10'uncu Beş Yıllık Plan'ı beklerken

10. plana nüfusun doğurganlık hızını yüzde 2.5 hatta yüzde 3'e kadar çıkarma hedefinin konulması her şeyi değiştirir.

Ali Babacan söylemese aklıma gelmeyecekti; bu yıl 10’uncu Beş Yıllık Kalkınma Planı tartışılıp yürürlüğe girecekmiş.

İlk beş yıllık plan 1963 tarihinde yürürlüğe girmişti, demek ‘Kalkınma Planı’ için heyecanlandığımız o günlerden bu yana yarım asır yaşamışız!
1961 yılında kuruldu Devlet Planlama Teşkilatı; ilk planı 1963 yılını kapsayacak biçimde, o yılın kasım ayında Meclis’te kabul edilip yürürlüğe girdi.

Giriş kısmından bir-iki sayı vereyim: Yılda yüzde 3 artan nüfusun yüzde 60’ı okuma-yazma bilmiyordu, 4 bin kişiye bir doktor düşüyor, nüfusun yüzde 69’u elektrik kullanmıyordu.

1971, 1980, 28 Şubat darbeleri, bir yıla bir hükümet düşen uzun istikrarsızlık dönemlerini yaşamış Türkiye’nin azımsanmayacak yol kat ettiği anlaşılıyor.

Sayın Babacan’ın, dünya ekonomileriyle ülkemizi karşılaştırdığı konuşmasının sunumu pdf formatında Hazine web sayfasına konulmuş. Acaba niçin kopya alınabilir format değil. Şu basit işi bir türlü yapamadık!

Her neyse, 10’uncu plan dönemine girilirken son elli yılı gözden geçirmeliyiz. Katı devletçilikten serbest ekonomiye değişen ilkeler, alınan sonuçlar, bürokrasi-plan ilişkisi ve diğer hususları gözden geçirip yararlı dersler çıkarabiliriz sanıyorum.

Sayın Babacan, yüzde 2,08 olan doğurganlık hızımızı ‘yüzde 2.5 hatta yüzde 3’e kadar çıkarmamızı’ gerekli gördüğünü söylüyor. Gerekçesi, yaşlananlardan daha çok sayıda genç nüfusun iş hayatına sağlıklı biçimde girişini sağlamaktır.

Bu değerin kabul edilmesi, önümüzdeki yıllık ve beş yıllık planların bütünüyle yeni kabuller ve ilkelerle hazırlanması gerekecektir. Şimdiye kadar alıştığımız ekonomik ilkeleri, hatta bilgileri ciddi olarak gözden geçirmeliyiz.

Bir yandan genç nüfusa para kazanacağı bir iş bulmak, yani eğitimde hem miktarı ve hem de kaliteyi yükseltmek kolay bir iş değildir. Bu amaç değişmezse, 10’uncu plan tasarısını, ilk planı beklediğim heyecanla karşılayacağımı şimdiden söyleyebilirim!

Plan tasarısı, sanıyorum muhalefetin de ilgisini çekmiştir. Herhalde toplanan genel bilgilere göre, parti uzmanları aralarında işbölümü yapmış, modeller üzerinde raporlar hazırlamaktadırlar.

İlk çalışmaları bitirmek üzere olan partilerimizde, stratejik yaklaşım belirlemek üzere yakında merkez organlarını toplantıya çağırabilirler!
Hangi partinin ne kadar konuyla ilgili olduğunu bilenler vardır, ama haber okumadığımıza göre sade yurttaşların fazla bilgisi yoktur.

Sayın Babacan’ın ‘doğurganlık hızını 2,5 hatta yüzde 3’e çıkarma hedefi olan 10’uncu Beş Yıllık Plan’ önerisinden sonra, kimsenin kendini olayın dışında tutma hakkı yoktur.

Mesele günlük hayatımızın her yerine yayılacadeğişiklikler yaratacak genişliktedir. Muhalefet partileri hiç değilse bu konuyu, kutuplaşmanın çemberinden kurtarıp anlamaya çalışmalı; doğru verilerle tartışılmalıdır.

Doğurganlık hızının yüzde 1 bile değişmesi, pek çok şeyin değişmesini gerektirir. Sınıf sayısı üç-beş yılda 1/4 kadar artacak demektir! Yani öğretmen, yani okul, yani?

Biz izleyelim, ne zaman beş yıllık plan tasarısı ortaya çıkacak? Muhalefet partileri ne zaman politika belirleyecek?