Vur, kır, parçala...

Futbolun mahut klişesi: 'Erkek oyunu'. Sert oyun. Sertliği zanaat edinenler, ayrı bir zümredir bu oyunda. Sert adamlar, yıldızları, stilleri, ekolleri.
Vur, kır, parçala...

Vinnie Jones un Leeds United maskotuna maç öncesi müdahalesi 1988 yılına ait

11 Freunde dergisi şubat sayısında ‘Dünyanın en sert 50 futbolcusu’ listesi çıkarttı. Hiç ‘fair’ filan da olmayan hunharlar. Dünya birincisi: Andoni Goikoetxea. Bilbao Kasabı. Kariyerinin zirvesi: 1983’te Maradona’nın bileğini kırışı. Adına çıkartılmış özel tişört satılıyor, üzerindeki resim: kanlı bir et satırı. İkinci Claudio Gentile. Lakabı Kaddafi. Repertuvarında tekme, ayağa dalma gibi standartlar yanında et burma, lafla ağır tahrik gibi ekstralar bulunuyor. 1982 Dünya Kupası’nda Maradona’ya 90 dakika içinde 23 faul yapmıştı. 3.’lüğe Alman Uli Borowka’yı koymuşlar. Asıl, 4. Wimbledon’lu Vinnie Jones var. Kariyerine 13 kırmızı kart sığdıran ‘Balta’nın en ünlü eylemi, Gascoigne’in husyelerini
kerpetenleyişi.

Türkiye’de de Lig TV’nin emekli ve faal futbolculara uyguladığı Quiz’in sorularından biri: en gaddar futbolcu. Kamil Zayatte, Servet Çetin, Sivassporlu Hayrettin de oy alıyor ama en çok Lugano’nun adı geçiyor tabii. Sonra Ayman. Lugano’yla konuşurken bu soruyu es geçtiler! Oysa mesela Bülent Korkmaz’a sormaktan geri durmadılar, o da İsmail Kartal’ın adını verdi. Feyyaz Uçar da “Kaburgaya tekme atan nadir futbolcularındandır” diye anıyor ‘Arap’ı. Ayrıca Bülent Korkmaz’ın dirseklerine hazırlanmak için kick-box dersi aldığını söylüyor.

Olağan şüpheliler elbette rakip forveti ceza alanında kör testereyle kesen stoperlerdir. Ama savunmaya dönük orta sahacıların jülyen doğramadaki el çabukluğunu unutmayın. Alex de Souza mesela Hürriyet Güçer’i şöyle anıyor: “Onunla girdiğimiz her mücadelenin izleri vücudumda bulunur. Toplamda yalnızca bu adamın vücudumda bıraktığı en az 7-8 kalıcı iz bulunuyor.”

Sert adamların töresi, rakibi peşinen uyarmaktır. Vinnie Jones bir maçta hoş geldin dayağı rekoru kırarak üçüncü saniyede sarı kart görmüştü. Buna mukabil, 72. dakikada çıkacak bir fırsatı sabırla bekleyenler de olur.

Tarantino bahtiyarlığının anavatanı

Cüsseli stoperlerin rustik varoluşsallığını ayrı bir yere koymak gerekir. Bir gardıroba, ayağınızın üzerine devrildi diye kızabilir misiniz? Yatak odasına girmeseydiniz. Otistik bir içe kapanıklıkla iş işleyenleri de ayırmalı. Arif Erdem, Recep Abi’den (Çetin, ‘Takoz’) korktuğunu anlatırken diyor ya: “Kötü niyetinden değil, girişi sakar.”

Futbol sertliğinin otantik stilini, lirik bir neşeyle kırıp dökenlerde buluruz. Kendi huşunetini kahkahalarla kutlayan Camoka’nın ruhu girmiştir sanki bunlara. Neredeyse muhatabını da zevki paylaşmaya davet eden sari bir enerjiyle ‘girerler’. Bu Tarantino bahtiyarlığının anavatanı, sertlikte ve bilhassa sertliğe dayanıklılıkta erdem gören Britanyalı futboludur. Anlattığım tipin bendeki resmi, eksik dişleriyle sırıtan Britanyalı stoper, nitekim. Rugbiyle akrabalığını hiç unutmayan bu futbol anlayışı, şöyle ferah fahur bir çift dalışı bile men eden yeni kuralları, cesareti ve heyecanı öldüren bir züppelik alameti sayar. Galiba Bülent Korkmaz biraz bu ekolden nasiplenmişti.

Bazıları çehrelerinden itibaren gaddardır. İtalya ve Balkanlar’da buna değer verilir. Onlar kan oturmuş gözleri, anız sakalları, hain bakışlarıyla, kaval kemiğine ilk sadmeyi vurmuş kadar olurlar. Asıl, mimik seğirtmeyen buz bakışlılardan korkacaksınız, hele ‘temiz yüzlü’ olanlarından. Lig TV Quiz’inde Yusuf Şimşek, Abdullah Ercan’ı anıyor mesela, “Çaktırmadan basardı” diye. Bu ekolün yerli ikonu Emre Aşık olabilir.

‘Baldır ısıran’ lakaplı Leeds’li Norman Hunter’ın bir rakibinin bacağını kırdığı için ceza aldığını haber verdiklerinde, antrenörü sadece şunu sormuş: “Kimin bacağıymış bu?” Adamından emin, yani. Bu da ‘güvenilir’ olmanın bir türü değil mi?