Mahalle meselesi dünya meselesi

Dünya Kupası öncesi, mahalle futboluna saygı duruşu: 'Uyuşturucuya ve uyuşturulmaya' karşı mücadele veren Osmaniye Karaçay Gençlikspor için...
Mahalle meselesi dünya meselesi

Yönetmen Daniel Huhn’un Salı günü Ankara’da Goethe Enstitüsü’nde de gösterilen bir futbol belgeseli var: ‘Weltklasse-Kreisklasse’. ‘Dünya ligi-mahallî lig’ veya ‘dünya seviyesinde-mahalle seviyesinde’ diye çevirebilirsiniz. Geçen sene Almanya’da ödüller alan belgesel, Ruhr bölgesindeki mahalli ligde (7. Basamak) yer alan Gençlikspor Recklinghausen’in bir sezonuna tanıklık ediyor. Ağırlıkla ‘Almancılara’ dayanan mütevazı bir futbol kulübünün, insanları nasıl birbirlerine, topluma, hayata bağladığını anlatıyor.

Filmin adında ‘dünya’ ile ‘mahalle’nin yan yana anılması ondan. Bir yerel takım, seferber ettiği insanlar için, dünya çapında bir ‘olay’ olabilir. Mahalle takımı da kendi etrafında bir dünya kurar. O da sahici bir dünyadır. Bir bakıma, ‘sahici futbol’ diye hayranlıkla bakılan, ‘dünya çapındaki’ futbolunkinden daha elle tutulur, daha samimi, daha sahici bir dünya. Dünya şampiyonası gelip çatmışken, futbolseverlerin gözleri ışıltılı dünya sahnesine kitlenirken, nefis terbiyesi gibi, mahalle futbolu önünde bir saygı duruşuna davet etmek istiyorum.
Beni bu saygı duruşuna kaldıran (ve ‘Dünya ligi-mahallî lig’ filmini hatırlatan), 19 Mayıs’ta TRT-Spor kanalında ilk gösterimi yapılan ‘Şampiyon olmasak da’ belgeseli oldu. Mihriban Sezen’in yönetmenliğini yaptığı filmi, internetten izleyebilirsiniz.

Külüstür bir minibüsün cızırtılı bir hoparlörle bir kenar mahallenin toz toprak yollarında dolaşarak maç anonsu yapmasıyla başlıyor film. Karaçay Gençlikspor’un hikâyesi... Üç sene önce, bu mahalleden yetişen bir üniversiteli gencin, Soner Yiğit Karabay’ın gayretiyle kurulmuş bir kulüp bu. Karabay, Osmaniye’nin Kürt göçü de alan bu yoksul mahallesinde uyuşturucunun kahredici bir kolaylıkla yaygınlaşmasına isyan eder, çare ararken bu işe kalkışmış. 25 Mart 2012’de internetteki soL Haber portalına yaptığı açıklamada: ‘İşçi sınıfının gençlerinin uyuşturucuya, uyuşturulmaya, bu teslim olmuşluğa mahkum olmadıklarını göstermek istedik’ diyor. Mahallenin çocuklarını toparlayıp bir ‘takım yapmaya’ girişmiş. Çocukların velilerinin desteğini kazanarak, bir derneğin yönetimini devralmış ve onu Karaçay Gençlikspor’a dönüştürmüş.

Umudun takımı
Soner Yiğit Karabay, Yılmaz Güney’in Adana 5 Ocak stadında içtiği gazozdan ve yediği simitten duyduğu mutluluğu anlattığı bir mektubu aktarıyor belgeselde. Kendisi de futbolu 5 Ocak stadında sevmeye başlamış. Karaçay Gençlikspor’un renklerini, ‘bölgemizin en güçlü takımı ve en güçlü taraftar grubu’ dediği Adana Demirspor’dan ilhamla mavi-lacivert olarak belirlemiş. ‘Umudun takımı’ şiârını kullanıyorlar. Kırka yakın çocuk ve genç.

Amatörlük de paralı
Karaçay Gençlikspor’un derdi elbette şampiyonluk falan değil. Ancak Soner Yiğit Karabay, ‘Çocuklar yeni bir şey istiyor’, diyor. Bir hedef lazım! O hedef: amatör lige katılmak. Ne var ki amatörlük de paralı bu alemde! Belediyenin fonundan topu topu 1500 lira yardım alabilmişler, o paranın 500’ü Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu’na aidat olarak gitmiş, bin lirayı da lige katılım parası olarak ayırmışlar. Malzemelerin yanı sıra antrenör lisansı, makbuz basımı gibi beklenmedik bir dizi masraf çıkmış, yoksul muhitlerinde eşin dostun cebinin suyunu sıkarak verdiği desteklerle idare etmeye çalışmışlar. Birçok maça yürüyerek gitmek zorunda kalmışlar, birkaç maça çıkamamışlar, çıkamadıkları maçlar için de ceza tahakkuk etmiş ayrıca!

24 Mayıs’ta facebook sayfalarına yazdıkları mesajı aktarayım: ‘3 yıldır içinde bulunduğumuz onurlu bir savaş var, yaşadığımız yeri güzelleştirmek ve hayatımızı anlamlandırmak için mücadele ediyoruz. Bölgemizde uyuşturucunun oldukça yaygın olduğunu devlet kademelerinde, ulusal ve yerel basında fırsat buldukça dile getiriyoruz. Ancak tüm bunlara rağmen geride kalan 3 yıl içinde tüm bu çabalarımız yetkililerin gözünde pek değer görmemekte, Karaçay’da ve şehrin geride kalanında torbacılar elini kolunu sallaya sallaya dolaşmaktadır. Küçücük çocukların aşırı dozda eroinden öldüğüne de hiçbir yayın organında rastlanılmamaktadır. Karaçay Gençlikspor uyuşmaya, uyuşturulmaya karşı olan mücadelesini sonuna kadar sürdürecektir ancak biz birkaç üniversite öğrencisi ve birkaç gündelik yevmiye işlerinde çalışan işçiler olarak bu işin yükünü kaldırmakta zorlanıyor ve ciddi bir şekilde kulübün geleceğini tehlikede görüyoruz. Gelecek sezon liglerde var olabilmemiz için maddi kaynak yaratmak zorundayız. Devlet kapılarında yıllardır kapı kapı dolanıyoruz ancak hiçbir sonuç alamadık ve alamayacağız çünkü bu memleketin emekçi çocuklarının hayalleri oradaki koltuk düşkünlerinin umurunda bile değil. Bizler dilenci değiliz ancak bize inanan insanların küçük ya da büyük desteklerine fazlasıyla muhtacız.’

Hem öneri, akıl fikir hem de maddi destek için çağrıda bulunuyorlar. Bu da hesap numaraları (Ziraat Bankası): Soner Yiğit Karabay - TR44 0001 0011 4856 1150 6450 01

Karaçay Gençlikspor hayatta kalır mı? Dünya Kupasını kimin kazanacağı kadar büyük bir ‘dünya meselesi’, bana sorarsanız.