AKP kongreleri

Başbakan, 'Şimdi oksijen çadırındayız, seruma ihtiyacımız var!' demiş. Açıkçası nefes almakta zorluk çekiyoruz! Devlet hayatında 'serum' nedir?

Başbakan, 'Şimdi oksijen çadırındayız, seruma ihtiyacımız var!' demiş. Açıkçası nefes almakta zorluk çekiyoruz! Devlet hayatında 'serum' nedir? Mevcut serumumuz, istikrar programı, yani IMF'dir; yeni serumun vatandaştan para toplamak olduğu anlaşılıyor!
Başbakan 'Yaşanan sıkıntılar hesapsız yönetimlerin neticesi' diyerek umut verirken, 'Halkımız fedakârlığı başka iktidarlar döneminde değil, AKP iktidarında yapmaktadır' diye partisi tarafına yontmaktan geri durmuyor.
Oksijen çadırında olan devletin yöneticisi, oturup düşünmek, yeni politikalar üretmek, o politikaların uygulama planlarını tasarlamak; özetle 'Hesap yapmak' durumundadır. Başbakan'ın son konuşmalarında hesap yaptığını gösteren cümleler var mı? Ben göremedim!
Hesap ve program, o hesabın uygulanması siyaset adamının bütün zamanını alır. Anlaşılıyor ki başbakanımızın, 'kadrolaşma' işi vardır! Beş aydır bir gün bile, partizanlığı elden bırakmadı; en sıkışık günlerde bile yandaşlarını 'yerleştirme' işine öncelik verdi.
Sayın Erdoğan'ın, partizanlığa zaman ayırmasının nedeni, parti içi dengeler ve kongrelerdir!
Geçtiğimiz aylarda AKP'de delege seçimleri -gerçekte delege belirleme işlemleri -yapıldı. İlçe ve il kongreleri, bu ve önümüzdeki aylarda sürecek.
Delege seçimleriyle başlayan kongre sürecinde parti başkanı, herhalde kadrosunu güçlendirmekte; milletvekillerinden bazılarına gözdağı verirken, bazılarını ödüllendirmektedir.
Basının ilgi göstermeyişine bakmayın, girdiği ilk kongre döneminde, AKP örgütünde siyasal güç kazanma mücadelesinin sürdüğünü sanıyorum. Muhtemelen birçok ilçede taraflar oluşmaktadır; var olan gruplarsa güçlerini artırmaya çalışmaktadır. Tabandaki gruplarla merkezdekiler arasında da siyasal bağlar kurulmuş olmalıdır.
İktidarda bulunan yeni bir partide grupların hepsi liderle birliktedir, bütün üyeler liderlerine bağlıdır! Tabandaki ayrım, liderin yakınındaki bir siyaset adamı ya da il başkanı adıyla anılır, giderek bu ayrım genele yaygınlaşır.
AKP tabanındaki çekişmelerin, 2004 belediye seçimleriyle yakın ilişkisi vardır. İlçe ve illerde kazananlar, belediye başkanı ve meclis üyesi adayı belirlenmesinde, sonra da milletvekilleri seçiminde üstünlük sağlayacaklardır. Kongreler, tabanda siyaset yapanlara etkinliklerini sürdürme olanağının kazanıldığı -veya bir başka bahara ertelendiği -yerlerdir.
Parti liderinin, özellikle büyük illerdeki kongrelerle yakından ilgilenmesi, parti içi gelişmeleri izlemesi doğaldır. Bugün, çok azı basına yansıyan partizan atamalarla, AKP kongreleri arasında, hiç şüphe etmiyorum, birebir ilişki vardır.
Bütün parti liderleri, parti örgütüne hâkim olmak isterler. Çok azı, görüşleri ve siyaset hayatındaki başarılarıyla örgütü etkiler, yönetirler. Bizdeki liderlerin çoğunluğuysa, elindeki iktidar gücünü, yandaşları için kullanarak, onları kayırarak örgütü elinde tutmuştur.
Birinciler 'devlet adamı', ikinciler de 'kayırmacı'dır.
Sayın Erdoğan, bu ayrıma göre nerededir? Aylardır süren partizanlıklar ikinci tarafta olduğunu gösteriyorsa da, hüküm vermekte acele etmemeliyiz; nasıl olsa AKP büyük kongresi her şeyi açıkça ortaya koyacaktır.