Skibbe?nin delileri

2003’te, Braunschweig’da bir stadda görülmüştü bu pankart: ‘Skibbe Freaks.’ ‘Skibbe delisiyiz’, veya ‘Skibbe’nin delisiyiz’ yani. Michael Skibbe o sıralar Alman millî takımında Rudi Völler’in asistanı idi. Völler’in ‘kâğıtları’ olmadığı için, hoca olarak resmen Skibbe görünüyordu. Deli olunacak ne vardı peki kendisinde? İlk göze çarpan, ciddiyeti ve süper ihtiyatlılığı idi. FIFA klasmanında 178. sırada olan bir takım hakkında, gayet ciddi bir yüz ifadesiyle ‘çok ciddi bir rakip’ beyanatını vermesi, yaşanmış fıkra olarak hâlâ zikredilir. Nobran ve otoriter değil de ‘sıkıcı’ bir ciddiyet. İşte, Skibbe freak’leri, tam da onun bu halini tuhaf, hoş, komik, ‘cool’ buluyorlardı! Futbolun içinden düşünenler ise, Skibbe’nin genç oyuncuları besleyip büyütme gayretine değer veriyorlardı.
Bundesliga’da sadece 14 maç oynayabilmiş, sakatlık yüzünden kariyeri erkenden bitivermiş ve 22 yaşında altyapı antrenörlüğüne başlamış Skibbe’nin alâmet-i farikası bu zaten: Genç oyuncularla uğraşması, onlara cesaret vermesi. Eşorfmanlı teknik direktör. Kendini oyuncu yetiştirmeye adamış bir keşiş gibi taşıyor onu. Beri yandan, Berlin’de yaşayan Galatasaray freak’i dostumuz İmran Ayata’ya bakarsak, eşorfmanla gezinmesi, Skibbe’nin o ‘sıkıcılığının’ bir alâmeti!
Kulüp altyapıları ve 2000-2004 arası millî takımda Völler’in asistanlığından sonra da bir yıl kadar Alman 20 yaş altı millî takımını çalıştırdı. 2005 sezonunda Bayer Leverkusen’in teknik direktörlüğüne geldi. Leverkusen takımıyla, iki yıl 5.’liğin ardından, geçen sezonun ilk devresini müthiş geçirdi. Sonra, durdurulamayan bir düşüş başladı. Elde bir sayılan Şampiyonlar Ligi katılımcılığından uzaklaştığı gibi, 7 puan alabildiği 10 haftalık bir seriyle, UEFA pozisyonunu da kaçırdı. Bunun üzerine feshedildi sözleşmesi.
Leverkusen menajeri Rudi Völler, millî takımdaki gibi patronu, ayrıca açıkça hâmisi
idi Skibbe’nin. Ona son âna kadar kol kanat gerdi. “Ligin en güzel futbolunu oynattığını” söylüyordu. Zira Leverkusen, neşesini bulduğunda, sahiden herkesin hayranlığını kazanan bir oyun oynuyordu. Coşkun bir hücum oyunuydu bu. Skibbe’nin bir başka artı puanı: Hızlı, kombinasyonlu, kanatların haldır haldır işlediği bir hücum oyununa tutkun. İhtiyar Bernd Schneider’in onun tıfıllarla dolu takımında yeniden doğması tesadüf değil.
Gözü hücuma dönük olmasının yan tesiri:
En iyi zamanında bile çok gol ve kolay yemekle eleştirildi Skibbe’nin Leverkusen’i. Son üç ayda üzerinde durulan bir başka zaafı, buhranları idare edememesi, zor durumlarda, işler kötüye giderken kasılıp kalması. Onun gibi tek forvete asla razı gelmeyen bir hücum ‘freak’inin, son maçlarda çareyi ilk onbirdeki hücumcu kontenjanını kısmakta aramasını da böylesi bir güvensizliğin işareti olarak yorumlamıştı bazı eleştirmenler,
Völler’in şemsiyesinden, “Les Adnans” tentesinin altına... 42 yaşındaki Skibbe, Galatasaray’a gidişini soran Kicker’e: “Avrupa’da nâmı olan bir takımda kendimi uluslararası düzeyde geliştirme fırsatı bulacağım için çok seviniyorum” demiş. Bu çalışkan ve kalender adam, bakalım Türkiye’nin ‘freak’ futbol ve medya ortamıyla baş edebilecek mi?