Türkiye takımında bir Garo...

?Ermeni maçı? vesilesiyle, bir tekrar yazısı haktır. Evet, burada Ermeniler yaşardı. Bu ülkenin spor ve futbol hayatında da vardılar.

‘Ermeni maçı’ vesilesiyle, bir tekrar yazısı haktır. Evet, burada Ermeniler yaşardı. Bu ülkenin spor ve futbol hayatında da vardılar. Ne yaşar ne yaşamaz hale geldikten sonra bile, daha bir zaman var olmaya devam ettiler.
1940’lara dek, İstanbul’daki bakiye Ermeni cemaatinin spor odağı, 1926’da kurulan Nor Şişli kulübüydü. 1940’a kadar, birçok dalda şampiyonlar çıkardığı gibi futbolda da iddialıydı. 1941’de meş’um ve zelil ‘20 Kura’ olayı ile yönetici ve sporcularının çoğu askere alındı. Döndüklerinde kulüp binalarına el konduğunu gördüler, şampiyonluk kupaları da madalyalar da ‘gitmişti’. Varlık Vergisi’nin de bir parçası olduğu, ticareti ve mülkiyeti Türkleştirme siyasasının spordaki versiyonuydu bu.
Kulüp 1946’da Şişlispor adıyla diriltilmeye çalışıldıysa da eski parlak günlerine
erişemedi. Bugün sadece voleybol ve basketbolda faaliyet gösteriyor. 1965’te Kumkapı’da kurulan Zaraspor da İstanbul 2. amatör kümesinde çile dolduruyor.
Ama asıl, Taksim. Taksim spor kulübü, 1940 yılında, Galatasaray’dan ayrılanların kurduğu Ateş-Güneş, Nor Şişli ve Kale kulüplerinin kalıntılarının bir araya gelmesiyle oluşturulmuştu. Renkler sarı kırmızı.
Ağırlıkla Ermeni cemaatine dayanıyordu ama bünyesinde Türk sporcular da bulunuyordu. Futbolda temayüz eden Taksim, 1950’lerin ortalarından 1960’ların sonlarına dek, gayet başarılıydı. 1965-67 arasında 2 sezonda toplam 2 lig maçında Galatasaray kalesini koruyan Yervant Balcı Taksim’den yetişmedir. Samsunspor’a transferi önemli bir olay olmuştu. Taksim, 1956/57 İstanbul amatör küme şampiyonu oldu. 1963/64, 1964/65 ve 1966/67 sezonlarında İstanbul profesyonel mahalli lig şampiyonluğunu kazandı. Üstelik bu son mahalli lig şampiyonluğu, Türkiye 2. Ligi’ne terfi anlamına geliyordu. 1967/68’de, bir
sezon oynadı 2. Lig Beyaz Grup’ta.
Sonuncu olarak küme düştü. Hrant’ın memleketinin takımı Malatyaspor’la birlikte! Taksim’in 2, 500 üyesi vardı o zamanlar.
2. Milli Ligde oynarken antrenörleri Garbis İstanbulluoğlu (İstanbulyan), 5 kez A milli takımda yer almış ‘Tenekeci Garbis’ idi.
Unutmayın: Hrant Dink 1982-83 sezonunda Taksimspor’da lisanslı futbol oynamıştı.
Bugün hâlâ mevcut Taksim spor kulübü. Kuytuda, zor zahmet sürdürüyor etkinliğini. Hrant Dink’in ardından ilk maçlarına bembeyaz formayla çıkmışlardı, onun pirüpak anısına. Başkanları: Garo Hamamcıyan. Profesyonel futbolun vitrinindeki son Ermeni’ydi o. 1970’lerin başında 1. Lige çıkma mücadelesinde hep tökezleyen Sarıyer’in gol makinesiydi.
Tıknaz, saçı açık, tipik gol kaşarı. Her futbol meraklısının adını bildiği, her an 1. Lige transferi nafile- beklenen bir usta...
1. Ligde boy göstermiş nadir Ermeniler’in sonuncusu ise, Dirani Şenon’dur. Yanlış bilmiyorsam o da Malatya kökenli bir Ankara Ermenisiydi. 1960’ların sonlarında, Gençlerbirliği’nin meşhur Rüzgârın Oğlu Zeynel’inin yedeği olarak 62 lig maçı oynadı,
6 gol attı. Sonra bankacı oldu, emekliye ayrıldığını, İstanbul’da yaşadığını öğrenmiştim.
Bugün üst düzey spor ortamında Ermeni sporcular niye yok? Taksim niye tutunamadı?  Sadece cemaat küçüldüğü için mi? Peki niye küçüldü o cemaat? Bütün futbolcuların ön ismiyle anıldığı yıllarda neden Yervant Balcı’ya “Yervant” değil de “Balcı” denirdi? Bugün üst düzey futbolda var olabilen ‘Ermeni asıllı’ futbolcunun adında neden ‘Ermenilik’ yok?
Sudan aziz Hrant Dink’in Taksim formalı minik futbolcu fotoğrafına bakıp... Onun kaybının hemen ardından kimi memleket stadlarında bağırılan ‘Ermeni Malatya’, ‘Ayağa kalkmayan Ermeni olsun’ türünden sloganları hatırlayıp... Bugün maça bakarken Malatyaspor’da bir Dirani, Samsunspor’da bir Yervant, falan takımda bir Tenekeci Garbis ‘olabilseydi’ diye düşünün. Bari o kadar olabilseydi. Sonra, Türkiye takımında bir Garo... Hayal edin; Hrant Dink’e yaraşan, pek az insanın o sahicilikle taşıyabildiği naiflikle...