22 puan arasında, 16 puan hariç, her basamakta birisi duruyor. İtiş kakış bir kuyruk. Üst basamaklarda, Sivasspor, fosforlu Konyaspor karşısında insaflı bir 1-0’la mevkiini korudu. Kayserispor ise silkinen Antalya karşısında golü koparamadı ve o kritik Beşiktaş galibiyetini sanki boşuna kazanmış duruma düştü. Liderin mukayeseli üstünlüğü, deplasmanlarda. Dış saha klasmanında 10 puanlı Ankaraspor’un 5 puan önünde lider. İç saha sıralamasında ise averajla 6. sırayı tutuyor.
Trabzonspor üç senedir yenildiği Gençlerbirliği deplasmanında kazanırken, Samet Aybaba-Ersun Yanal karşı karşıyaydı. İki hocanın da, öteki tarafta, güzel günleri olmuştu. Ersun Yanal, Gençlerbirliği’yle şampiyonluğa oynamış; o ışıltılı sezonun son çeyreğinde, kupa finalinde Samet Aybaba’nın teknik direktörlüğündeki Trabzonspor’a yenilmişti (2003). Ki Samet Aybaba ondan iki sene evvel bu defa Gençlerbirliği’yle kazanmıştı kupayı. Bu hafta, üç teknik direktör daha, önceden çalıştırdıkları takımlara karşı kulübede saf tuttular. Rıza Çalımbay, bu hafta rakibi olan Ankaragücü’nü çalıştırmıştı bir zamanlar, Erdoğan Arıca Antepspor’u, Yılmaz Vural Denizlispor’u. Gerçi, memlekette “Yılmaz Vural’ın eski takımı” olmayan kim kaldı ki! Bu sezon Süperlig’de yer alanlardan tam 9’unu evvelce çalıştırmışlığı var; Aybaba’nın 6, Bulak’ın 5, Yanal, Arıca ve Çalımbay’ın 4, Kurtar ve Kayıhan’ın üçer takımı. Malûm, işler eski zamanlardaki gibi değil, futbolcular da teknik adamlar da fırdolayı sirkülasyon halindeler. Cihanda da öyle. Ama yurtta, hele teknik direktörlerde, sirkülasyonun hızı, bir ‘tersine Bosman’ kanununu icap ettirecek raddede. “Kartaca yıkılmalıdır” misali, tekrarlayıp duruyoruz.

Baytar’ın gurur meselesi
Bilvesile değinelim: Lig TV spikerlerinin, yolu onca diyar içinde bir ara sözgelimi Altay’a da düşüvermiş bir futbolcudan bahsederken ‘eski bir Altaylı’ deyişini dillerine pelesenk etmeleri pek isabetli olmuyor; bir Vahap Özaltay’dan, bir Mustafa Denizli’den bahsediyor değiller neticede.
Trabzonspor kafadan kafaya top sektirerek attığı golle liderliği aşırırken, sadece bu maçın değil cümle haftanın göze batan oyuncularından biri, Gençlerbirliği’nden Engin Baytar’dı. Kendini işine verse yıldız olacağına inanılan, iskambil karar gibi top çeviren, şeytan tüylü adam. Üç ay kadar önce “Engin Baytar Trabzon-spor’a gelsin, 38 numarasını giysin” adıyla açılan Facebook sitesine üye olması, Alkaralar’ın tepkisini çekmişti. Cuma gecesi Trabzonspor kalesine muhtelif mesafelerden muhtelif isabetlerle çeşit çeşit top gönderdi, salladı ama yıkamadı.
Bursa Atatürk stadı: Bir yanımız, Bursaspor-Beşiktaş husumetinin asap ağrıları içindeki protokol tribünü  maratondaysa, dizi dizi pankartlar arasında, bir yanımız ‘Elmasbahçe’ (Ahmet Kaya’nın hatırasına selâm). Saha, 1970’lerin futbol florasından kalma: Timsah derisi gibi. Beşiktaş’ın enerjik oyunu galibiyete yetmedi.

‘Yabancı’ mühendisler
Tedirgin Galatasaray, İstanbul Belediyesi’ni yabancı mühendislerinin golleriyle geçti. Üç İstanbullu’nun ayırt edici yanı, skor yükündeki yabancı parmağı: Galatasaray’ın 25 golünün 18’i (yüzde 72), Beşiktaş’ın 20 golünün 14’ü (yüzde 70), Fenerbahçe’nin 24 golünün 15’i (yüzde 63) yabancılardan. Onlara benzeyen yalnızca Antepspor’la Antalyaspor var (9/14, yüzde 64). Yabancıların gollerin yarıdan fazlasını attığı iki takım daha: Eskişehirspor ve Denizlispor (bu ikisinin de rakamları aynı! 8/14, yüzde 57). Skora en az yabancı yardımı alanlar: İstanbul Belediyesi (2/11, yüzde 18), Sivasspor (3/18, yüzde 17), Kocaelispor (2/12, yüzde 17).
Lige sahiden dönmek için eşinen Fenerbahçe için, ‘possesion delisi’ Ankaraspor iyi bir meydan okumaydı. Frikik örgütlenmesinden gelen iki golle geçtiler. İkisinde de fotoğrafta Roberto Carlos var. İlkinde pası içeri vuran pusucu rolünde. İkincisinde, frikikçinin ta kendisi olarak; ki alâmet-i farikalarından biri onun: On metreyi mütecaviz gerilişi, step dansı yapar gibi eşindikten sonra kopup gelerek baldırından gaddar bir şut çıkartışı... Geldiğinden beri hasretle beklenen bu marifetiyle iki haftadır kaleci ve direk dövüyor, döneni tiplemek Lugano’ya nasip oluyor.
Hacettepe-Antepspor son derece muhafazakâr bir 0-0 oynadılar. İç harpteki Ankaragücü Eskişehir’de üç can puanı aldı. Haftanın en dramatik maçı, yeşil-siyahtı. Misafir Denizlispor 6 ve 8’de iki farkla öne geçti, Kocaelispor beş dakika sonra üst üste iki golle yakaladı. İkinci yarı, aç bîilaç Körfez göğsünü bağrını parçalarcasına yüklendi ve 90. dakikada armağanını aldı. Oyuncuları kendinden geçiren, tribünlerde kupa kazanmışçasına kutlanan bir hayat hamlesi.