Müşteri az, taraftarın tadı kaçık

Sonbahar aniden sökün etti, nasıl derler, tam da maç havası. Fakat tribünler ise boş. Neden? Ramazan rehaveti? Maç saatlerinin geçliği? Hafta sonu ekranların her saat yedi düvelin maçıyla dopdolu olması? Ya da ?Süper? ligimizin pek tad vermemesi? Cevap ?e? şıkkı, hepsi olabilir mi?..
Müşteri az, taraftarın tadı kaçık

Fener ‘Kombine rekoru’ kırarken Gençler maçında tribünler dolmadı. Taraftarın aklı ise ‘kimlik’ tartışmalarındaydı (üstte). 
FOTOĞRAFLAR: HÜSEYİN YAVUZ

İstifasını geri alan Çarşı mekânını dolduramıyor; İnönü’de bloklar arasında geniş boşluklar. Fenerbahçe kombine satış rekoru kırdı ama Saracoğlu’nda, ‘trendy’ olmaktan çıkmış bir yazlık sitenin tatsızlığı var. Tribünler sadece tenha değil, mutsuz ve tepkili. Genç Fenerbahçeliler Grubu, belki başkaları da, Aziz Yıldırım’ın ‘tek kimlik’ düsturuyla bütün taraftarlardan biat isteme politikasına bozuk atıyorlar. “Padişahım çok yaşa” ironisiyle, “Bu devirde kimse sultan değil, padişah değil, hükümdar değil” uyarısıyla... Maçtan sonra seslendirilen ‘Müşteri değiliz, taraftarız biz’ tezahüratı, ‘futbolun endüstriyelleşmesi’ karşısındaki global tepkinin yerel sesi... ‘Kentsel dönüşüm’ ve ‘mutenalaştırma’ politikalarının stadlardaki yansımasına karşı, dünya taraftarlarının itiraz korosuna katılan bir ses... Tam da alternatif (sosyal, dayanışmacı, insanca...) bir globalleşmeyi arayan Avrupa Sosyal Forumu’nun Malmö’de buluştuğu günlerde, futbolu da ‘başka bir dünya mümkün’ umuduna bir ucundan bağlayan bu fısıltılar, kulağa iyi geliyor.
Ankara’da ise ezeli yerel tepkinin sesi işitiliyor. Ankaragücü tribünlerinin bir sektörü, Başkan Cemal Aydın’ı protesto ediyor. Cemal Aydın, protestocuların Belediye gücüyle bağırtıldığı kanısında: “Taraftarın kafası taksi durağı, büfe sözü verilerek karıştırılıyor” diyor. Melih Gökçek’in yaklaşık on beş yıldır göz diktiği Ankaragücü’nün yönetimine çıkartma yapabilmek için, taraftar gruplarını sıkı vaadlerle büyüleyerek kamuoyu oluşturmaya çalıştığı söyleniyor. İki başkanın bu çekişme vesileyle karşılıklı ithamları, futbol âlemimizdeki otokratik yönetim ve rant mekanizmalarının fâş olmasına yardım ediyor.
Ani ve şaşırtıcı bir tenhalaşma görülen Eskişehir tribünlerindeki homurtular, takımın gidişatıyla ilgili. Teknik direktör Rıza Çalımbay, tel örgülere giderek istişarelerde bulunuyor. Bu sezon ilk kez, Üç İstanbullu da galip. Toplam 10 gol atarak. Beşiktaş-Antepspor, haftanın en çekişmeli ve akışkan seyirliğini sundular. Hele onbire onbirken. Antep, 10 kişi kaldıktan sonra da kalesini açma pahasına pas çevirmekten, ileri oynamaktan vazgeçmedi. Bir gece önce Gençler’in rakamlarıyla yenildiler; bir devreyi 10 kişi oynayarak, 3-0;  ama kesinlikle çok daha iyi intiba bırakarak. Beşiktaş, personelini dönüşümlü kullanma hamlesi yaptı bu maçta, terlik istirahatli İbrahimler bile sahadaydılar!

‘Devrimci’ kimliğe dönüş
Trabzonspor, 1970’lerdeki o ‘devrimci’ takımın istatistiğiyle mi ilerleyecek? Lüzumu kadar gol atıp, fevkalâde bir şey olmadıkça yemeyerek... Bu tasarruflu tutum, oyunlarına da karakterini veriyor. Tasarrufun asıl gözüne vuran, tabii Kayserililer. 4. hafta sonunda gol averajı: 1-1. Bursaspor, yorgun ve eksik rakibi karşısında 3. galibiyetini aldı. Sivasspor’a yenildikleri maçta rakibin esami listesi kusurundan ötürü bugün dördüncü galibiyeti de ‘masada’ alabilir!
Galatasaray’ın ıslak İzmit çiminde süratli pas trafiği etkileyiciydi. Eğleşmeden, fırdolayı top çevirmece; dikine oynanmadığında bile iyi seyirlik. İki problemli şahıs, Lincoln ve Hasan Şaş, etkililikleriyle dikkat çektiler. Körfez’de teselli: 2. Lig kariyerinde toplam 65 gol atan, geçen sezonun Bank Asya gol kralı, 1. Ligde ise 40 maç oynayıp 1 gol atabilen ve ‘2. lig golcüsü’ lâkabından sıtkı sıyrılan Taner Gülleri’den Galatasaray’a şık bir Süperlig golü! Anksiyete içindeki Fenerbahçe, ‘stoperler ve savunmaya dönük orta saha oyuncuları meslek birliği’ olarak tertiplenmiş Gençlerbirliği’nin ucuz kredisini kullandı. Gençler, bir zamanlar ürkü verdiği rakibinden son beş sezonda sadece bir beraberlik almış, on maçta yenilmişti. Bu berbat seri devam etti.

Antalya ‘Konyaaltı’ oldu
Ankaraspor-Hacettepe buluşması, Melih Gökçek’in futboldaki ‘faaliyetlerini’ anmak için bir vesile daha. Hep hatırlatmak borçtur; Melih Gökçek Keçiören Belediye Başkanı iken Hacettepe’yi ‘alıp’ 1988’de Keçiörengücü’ne dönüştürmüş, tarihi takımın adını silivermişti. 20 sene sonra, Gençlerbirliği OFTAŞ’ın bedeninde yeniden doğan Hacettepe’yle, Gökçek’in yeni oyuncağı Ankaraspor arasındaki karşılaşma, tarih şuuruna sahip futbolsever için özel bir anlam taşıyordu kuşkusuz. Ankaraspor, gaflarını affetmediği rakibini ilk yarıda dörtleyerek hezimete uğrattı.
İstanbul Belediyesi ikinci 0-0’ını, Eskişehirspor üçüncü beraberliğini oynadı. Bu ikisinin yanında, Ankaragücü, Kocaeli ve Antalya nagalip. Ligin en erken teknik direktör değiştiren ve kadrolarının yaş ortalaması itibarıyla (Kocaeli’den sonra) en ihtiyar iki takımının müsabakasında, Antalyaspor ‘Konyaaltı’ oldu.