Aman dikkat!

Askerimizin Irak'a girişi dünkü gazetelerimizin baş konularından biriydi; amacı, zamanı, sayısı, süresi, işi..

Askerimizin Irak'a girişi dünkü gazetelerimizin baş konularından biriydi; amacı, zamanı, sayısı, süresi, işi.. üzerine değişik çevrelerin görüşleri haberlere yansımıştı.
ABD'nin Kafkas ve Ortadoğu bölgesinde yapmak istedikleri ortaya çıktığından
beri Türk askerinin Irak'taki varlığı konuşulmaktadır.
Bazıları, örneğin CHP lideri, Irak savaşında biz ABD'yle işbirliği yapmayalım ve savaşta yer almayalım ama, Türk askeri Irak'a girsin dediler. Onlara göre 'komşumuz Irak'a karşı saldırıya' katılmamız anlamına gelen karar ve eylem ulusumuza zarar verecektir.
Irak olaylarına katılmayalım görüşü, doğrudur yanlıştır, tartışılabilir ama, Irak'a girmemizi savaş saymamayı anlamak güçtür.
İki soru var: 1- Eğer 'komşumuz' bir devlet ise, bizim oraya girmemizin anlamı nedir? 2- Yok eğer Irak'ta var olan devlet yıkılmakta ve yerine yeni bir devlet kurulmaktaysa, yeni devleti kuranlar sizi niçin kabul etsin? Bu sorudaki 'Niçin?' açık biçimde anlaşılmalıdır: Irak'ta savaşanlar niçin bizimle işbirliği içine girmek istemişlerdi veya bundan
sonra, savaşanların bizim askerimizi Irak'a kabul etmeleri için hangi neden vardır?
Biz, bu soruları cevaplamadan, Irak'a asker göndermeyi konuşuyoruz!
Irak'a asker gönderme isteğimizin nedeni, 'üçüncü tezkere'de yazıldığı gibi, başbakan, dışişleri bakanı ve son olarak da dün hükümet sözcüsü tarafından açıklanmıştır:
"PKK militanlarının faaliyetlerine hız vermeleri ve yeni tertipler içine girmeye çalışmaları", "Bölgedeki diğer milli grupların güvenliğini de tehdit edebilecek bir istikrarsızlık ortamının ortaya çıkması", "Toplu nüfus hareketlerinin sınırlarımızın ötesinde insani destek toplama bölgelerinde durdurulması", "Kuzey Irak'taki askeri mevcudiyetimize bağlıdır".
Bu görüşleri, Cemil Çiçek dün Bakanlar Kurulu toplantısından sonra da tekrarladı.
Çiçek açıklama sırasında, "Türkiye, ABD nin oluşturduğu koalisyon içindedir" dedi ve konuşmasının sonlarına doğru da ekledi: "Biz savaş içinde değiliz". Nasıl oluyorsa, Bakan'a göre biz, koalisyonun savaş içinde olmayan bir üyesiyiz!
Bugün, bizim ABD'yle işbirliğimiz, koalisyon uçaklarına hava koridoru açmaktan ibarettir. Ancak ABD, hava koridoru açmanın karşılığı olarak, asker gönderme isteğimizi kabul etmemektedir.
ABD'nin bu konudaki politikası, "Kuzey Irak'a girmeleri için şu anda bir gerekçe olmadığını düşünüyoruz", "Türk askeri girmiş olsaydı, bu elbette çok olumsuz bir gelişme olurdu" gibi sözlerle açıklanmaktadır.
Bizim askerimizin Irak'a gönderilmesi için, ABD'yle yeni bir çıkar pazarlığına girilmelidir. Yeni pazarlık gerekir mi? Ne alacağız, ne vereceğiz?
ABD'nin bu politikası bilinirken, 'Girip girmeme bizim kararımıza bağlı' havasını yaratmak doğru değildir. Halkta yanlış kanaat yerleşirse, asker gönderilmediğinde hükümetin zaafı olarak yorumlanır. Sonra boş yere, yapay birçok sorunla uğraşırız!
Bugünkü koşullarda, asker gönderme sadece bir 'maceradır!' Koşulları değiştirirseniz başka!
Aman dikkat! Soğukkanlı olalım; hükümet, devletimizi sonu belirsiz -veya belli- bir maceraya sürüklemesin.