AK Parti Seçim Beyannamesi

AK Parti Beyannamesinde ülkemizin 2010'dan ileriye değil; hukuk ve yönetim ilkeleri bakımından 1991'den geriye götürüleceği yazılıdır.

İktidar partisinin seçim beyannamesini bu kez merakla bekledim. Yayımlandığı gün çözüm süreci bölümünü aradım, yoktu; AK Parti Genel Başkanı o bölümün yanlışlıkla, baskı dışında kaldığını açıkladı; bir iki gün içinde seçim beyannamesi bu kısım da eklenerek yeniden yayımlandı. 

Seçilmiş Cumhurbaşkanı, başkanlık sistemine geçilmesi isteğini, kişisel koşul ve duygularını da dikkate alarak, üç yıldır açık olarak anlatıyor. Sistemin kurumları, bu kurumların birbiriyle ilişkileri, sistemin çerçevesi, Sayın Erdoğan'ın anlatımı içinde bulunmadığından, iktidar partisi seçim beyannamesinde de, seçimi geniş ölçüde etkileyen başkanlık sistemi tanımlanamamıştır.

AK Parti Seçim Beyannamesi'nde başkanlık sistemi, "Merkeziyetçiliğe ve demokratik denge ve denetim mekanizmalarına dayanan yeni bir anayasaya" ihtiyaçtan doğan, "katılımcılığı ve çoğulculuğu esas alan ve etkili işleyen bir hükümet modeline kavuşması" deyimleriyle tanımlanmaktadır.(s.:34)

Seçimle kurulan meclis ya da meclislerin ve başkanın görev, yetki ve denetimi hakkında genel laflar dışında bir tanım yoktur. Nasıl bir başkanlık istediğini açıklamaktan kaçınan Cumhurbaşkanı "Sarayda" otururken, seçim beyannamesine böyle yazılmasından başka çare bulunamadığı anlaşılmaktadır.

Çözüm süreci de aynı belirsizlik içinde bırakılmıştır. Seçim beyannamesinde, "Bütün etnik, .....kesimlere,...her bireyin temel hak ve özgürlüklerden en ileri derecede yararlanacağı bir Türkiye" hedeflendiği yazılmıştır.(s.:24)

Açıkçası AK Parti Seçim Beyannamesi, yeni anayasa ve onun temel çerçevesini oluşturacak yönetim sistemi hakkında tek anlama gelecek ve 60 yıldan beri seçim beyannamelerinde yazılmamış hiç bir öneri ve kuram getirmemiştir.

Bu boşluk içinde yazılanlar da, bildiğimiz merkeziyetçi ve tek parti hükümetlerinin açıklamalarının dışına çıkamamıştır. O kadar ki, ekonomik bölümünde bile, "ekonomi politikalarımızı güçlü sosyal politikalar ile bütünleştirmeye devam edeceğiz" gibi boş cümlelerle doludur.

İhale işlemi bir iki hafta içinde yapılacak 4G sistemine bile, halkın önünde müdahale etmekten çekinmeyen bir Cumhurbaşkanıyla birlikte çalışma zorunda olduğu kanısında olan ve bu işkenceden nasıl kurtulacağını bile düşünemeyen bir hükümetin başka türlü SB yazması da gerçekten güçtür.

Başkanlık meselesiyle ilgili ve onu tanımlayacak önemli konu yerel yönetimlerdir.

Bilindiği gibi, son yıllardaki katkılarla, her alanda yerel yönetimin doğal haklarını bozma, her işleme karışma hakkı almış olan merkezi idareden çıkılıp çıkılmayacağı konusu bu dönemin önemli sorunlarından biridir.

Geldiğimiz yerde, 2015 yılı Nisan ayında, belediyeler yerleşim yerlerinde "merkezi idarenin işlerinin" bir kısmını yürüten izleyen, merkezi idarenin parçaları gibi çalışan bir yönetim birimidir.

Seçim beyannamesinde, AK Parti olarak, "idarenin bütünlüğü anlayışıyla merkezi idare ve yerel yönetimler arasında hizmetlerin akılcı bir anlayışla dağılımı" öngörüldüğü bildirilmektedir.

"İdarenin bütünlüğü", zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, AK Parti'nin 2004'te çıkardığı Kamu Yönetimi Reformu Temel İlkeleri Kanunu'nu, Meclis'e geri göndermesinin gerekçesi olan ve anayasanın 127'inci maddesinde tanımlanan bir ilkedir. Bir reform girişiminden on yıl sonra AK Parti'nin geldiği nokta işte budur: "İdarenin bütünlüğüyle hizmetlerin akılcı dağılımı!

AK Parti Seçim Beyannamesi devam ediyor: "Önümüzdeki dönemde de merkezi standartlar çerçevesinde kamu hizmetlerinin yerinden karşılanması temel ilkemiz olmaya devam edecektir."

Açıkçası, merkezden belirlenecek standartlar ve kurallara uygun olarak hizmetler yerinden karşılanacak. İşte Ak Partinin yönetim ilkesi açıktır; yerel yönetimler karar almayacaklar, işin standardını belirlemeyecekler; merkezin belirlediği işleri merkezin standartlarına ve planlarına uyarak, merkezin vereceği parayla yerel yönetimlerin yapması usulü devam edecektir.

Ak Parti Seçim Beyannamesi'nde, çözüm sürecinde gelinebilecek yer de böylece tanımlanmış olmaktadır.

AK Parti Seçim Beyannamesi'nde özetle ülkemizin, 2010'dan ileriye değil; hukuk ve yönetim ilkeleri bakımından 1991'den geriye götürüleceği yazılıdır.