scorecardresearch.com

Yine: Bir kulübün sahibi kimdir?

Ligsiz haftanın konuları: Ankaragücü'nün Gökçek ailesince ilhakı ve Adana Demirspor-Livorno buluşması. AnkaraGökçek olayına büyük tepki var. Geçen çarşamba Erkan Goloğlu'nun yazdığının üzerine söz söylenmez. Adana'daki şenlikse, bir gündüz düşü. İki vakada da denecekler dendi. Ben de birkaç sesi nakledeyim
Yine: Bir kulübün sahibi kimdir?

Ankaragücü taraftarlarının birçoğu, daha önce tepki gösterdikleri Gökçek ailesinin yanında. FOTOĞRAF: SAYCAN SAYIM

17 Nisan 1999 günü 19 Mayıs Stadı kapılarında Ankaragücü taraftarlarınca dağıtılan bildiriyi saklamışım. Şöyle diyor: “İ. Melih Gökçek. Biz Ankaragüçlüyüz. Peki ya sen! Senin ne olduğun, neci olduğun belli değil. Ankaragücü’nü bize bırak. Sen bize gölge etme yeter. Biz seni biliriz. Sen Ankaragücü’nü değil, kendini düşünürsün. Ankaragücü’yle kendine güç katacaksın. İ. Melih Gökçek. Sana Ankaragücü’nü vermeyeceğiz. Sen kendine yakışan bir takım bul. Ankaragücü’ne yakışmazsın. Biz lekesiz, tertemiz sicilimizi seninle kirletemeyiz. Biz yalancıları, dolandırıcıları içimizde barındırmayız. Sen önce yalanlarının, soygunlarının hesabını ver. Bizden uzak dur. Biz biriz, beraberiz. Sen bölücüleri nasıl iş başına getirdiğinin hesabını ver. İ. Melih Gökçek. Ankaragücü’nden uzak dur.”

‘Güç’ün peşindeler!
Aradan 10 yıl geçti ve şimdi Gökçekler Ankaragücü’nün yönetiminde. Yıllarca Gökçek aleyhine bağıran Ankaragücü taraftarlarının büyük bölümü, ‘güc’ün peşinde, şimdi bu ‘projeye’ destek veriyor. Olanları içine sindiremeyen tek taraftar grubunun, Sokak’çıların (www.sokaktayiz.net) ilhak kongresi öncesindeki açıklaması kayda geçmelidir:
“Tartışmalar veya kamuoyunda zaman zaman yer alan ‘anlaşmalar’, kulübün binlerce sevdalısına kapalı olarak gerçekleşmektedir. (...) Ankaragücü, binlerce sevdalısı ve yüzyıllık tarihi ile bu kentin en önemli değerlerinden birisidir. Aynı zamanda kentin tüm farklı kesimlerinin buluştuğu, kentin adeta bir uzlaşma kalesidir. Ankaragücü’müzün arkasındaki büyük destek ve güç aslında kentin tüm farklılıklarını ve çeşitliliklerini kucaklayabilen özelliğinden gelmektedir. Kulübün kurumsal ismi, binlerce sevdalısının farklılıklarını tek bir noktada birleştirme özelliğine sahiptir, kulübün temsili Ankara’mızdaki tüm farklılıkları ve insan zenginliğini içerebilmektedir. Bu özellik, belki de Ankaragücü’müzün en önemli miraslarından birisidir. Ankaragücü’müzün aslında nasıl olacağı ortada olmayan delege pazarlıklarıyla, tam olarak kamuoyuyla paylaşılmadığı şekliyle ‘toplu üye alımı’ olasılığıyla veya tartışmalarda yer aldığı şekliyle sadece bir ailenin ismiyle anılması durumuyla, kulübümüzün kurumsal ve tarihsel özelliklerinin aşınabilmesi tehlikesi noktasında bizleri endişeye sevketmektedir. (...) Elbetteki kentte görev yapan tüm makam sahipleri ve kentte yaşayan herkes bu kulübe destek vermeli ve ‘sahip çıkmalıdırlar’. Fakat desteklemek ve ‘sahip çıkmakla’, ‘sahip olmaya çalışmak’ arasında önemli farklar olduğu düşünülebilir. Ankaragücü’nün sahibi, zaten kendi hukuki yapısına da uygun olarak, kişiler olamaz, Ankaragücü’nün sahibi, hukuki olarak kulübün Genel Kurul delegasyonu, tarihsel olarak tüm Ankara halkı ve onu sevenlerdir. (...) Ekonomik veya maddi boyutlu sıkıntıların aşılması, değerlerle, temsille veya manevi olanla ilgili olası sıkıntıların çözümünden çok daha kolaydır. Ankaragücü’müzün birleştirici ve tüm kenti kucaklayıcı özelliği ancak bu büyük değerimizin siyasetin, ticaretin veya kişi hakimiyetlerinin dışında tutulabilmesi ile mümkündür.”
Adana Demirspor-Livorno buluşması, taraftarların aklından ve gönlünden çıkmıştı. Mavi-Lacivertliler’e ne mutlu ki, bunun böyle olduğunu gönül rahatlığıyla teslim eden bir kulüp başkanları var. Dahası, “Biz burada gelip geçiciyiz. Kulübün sahibi taraftarlar. Onların istediklerini yapabilmek için bu koltuktayız” diyen bir kulüp başkanı, Bekir Çınar. 

