Sayın Devlet Başkanı vuruyor, ve...

Bolivya devlet başkanı Morales profesyonel futbolcu oldu. Biraz gönüldeki aslana yem, biraz halkla ilişkiler... Politikacı futbolculuk ederse...

Cezayir’in ilk devlet başkanı Ahmet Ben Bella, gençliğinde iki yıl futbol oynamıştı. Şaka değil, Olympique Marseille kadrosunda yer aldı, bir resmi maça çıktı, bir gol attı. Profesyonel sözleşme önerdiler, kabul etmedi; daha fazla önem verdiği işler vardı, özgürlük mücadelesi filan gibi... Geçtiğimiz hafta, daha önemli işlerinden profesyonel futbol oynamaya da fırsat bulan bir devletlû çıktı: Bolivya’nın halihazır devlet başkanı Evo Morales, 1. futbol liginden Sport Boys Warnes kulübüyle sözleşme imzaladı. Gerçi ‘daha önemli işlerle’ de ilgisi yok değil bu angajmanın. Morales Aralık’taki seçimlerde, 2006’dan beri oturduğu koltuğu korumak istiyor ve resmen futbolculuğa soyunması da kuşkusuz bir halka ilişkiler hamlesi.

Ne olursa olsun, Ağustos’ta başlayacak olan sezonda top oynayacak mı, oynayacak. 10 numaralı formayı giyecekmiş. 54 yaşında kendisini fazla zorlamaması için her maçta 15-20 dakika oynamasında anlaşmışlar. Ayda 213 Dolar alacak (asgari ücret). Sport Boys kulübünün mukim bulunduğu Santa Cruz’un belediye meclis üyelerinden biri, profesörler haricinde devlet memurlarının iki maaş almasının yasaya aykırı olduğuna dikkat çekerek, Morales’in ‘garanti para’ yerine prim karşılığı oynamasının daha uygun olacağını söylemiş. 


Morales’in futbola düşkünlüğü reklam değil, ‘otantik’. Seviyor bu işi. Harbi bir takımda oynamak, rüyasıymış. Özel turnuvalarda filan birçok kez forma giydi. Sertliğiyle biliniyor. Bir maçta aynı topa girdikleri kalecinin burnu kırılmış, bir defasında da yaptığı pis bir faul infial yaratmış. Sport Boys kulüp başkanı, yeni oyuncularının gayet zinde olduğunu söylüyor. ‘Tekniği iyi, sıkı şutları var’ diyor.

Başkanın sertliğe yatkınlığı da düşünüldüğünde, oynadığı 20 dakikalarda rakipleri onla sahici ikili mücadeleye girebilecek mi, hakemler adil olabilecek mi, merak konusu. Askerlik yapanlar tanık olmuştur; maç yaparken binbaşının etrafında bir hâle oluşur, er ve erbaş iki metreden fazla yaklaşmaz. (Öcalan’ın da Bekaa’da benzer bir klibi vardı, top sürerken önü hemen açılıyordu.) Morales’i o kadar boş bırakmayacaklarını tahmin ediyorum. Neticede profesyonel futbol, işin ucunda puan ve puanlar var.

Bir başka politikacı-futbolcu örneği daha var. Komşuda: Boyko Borisov. Kendisi eski bir İçişleri bürokratı, sonra özel güvenlik firması sahibi. 2001’de Sofya belediye başkanı seçildi. 2006’da Bulgaristan’ın Avrupa Yolunda Gelişmesi İçin Yurttaş Partisi’nin kuruluşuna liderlik etti. Seçimlerde birinci geldiği 2009’dan 2013’e kadar Bulgaristan’ın Başbakanıydı. Koyu anti-komünisttir. Bir konuşmasında Türkleri, Çingeneleri ve emeklileri ‘beşeri sermayemizin eksileri’ faslından anmıştı. 2013’te, yolsuzluk ve pahalılığa karşı kitlesel protesto gösterileri patlak verdi, polis şiddetle müdahalede bulundu, derken Borisov uzatmayıp istifa ediverdi. ‘İnşa ettirdiğim yollarda kan akmasını istemiyorum’ diyerek, şövalye edasıyla...

Brisov, sporla ilgili bir politikacıydı. Gençliğinde karateyle uğraşmış, bir dönem karate milli takımı antrenörlüğü yapmış. Tenis oynuyor. 2011’deki yılın futbolcusu anketinde, bu payeyi 2003’ten beri kazanan Dimitar Berbatov’un serisini bozarak birinci seçildi ama bunun nedeni, futbolseverlerin ülke futbolunun berbat halini protesto etmeleriydi.

Borisov, o sırada resmen futbolcuydu ama! 2007’den beri, amatör kümede oynayan Vitoşa Bistritsa takımının lisanslı oyuncusuydu. 2012’ye kadar sadece 19 maça çıkabilmişti ama olsun… bu 19 maçta 20 küsur gol atmıştı! 2013 yazında Vitoşa terfi edip 2. Lige çıkınca, kulüple beraber eski başbakan da profesyonel oldu. O da Morales gibi 54 yaşında sözleşme imzalamıştı, böylece Avrupa’nın en yaşlı profesyonel futbolcusu unvanını aldı.

Gazetecilere, futbol oynayarak ‘kafasını boşalttığını’ açıklamıştı eski başbakan. Formunu korumasına yarıyordu, ‘resmi maçlarda oynamanın salgıladığı adrenalin’ de kendisine iyi geliyordu. Ayrıca ‘normal halkla’ ilişkilerini sürdürmesine yaradığını söylüyordu.

Borisov, iri kıyım bir santrfor. Biraz fazla iri kıyım. Hrubesch’e öykünüyormuş. Oğlu yaşındaki takım arkadaşları, isabetli paslarından ötürü, hafif alaycı, ‘Xavi’ diye sesleniyorlarmış ona. Rakip oyuncuların kendisinden hiç sakınmadıkları, tersine mahsus agresif oynadıkları kanısında.
Eski Bulgar başbakanı antrenmanlara mümkün mertebe devam etmiş ama geçen sezon sadece iki maçta forma şansı bulabildi. Zaten Vitoşa küme düştü. Transfer piyasası sitelerinde Borisov ‘boşta’ görünüyor, değer biçilmemiş.

Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul amatörde futbol oynadığını biliyoruz. Şimdi profesyonel olmaya kalksa, aman derim, binbaşı hâlesinden geçtim, etrafında koruma kordonuyla top süren ilk futbolcu olur, kartları düdüğü falan kapıp hakemliği de bizzat üstlenmek ister, Futbol Federasyonu da mecbur (Platini’yi ayarlayıp) kurallarda gereken düzenlemeleri yapardı. Aman derim, sahiden futbola politika karışmasın...