Anayasa buhranı

Sonuçta üç-beş kişinin iradesizliği ve günlük hevesleri ülkemizi anayasasızlığa mahkum etmeye çalışmaktadır.

Askerliğin uzun yıllar içinde oluşmuş bir özdeyişi vardır: Yığınaktaki stratejik hata, savaşın sonunu tayin eder.
Stratejik kararların etkisi siyasette askerlikten daha uzun sürer. Çünkü askerlikte hata yapılırsa içine girilen savaş biter; yeni dönem yeni kararlar verilir.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun 19 Ekim 2011’deki ilk toplantısında belirlenen ‘Çalışma Usulleri’ belgesine yazılan bir kural, bütün çalışmaları etkilemiştir. O kural şuydu: “Komisyonun görevi, siyasi partilerden birinin çekilmesi ya da çekilmiş sayılması ile sona erer.” 

Anayasa çalışmaları
Komisyonun çalışması bitecek ama devletimiz ve Meclisimiz anayasa çalışmalarından vaz mı geçecekti? Böyle bir şey, anayasa ve içtüzüğe göre düşünülemez.
Eğer anayasa çalışmalarına devam edilecekse komisyon sona erinceye kadar aldığı kararlardan yararlanılmayacak mıydı?
Bunlar devlet hayatında öngörülmemesi gereken sonuçlardır. Bu sonuçların nedeni, ‘Çalışma Usulleri’ne konulan, yukarıda yazdığım, komisyonun çalışmalarının bir partinin kararına bırakılmasıdır. 

Komisyon çalışmaları
Konulması gereken kural şuydu: 1/Komisyonun en geç 3’üncü yasama yılının sonuna kadar vereceği kararlar, komisyon üyelerince Meclis Başkanlığı’na ‘kanun teklifi’ biçiminde verilir. 2/Bu süre içinde komisyondan bir parti çekilirse kalanlar çalışmayı sürdürür.
Böylece her partinin, anayasaya konulacak maddelerin hazırlanmasında ve metninin yazımında eşit hakkı olacak, ancak komisyon çalışmalarını sona erdirme hakkı olmayacaktı.
Bu kurallarla anayasa çalışmaları herhangi bir partinin hatta bir komisyon üyesinin takdirine bırakılmayacaktı. Oysa hem her partiye grup sayısına bakmadan komisyona eşit sayıda üye ile katılım hakkı tanındı ve hem de bunun üstüne komisyon çalışmalarını bitirebilme hakkı verildi. Bu haklar, ‘yığılmada yapılan stratejik hata’ oldu, bütün çalışmalar bu stratejinin etkisinde kaldı. Sonuçta iki yıla yakın süre heba olma noktasına gelindi!
İki muhalefet partisi liderinin zaafları, stratejinin sonuçlarını genişletip zararını derinleştiriyor. Sonuçta, üç-beş kişinin iradesizliği ve günlük hevesleri ülkemizi anayasasızlığa mahkûm etmek üzeredir.
İktidar ve BDP ile muhalefet partilerinin vatanseverleri bu sorumsuzluğa son verebilir, vermelidir.
Söylenecek çok söz var; şimdi sırası değil galiba!