Yeni meraklar, yeni kıyafetler

İlk hafta, meçhule aralanan bir kapı. Sadece transfer bilançosunu bildiğimiz bir dizi takım, kanlı canlı, görüş sahamıza giriyor. Sürpriz yumurtalarıyla. Rengârenk yeni urbalarıyla. Bir de bilinen tatsızlığı, yani ?kirli sıcak?ı eklemek lazım ilk hengâmenin öne çıkan notları arasına...
Yeni meraklar, yeni kıyafetler

Antepli Murat Ceylan, Emre?nin ?pozitif?i gibiydi. Bu arada ev sahibinin formaları da pek şıktı. FOTOĞRAF: YUSUF DURSUN

İlk haftaların bilinen tatsızlığı: Kirli sıcak. Gece yarılarına yanaşan maçlar. İlk haftaların hoşluğu: Takımların çoğunun bir Karadağ takımı kadar muamma teşkil etmesi. Transfer hacminin büyüklüğü nedeniyle, çoğu Anadolulu üç ay öncesine kadar tanıdığımız bildiğimiz gibi değil. Şimdi şu ilk haftaların işi, bunlarla tek tek tanışmak.
Galatasaray karşısına çıkan Denizlispor hakkında pek iyicil olmayan bir beklenti vardı doğrusu: Çok sayıda kilit elemanını kaybedip yerini mahallî gençlerle doldurması nedeniyle, işte bu 4-1 gibi geniş bir mağlubiyet bekleniyordu Horoz’dan. Aksak Galatasaray karşısında, 10 kişiye düşmelerine rağmen skora son çeyreğe kadar tutundular. Evet, zayıf ama oynamaya çalışan, iyi niyetli bir takım gördük. Bakalım bu olgunlaşma enstitüsü faaliyetine sabredilecek mi? Malûm, sezon başı anketlerinin sabit tahmin kalemlerinden biri: “İlk hangi teknik direktör kovulur?” Bir tümen ‘yorumcu’, Skibbe ve Aragones’e peşinen kaşını kaldırmış vaziyette.
Beşiktaş, geçen seneden devam. Kornerden iki acemi işi gol yedi, son on dakikaya girerken bir duble golle beraberliği yakaladı, 90’da Rüştü’nün direğinden dönen top gidip galibiyet golü oldu. Lige bir hafta kala teknik direktörünün görevine son veren Antalyaspor, Beşiktaş’a beklenmedik müşkülatlar çıkardı ama sonra kendi ceza alanına gömülerek esas müşkülatı kendi yaşadı. Antalya, otlağa benzer sahası, beş benzemez modülün eklenip kenetlenmesinden müteşekkil sakil tribünleri, küfürbaz ve mütecaviz seyircisi, kavga-dövüş şeref tribünüyle, nasıl bir futbol mekânıdır?

Antepspor, 2001’den beri ilk kez Fenerbahçe’yi yenerken; başaltındaki o fiyakalı günlerini hatırlatan bir başlangıç yaptı. Geçen sezonun ortalarındaki bocalama devresinde ilk kez sahne alan Murat Ceylan, Emre Belözoğlu’nun ‘pozitifi’ gibiydi. Aynı endâm, ince bilekler, didişkenlik; buna mukabil hırçın ve şedit rakibinin aksine, çocuk neşesi taşıyan ‘dost’ bakışlar.

Büyük merak konusu, elbette Trabzonspor’du. Henüz yavaş işleyen bir cihaz. Ankaraspor’a ancak eksik kalınca yüklenebildiler. Gökhan Ünal’ın gol vuruşunu özlemişşiz.

Ankara yeşil-beyaza mağlup
Haftanın en yüksek kademeli maçında, son üç sezonun başaltı pehlivanları, Sivasspor ile Kayserispor golsüz berabere. İkisinin de iştahı yerinde görünüyor ama galiba Kayseri yine öne geçecek. İki yeşil beyazlı, iki Ankaralıyı yendi. Konyaspor, Ankaragücü’nü 3-2’ik bir düelloyla geçti. Ankaragücü’ne yıllar sonra Konya’dan dönüp gelen Burak’ın uçarak kafayla tam alt köşeyi buluşu, uzun zaman görmediğimiz netlikte bir kendi kalesine gol. Bursaspor ise deplasmanda, namdar Hacettepe’nin reenkarnasyon servisi olarak hizmet vermeye başlayan eski Gençlerbirliği-OFTAŞ’ı. Gökhan Güleç 30 metreden, boşa harcanmış geçen sezonunun şeytanını def edercesine vurduğu şutla, üst direğin altını buldu. Yenilerden Eskişehirspor İstanbul Belediyesi’nden, Kocaelispor Gençlerbirliği’nden birer puan getirerek siftah yaptılar. Gençlerbirliği’nin golünde Burhan Eşer’in dar alandaki çalımları sahiden hergelece.

Avni Aker’de mimari hamle: kale arkası tribünleri artık sahaya abanıyor. Ankara’nın 19 Mayıs stadı artık sun’î çim. Dev bir bilardo çuhası. Sert sentetik zeminin ayağı bacağı zorladığını söyleyenler var. Yağmurun çamurun organik arızalarından mahrum kalmamız, folklor kaybına yol açacak.

Yapısal bir folklor sorunu: Takımlarımızın formalarındaki stilsizlik, devamsızlık. Hele Anadolulular, apar topar çarşıya çıkarılıp sırtlarına rastgele bir ceket-pantolon uydurulan parasız yatılılara benziyorlar. Hemen her sezon, malzeme tedarikçisinin münasip gördüğü başka bir iş kıyafeti. Yenilik yapılmasını anlarız, sözgelimi deplasman formaları ara ara tadil edilebilir; ama özlemimiz, her takımın artık alâmeti olmuş bir formayla bilinmesi, sıklıkla onu giymesidir. Koca Galatasaray, parçalı sarı-kırmızıyı naftalinleyip şu satsuma kılığıyla mı gezecek mesela? Trabzonspor’un tişört üstü yeleği (bordo yerine vişneçürüğü), kötü bir 70’ler retrosu. Gençler’in klasik kırmızı siyah çubukluyla başlaması, ne güzel. Yeni kreasyonların güzellerini not edelim. Denizlispor’un önü zümrüt yeşili-doygun siyah parçalı, arkası siyah üstü sarı numaralı forması, gayet şık. Antepspor, kırmızı siyah ince yatay çubuklusuyla, bir İskoç estetiği sergiledi. Hacettepe’nin menekşe mor rengi zaten bir şenlik, çubuklu uygulama da hiç fena değil. ‘Körfez’, beyaz zemin üzerine yeşil siyah çubuklarla, frapan bir boyacı-badanacı havasında.