Altyapı yatırım politikaları

Geçen hafta sonu haberlerinden biri, 'Yatırımda öncelik eğitim ve sağlıkta' başlıklıydı. Habere göre, 'Hükümetin 2006-2008 döneminde öncelik vereceği sektör, bölge ve projeler belirlenmişti.

Geçen hafta sonu haberlerinden biri, 'Yatırımda öncelik eğitim ve sağlıkta' başlıklıydı. Habere göre, 'Hükümetin 2006-2008 döneminde öncelik vereceği sektör, bölge ve projeler belirlenmişti.
Eğitim ve sağlık sektörleri başlarda yer alıyordu ve bölgesel bazda GAP ilk sıradaydı.'
Geçen haftayı dolduran Kürt sorununu tanımlayan unsurlardan biriyle ilgili olan bu haber fazla ilgi çekmedi. Gerçekte konuştuğumuz konu gelişmemiş veya gelişmiş bölgelerde uygulanan yatırım politikalarının türeviydi.
Tarihler ve hukuksal belge adlarıyla dolu olacak ama, önümüzdeki yıl bütçesinden başlayarak, bundan sonra devlet bütçelerinin uyacağı yasal belgeleri yazarak yatırım politikaları eksikliğine değinmek istiyorum.
Bundan sonra bütçeler, 2003 yılı aralık ayında çıkarılan, 'Kamu MalÓ Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na göre hazırlanacaktır. Bu kanun gereği; geçen mayıs ayında Bakanlar Kurulu'nca 'Orta Vadeli Plan 2006-2008' ve haziran ayında da Yüksek Planlama Kurulu'nca 'Orta Vadeli Mali Plan' kabul edilmiştir. Maliye Bakanlığı da bu iki belgeye uygun olarak, '2006-2008 Dönemi Bütçe Hazırlama Rehberi'ni temmuz ayı başlarında yayımlamış bulunmaktadır. Böylece 'Çok yıllı bütçe' dönemine adım atan ülkemiz, üç yıllık bütçeyle ilk kez bu yıl tanışacaktır.
Yazımın başında naklettiğim haber, sanıyorum, adlarını verdiğim belgelerden üretilmiştir. Haberi okuyanlar, eğitim ve sağlık alanlarına öncelik verilerek, bu hizmetlerde önemli gelişme sağlayacak yatırımlar yapılacağını sanabilirler. Oysa kamu yatırımlarıyla gelişme beklenmesi gerçekci olmayacaktır; bunu anlatmaya çalışayım:
2005 yılı kamu yatırımları toplamı 10 milyar YTL'ye yakın olacaktır. Orta Vadeli Plan'a göre, önümüzdeki 2006'dan başlayarak üç yıl bu değer, sabit fiyatlarla yılda 11 miyar YTL'yi geçmeyecek, üç yılda toplam 31.4 milyar YTL tutarında kamu yatırımı yapılacaktır. Örneğin, ulaştırmayı çok azaltıp, eğitimi çok yükseltemeyeceğimiz için, her alandaki kamu yatırımları bugünkünden çok farklı olmayacak, kamu hizmetlerinin miktar ve kalitesi de üç yılda 31 milyarla yapılabilecek kadar gelişecektir.
Özel sektörü altyapı yatırımlarına katabilirsek; gelişmemiş yerlere daha çok kamu yatırım götürebilir ve bu bölgelerdeki kamu hizmetinin miktar ve kalitesini artırabiliriz.
Devletin yatırıma ayırabileceği kaynak belliyse, gelişmemiş bölgelerdeki yatırımı artırmak için, gelişmiş bölgelerdeki projeleri azaltmak, onları özel sektöre açmak bir yol olarak düşünülebilir.
Böylece varlıklılara, hizmetler bedeli karşılığında satılarak; sınırlı kaynağın bugünküne göre daha büyük oranını gelişmemiş bölgelere kaydırabiliriz. Bunları düşünürken, gelişmiş bölgelerdeki fakirlere hizmetlerin parasız ulaşması gereğini de unutmamalıyız.
Yoksul insanların sorunlarının çözümüne, özgürlükler alanında açılımın yetmediğini anlatmaya çalışıyorum. Altyapı yatırımlarının dağılımı için yeni politikalar gerektiği açıktır. Ne yazık ki, yayımlanalı üç aya yakın zaman geçen Orta Vadeli Plan'la ilgili muhalefetin bir sözünü duymadık!
Oysa siyasal partilerimiz farklılıklarını, Orta Vadeli Plan'da yazılı politikalara karşı önerileriyle anlatabilirlerdi, geç de olsa bugün de anlatabilirler.