Vah, Barça!

Barcelona 2007'den beri ilk kez Şampiyonlar Ligi'nde yarı final göremedi ayrıca Granda'ya yenilip ligde 3. sıraya geriledi. Son beş yılda alabileceği 19 kupadan 14'ünü almış bir futbol harikasının devri bitiyor mu?
Vah, Barça!

Geçen sene Bayern Münih karşısında aciz kaldığında da alametleri görülmüştü ama bu sezon artık Barcelona’nın, Avrupa futbolunun mütehakkim gücü olmaktan çıktığı tescillendi. İspanya’da El Pais ‘eski ve pörsümüş’ buluyor Barça’yı, El Mundo ‘Futbol tarihinin unutulmaz bir dönemi sona eriyor’ diye yazıyor. Mundo Deportivo ‘Barça’nın karikatürü’ diyor.

Sadece netice değil, Hatice de o kadar güzel görünmüyor gözümüze artık. O baş döndürücü tikitata, mefluç bir ‘ti-ki-sonra efendime söyleyeyim-ta-ka’ya dönüşmüş gibi.

Kimisi teknik direktör Martino’nun yetersizliğine bağlıyor gerilemeyi. Kimisi, El Pais’in ‘Barça’nın termometresi’ dediği Messi’nin istikrarsızlığına... Atletico Madrid maçında sadece 6.8 kilometre koştuğu tespit edilmiş Messi’nin. Gününde bir Sergen’in bile tutturacağı bir derece. Dünya Kupası’nı düşünerek kendini sakındığı kuşkusunu dile getirenler var.

Kimisine göre esas sorun, dünyanın her köşesindeki futbolseverlerin ezberine yerleşmiş olan kadronun yaşlanması. Yeni mahsûl de çıkaramadılar. Bazı yorumcular, son yıllarda yetiştirdikleri en parlak yetenek olan Thiago Alcántara’nın Bayern’e satılmasını, şımarıkça bir hovardalık sayıyorlar.

Hiçbir saltanat ebediyen süremez. Barcelona muhiplerini asıl yıpratan, kulübün kimliğini aşındıran hadiseler. ‘Örnek kulüp’, ‘temiz futbol kurumu’ imajının yıpranması... Bu tatsızlıklar geçen yaz Messi ve babasının vergi kaçırmakla suçlanmasıyla başladı. Suçlamaları reddetmekle beraber ‘ihtiyaten’ 15 milyon Euro ek vergi ödediler. Bu arada Baba Messi’nin Kolombiya uyuşturucu mafyasıyla ilişkilerine dair haberler de çıktı. Sonra Ocak ayında, Neymar transferinde usulsüzlük suçlamasıyla karşı karşıya kaldı kulüp. Transfer bedeli 57 milyon Euro diye bildirilmişti oysa 86 milyon olduğunu kabul etmek zorunda kaldılar. Gerçek rakamın 100 milyona dayandığı, saklanan meblağın büyük kısmının da Neymar’ın aile klanının cebine gittiği iddia ediliyor. Başkan Rosell’i çekilmek zorunda bırakan bu ifşanın, Katalunya taşrasında eczacılık yapan mütevazı bir kulüp üyesinin mahkemeye şikâyet dilekçesi vermesiyle başlamış olması, hayranlık uyandırıcı tabii. ‘Barça kültürüne’ layık bir olay. Her şeyi kaybetseler bununla övünebilirler.

Şimdi de kulüp, 16 yaş altı futbolcuların aileleriyle ilişkilerinin gözetilmesini düzenleyen kuralları ihlâl etmekle suçlanıyor. Güney Kore, Fransa, Japonya, Kamerun, Nijer ve ABD’den gelen çocuklarla ilgili en az 10 vakada ihlâl tespit edildi. Bu olay, Barcelona altyapısının, dünya ölçeğinde oğlunu yıldız yapmayı hayal eden ailelere servis sunan bir devşirme ve pazarlama ağına dönüştüğünü ortaya koyuyor. Özellikle Samuel Eto’o Vakfı’yla işbirliği içinde, Afrika’dan filiz futbolcu ithalatı almış yürümüş durumda.

Yeni başkan Bortemeu krizi aşmak için bir transfer furyası vaat ededursun, Barcelona iki sezon transfer yasağı tehdidiyle karşı karşıya. Bortemeu savunmasını komplo teorilerine de başvurarak kuruyor, ‘Dünyanın en büyük kulübü olmamızı çekemeyenler bize zarar vermek istiyor’ diyor. Real Madrid’i kastediyor elbette.

Barcelona’nın ebedî şefi Johan Cruyff, haftasonu, ‘Sorun Neymar’dır’ beyanatını bilmem kaçıncı kez yineledi. ‘21 yaşında birine, kazanılabilecek her şeyi kazanmış oyunculardan daha fazla para veremezsiniz’ diyor üstad. Ocak’ta Ballesterer Dergisi’ne verdiği mülakatta, eski başkan Joan Laporta da Neymar transferinin yanlışlığı üzerinde durmuştu: ‘Messi, gelmiş geçmiş en iyi oyuncu olmasına rağmen öncelikli olanın takım olduğunu bilen bir yıldız. Onu mutlu etmemiz gerekir, onun konumunu tehdit edecek kararlar alamazsınız’.

Laporta, bir tür Barça fundamentalizmi yaparak, zehir zemberek eleştiriler getiriyor o söyleşide. Yeni yönetimi, mutfaktan oyuncu yetiştirmek yerine para verip satın almayı tercih etmekle, böylece kulübün felsefesine ters düşmekle suçluyor. Ona göre en az Neymar transferi kadar büyük bir yanlış, takımın Katar Vakfı reklamı alması. Laporta döneminde Barcelona reklam almama geleneğini Unicef’le bozmuş, fakat ‘sosyal sorumluluk’ gereği taktığı bu göğüs reklamından para almamış, hatta Unicef’e üzerine para vermişti. Laporta “Biz ‘bwin’in sezon başına 22 milyon Evro’luk teklifini reddetmiştik. Ticarî bir sponsor, imajımızla bağdaşmaz” diyor.

Eski başkan, yönetimin bir başka geleneği bozmasından, üyelerin çocuklarını ücretsiz maça getirme hakkının iptal edilmesinden şikâyetçi. “Oysa biz şiddete yatkın unsurları staddan uzaklaştırmış, çocukların gönül rahatlığıyla maç izleyeceği bir ortam yaratmıştık” diyor. Kulüple bilet ve ‘çorba parası’ pazarlığı yapan radikal sağcı Boixos Nois (şimşir çocuklar) grubunun tribünden uzaklaştırılmasını kast ediyor. Yeni yönetim, şerrinden korktuğu bu grupla anlaştı, onlara indirimli bilet temin ediyor.

Barça’nın krizi de hoştur. Lütfu da hoş kahrı da hoştur!