Uzun çöpün uzun hafta sonu

Trabzonspor?un Bursa?daki saçma yenilgisiyle liderlik averajla Sivasspor?a geçti. Yiğido, işte bu yıl da karşınızda! İkinci sıradan dokuzuncuya, üst kattaki herkes galip. Son yedi sıradakilerin hepsi mağlup. Zengin daha zengin, yoksul daha yoksul. Kısa çöpün çıra gibi yandığı hafta...
Uzun çöpün uzun hafta sonu

Sivasspor, Hacettepe?yi Herve Tum?un golleriyle geçerken 84 gün sonra liderlik koltuğuna oturdu. FOTOĞRAF: ERAYDIN AYTEKİN / DHA

15 Hafta, ‘uzun çöpün uzun hafta sonu’ olarak filme alınabilir. Haftaya lider giren Trabzon’la 8. Bursa’nın eşleşmesini bir kenara ayırın; ligin üst dilimindeki yedi takım, son yedi ile karşılaştı. Güçlüler-zayıflar. Yukardakiler-aşağıdakiler. Zirveye oynayanlar - düşme derdindekiler. Ve bu kadar mı olur, hep yukarıdakiler kazandı! Ahmet Kaya’nın ne güzel şarkıladığı Hasan Hüseyin şiiriyle avunalım: “Ağlayanlar bir gün güler/ bir gün güler elbette (...) Kısa çöp uzun çöpten/ Hakkını alır elbette...”
Bursaspor-Trabzonspor, sezonun en saçma maçlarından biri olmaya aday. Sekiz haftadır kazanamayan Bursaspor’un iştahı bir golle kapanınca, ikinci devre kararlı olduğu ölçüde verimsiz bir Trabzonspor muhasarası izledik. Beraberliğe yetti, maçın hakkı da buydu: sefalette eşitlik. Derken, altyapı ve Merinos mahsulü beş tıfılla oynayan Bursaspor, 90+’da gökten düşen elma gibi bir ofsayt golle kazanıverdi! Timsah, ilk yedi sıradaki takımların 10 puanını ısırmayı başardı. Antep 8, Eses 5.
Bursa’nın nadasta tarlası, Ankara’nın halısı varsa, Sivas’ın da buzlu pisti var. Bu sene o sahadan sadece Kayseri bir puancık alabildi. Geçen sezon da Üç İstanbullu dışında sadece Rize bir puancık alabilmişti. Hacettepe, üç beş dakika sabretse bu rekorcuğa ortak olacaktı. Ancak Sivas, Herve Tum’un iki sayısıyla kazandı ve lider oldu.
Galatasaray, dört haftalık Ankara turnikesinden geçti. Maçların üçü Ankara’daydı. İki haftadır halı show-room’da. Ankaraspor beraberliğinin ardından üç haftadır galipler, toplam hasılat 9 golle 10 puan. Lincoln, Alamanya’lardan da bildiğimiz gibi, ‘huylu diva’. Bu aralar gönlü var. Kaç yıldır Üç İstanbullu’ya en fazla şeref golü atabilen Gençlerbirliği, yekindiğinde, sanki yetersizliği iyice ayyuka çıkıyor.
Fenerbahçe, egoizmle beceriksizliği birbirine dolaştırsa da, 7 haftadır yenilmeyen Antalya’yı alt etmeyi bildi. Mahzun Güiza’yı, anca bir stoper (Lugano) kadar (üç adet) atabildi diye horluyorlar haftalardır. Tam 4 gole ulaşarak bu çıtayı geçmişti ki, Lugano da bir sayı atarak kahretti, kâh şutları dağlara taçlara giden, kâh altıpasta demarke vaziyetteyken ceza yayına geri pas veren İspanyol’u. Hakkını yemeyelim; gürbüz çocuk çehreli gaddar Uruguaylı, ligin en golcü stoperi şu anda. Sivok, Şabani Moine (Ankaragücü) ve bu yarışmanın daimi müsabıkı Kratochvil, ikişer sayıdalar.
Melih Gökçek televizyonda 10 gün boyunca üç saat canlı yayında: 30 saat Melih Gökçek! Ankaraspor sezonluk lig maçı mesaisinde 22,5 saati doldurdu. Bu kadar saat sonra Ankara-spor hâlâ ligin tepesinde asılı. Asap ağrıları içinde iki camia: Beşiktaş-Ankaragücü. Çarpışan arabalar ekolü bir maç; dar alan telâşları. Gökhan Emreciksin’in mancınıkları iki haftadır Bizans burçlarından sekiyor.
Kayserispor’un 15 haftadır anca 4. kez bir maçında ikiden fazla gol oldu, evinde ilk kez bir maçta birden fazla gol attı! Sayın Cangele, “Size Yattara diyebilir miyiz?” Aynı incelikler ve lüzumsuzluklar... Fiyakalı başladıktan sonra tökezleyen ama istifini bozmadan oyununa bakan Antepspor, Kocaeli’nde, tıpkı 6. haftada Antalya’da olduğu gibi gol azgınıydı. Japon Brezilyalısı Tabata üçleme yaptı. Aşağıdakilerle yukarıdakiler çarpışırken, klasmanın orta yerindeki Eses-Konya, yenişemeyerek göbek taşında serili kaldılar. Yukarılarıyla aralarında bir hendek var. Aşağılarıyla ise hiç de yatağı yorganı ayırmış değiller.
Kalecinin donakaldığı pozisyonlar... “Bakakalırım giden/ geminin ardından.” Gökhan Güleç’in yayın üzerindeki kalabalığın arasından vurduğu ani şut karşısında Sylva, siyah bir idman korkuluğu. Gençler kalecisi Recep, Arda’nın direk dibine mıhlanan şutu karşısında keza öyle; Baros’un golünde de tek ayağı üzerinde yakalanmış, kalakalmış. Antep’in Körfez’deki 4. golünde Serdar Kulbilge, elini yalandan uzatmış bir canlı enstalasyon. Nedir bu? Bazen bir zamanlama skandalı, bir konsantrasyon kilitlenmesi. Ama bazen de atlamak sıçramak gerçekten beyhudedir. Hatta kimileyin belki saygı duruşu gibi düşünmeli kalecilerin beden sükûtunu. Atletico Madrid kalecisi Leo Franco’nun, bu tür çaresiz gollerde teatral bir jestle bedenini bir teşrifatçı heykeline dönüştürdüğünü biliriz. Atandan doğru düşünelim: Havada sekiz olmuş kaleciye atılan golün manzarası daha güzel ama kazağı eldiveni natürmorta dönüştürenlerin de değerini bilmeli. Gözünü kırmızı bürümüş boğa gibi gözünü kaleciye dikmek yerine boşluğu gören golcü vuruşu.
Düzeltme: Geçen hafta, Baros’un Nike kramponlarını Adidas’a, Palermo’nun pembe formasını Napoli’ye atfettik. Bayram telâşı, diyelim.