Che bayrağı kumaşa döndü
Ama ben o güzel Livorno gecesinden tatsız bir tanıklık da aktaracağım. Tadınızı kaçırmak için değil, ‘bu işleri’ fazla abartmamayı kendimize hatırlatmak için. 15 sene sonra hevese gelip tribüne giden bir Adanalı arkadaşımdan: “Maratondayız, köşede ‘Güler Zere’ye özgürlük’ pankartı var. Gözüm hep orada, ‘bir maraz çıkmasa iyi’ diyorum. Ama her şey güzel. İkinci yarıya kadar. Güvenlik müdahale etti, çocuklar direnince geri çekildiler. Sonra baktık polis giriyor, kapıları kapadılar, oradaki grup yalnız kaldı. Polis saldırdı. Kendi kendime ‘Şimşekler, hadi bir şey deyin, bir şey yapın’ diyorum. Biz bir grup arkadaş ‘polis dışarı’ diye bağırıyoruz. O hiç susmayan Şimşekler, sustu kaldı, ellerinde Che vb. bayraklarla... Ben anlamadım, arkadaşlar tercüme etti, ‘köşe dışarı’ diye bağırmışlar, polisin müdahale ettiği yeri kastediyorlar... Bütün sevincimizi yitirerek, kendi aldanmışlığımıza da küfrederek staddan çıktık... Yazılanları okudum, evet sıra dışı bir maç, ama bu yönünü de görmek lazım. O Che bayrakları/tişörtleri basit bir kumaşa dönüştü gözümde...”

http://www.radikal.com.tr/9534179534173

YORUMLAR
(3 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Şimşeklerin voltajı düşüktü sanırım! - xterso

Zaten o resimde yanlış birşeyler vardı. Başkanı MHP li olan bir takımın komünist rakibine şilt veren sağın en sağındaki bir belediye başkanı. Ne bekliyorduk ki? Yazıklar olsun şimşekler grubuna. Madem voltajınız düşüktü, bari elinize CHE yi alıp kirletmeseydiniz!

dam üstünde saksağan.... - gulen06

hkocer adlı zat Türk solundan ne anladığını yazmadan bir genelleme yapmış ama neyin adına hangi cenahın adına konuştuğunu da yazsa Türk Solunun milliyetçi-mukaddesatçı-muhafazakar geçinen siyasi ideolojilerin puslu,kanlı makyajı gibi olmadığını biraz tarih okursa anlayacaktır.

Türk solu - hkocer

Türk solu aşırı makyajla eline yüzüne bakılır (tartışılır) bir hale gelmiştir. Ne zaman ki, kürtler mevzu açılır, makyaj bozulur. Şimdi buna bir de, kemalizm ile militarizm/darbeler ilave oldu, yüz makyaj tutmamaya başladı.