Mevsimin pek nadir bitkisi: Gol

Süper Lig gol pekliği çekiyor. 15 gollü 11. haftanın ardından, 12. haftada 12 golcağız izleme mutluluğuna eriştik. Beş maç 0-0. Gol kaydına muvaffak olan takım sayısı ise beş. Haftaya ilk sekiz sırada giren takımlar arasında tek galip gelen Beşiktaş. Böylece de lider Trabzonspor?a yaklaştılar
Mevsimin pek nadir bitkisi: Gol

12 golün atıldığı 12. haftada, bu yekûnun yedisi Denizlispor-Bursaspor maçında kaydedildi.
FOTOĞRAF: GÖKAY AKIN


Futbolun golden ibaret olmadığını hatırlatmak için, haftanın kritik sahnelerini gol olamayan pozisyonlardan seçmeli. Topun ‘Goleyazdığı’ anlar. Bilhassa kaleciyi geçmişken çizgiden çıkarılan toplar. Üçü de, beraberliğe talim eden ‘büyükler’in maçlarından. Üçü de ilk dakikalarda. Ankaragücü-Fener maçının 1. dakikası: Deivid’in korner topuna kafasını, direk dibinde bekleyen İbrahim Ege kafayla iade ediyor. Kornerlerde direk dibine tayini çıkan nöbetçilerin hikmetini anlıyoruz. Ankaraspor-Galatasaray maçının 4. dakikası: Hatalı geri pasını avlayan De Nigris kaleciyi de bertaraf edip boş kaleye yuvarlıyor, ancak resme giren bir cisim, Servet Çetin, tam çizgiden çeviriyor topu. İyi takipçilik, cüsseye oranla yüksek atiklik. Trabzon-Sivas maçının 10. dakikası: Sivas savunmasının yağmura takılan topunu Gökhan Umut’un önüne yuvarlıyor, Umut içeri vuruyor, Iveca topun gidiş istikametinde kayarak yukardan dışarı aşırtıyor. Çeviklik ve zamanlama ustalığı. Bir başka goleyazan top: Tello’nun haşin bir kavis çizen vuruşu, ‘direkt’ korner golü oluyordu (galiba geçmişti çizgiyi de hakemler göremedi) - Mustafa Denizli’nin futbolculuğunda bile isteye attığı gibi.

Ara, sezon sonunda öde
Ankaragücü taraftarlarının istifaya davet etmek için fazla mesaiye kaldığı Cemal Aydın, maçın hakemine telefon açtığı için disipline sevk edildi ve hakem değiştirildi. Sadece telefon açtığı için... Geçmiş yıllarda maç ayarlamaya dönük nice telefon sohbeti kaydı ortalığa saçılmış, bir netice çıkmamıştı. İtalya futbolundaki büyük 2006 operasyonu Calciopoli de telefonlardan doğmuştu biliyorsunuz. Juventus menajeri Moggi’nin tam 10 bin konuşması izlenmişti. Hatta Bari taraftarları şöyle bir pankart asmışlardı bu telefon trafiği fâş olunca: ‘Moggiphone tarifesi: İstediğin kadar ara, sezon sonunda öde!’
Ankara-Galatasaray rüzgârlı bayır, Ankaragücü-Fener halıda pamuklanma, Trabzon-Sivas doyurucu bir sağanak maçı. Bordo-Mavililer, vasıflı takımlara diş geçiremiyor ama bunu pek dert etmemeyi beceriyorlar. Şimdilik. İnönü’de zaman zaman İngiliz sound’ları aksederken, Beşiktaş’ın iştahı açık, zaman zaman gösterişli iki ters bir düz pas örgüleri örüyor. Holosko, mâhir bir servis elemanı olabileceğini yine gösterdi. Fenerbahçe ve Galatasaray, deplasman klasmanında 11 ve 12. sıradalar.
Kayserispor’un 1970’ler üslûbu taşıyan skor minimalizmi sürüyor. Ligde maç başına düşen gol ortalaması 2.6; Kayseri maçlarında ise 1.4. Golün damlalıkla verildiği haftanın kepçe kullanılan müsabakası: Denizlispor-Bursaspor: 4-3. Nefis goller. Skorun bir o yana bir bu yana gittiği, bütün golleri bitiren golün çıldırasıya kutlandığı gerçek bir düello. Evinde 6. sırayı tutan Denizlispor, deplasman klasmanında sonuncu! İstanbul Belediyesi-Hacettepe, evinde PES oynayan bir ergen kadar yalnızdılar. En alttakilerden Antalya-Kocaeli, 0-0’la umutlarını sürdürdüler. Antepspor beş hafta sonra kazandı. Haftalardır kazanamayarak baş aşağı gidenler: Bursaspor ve Gençlerbirliği altı haftadır 2 puan, Hacettepe beş haftadır 2 puan, Eskişehirspor dört haftadır 1 puan. Gençler, kırmızı çizginin altına kadar çöktü. 

Şortunu unutan biri vardı
Unutkanlık: Ankaragüçlü Iglesias tam oyuna alınacakken anlaşılıyor ki şortu soyunma odasında kalmış. Öğretmenler Günü vesilesiyle analım, iç bayıcı muallim nüktesidir ya: “Kendini unutsaydın bari” derler... Nitekim öylesi de görülmüştür. Futbolun içinde bu bile var! Sene 1982, UEFA Kupası finali rövanş maçı, Hamburg-Göteborg. Göteborg’un teknik direktörü Eriksson, Sven-Göran Eriksson, aksayan bir savunmacının yerine oyuna girmek üzere hazırlanması için Schiller’e sesleniyor. Glenn Schiller ise, soyunma odasının tuvaletinde gerginliğini atmaya çalışırken dalıp gitmiş, arkadaşlarının toparlanıp çıktığını fark etmemiş, orada kapalı kalmış ve dakikalardır kapıyı yumruklayıp birilerine sesini duyurmaya çalışıyor. Bereket versin, Eriksson ikinci kez seslendiğinde seğirtip gelmiş oluyor da, giriyor oyuna. Göteborg 3-0 kazanıp kupayı alıyor.
Forma reklamlarının ekonomi-politiği... Dört Büyüklerin göğsünde Avea ilanı var; kalan takımların onundaysa, lige adını veren diğer telefoncu, Turkcell.  Sadece dört takım, kendine mahsus forma reklamı taşıyor. İstanbul Belediyesi, Kalpen. Diğer üçü, mahalli sermaye damgalı: Kocaelispor: Tüpraş, Eses: Eti (iyi iş; hem AKP desteği hem ‘laik bisküvi’), Antalyaspor: Mardan (tabii ki turizm sermayesi).