Ayıp olmuyor mu?

12 yıldan beri hükümet olan bir partinin kendisine bu kadar haksızlık yapması ne kadar hazin!

Cumartesi sabahı, “Ağrı Valiliği'nin talimatı” üzerine, “15 Jandarma timinden oluşan güvenlik gücü” 10-11 Nisan (Cumayı Cumartesine bağlayan) gece “bölgeye sevk edilmiş”, “Bölgede tertiplenme esnasında”, “Bölücü terör örgütü mensubu teröristler tarafından” ateş açılmış, ateşe derhal cevap verilmiş, ancak “teröristlerce açılan ilk ateş esnasında” dört askeri personel“ yaralanmıştır. 

Bu bilgi Genelkurmay Başkanlığı'nın, Cumartesi günü sabah saat 10.33’te yayımladığı “basın açıklaması”nda yazılıdır.

Ağrı Valiliği'nin, askeri birliğe niçin başvurduğu da, Genelkurmay’ın basın açıklamasında yazılıdır: “Ağrı ili Diyadin ilçesi Yukarıtütek Köyü bölgesinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından organize edilen ve “Bahar Şenliği” olarak isimlendirilen etkinlikte bölücü terör örgütünün propagandasının yapılacağı, vatandaşlarımıza seçimde destekledikleri adaylara oy vermeleri konusunda baskı uygulanacağı yönünde bilgi” alınmıştır. 

Valiliğin basın açıklamasında da; “11 Nisan 2015 günü düzenlenecek olan fidan dikme etkinliğine katılacak vatandaşların güvenliğini sağlamak maksadıyla bölgede görevlendirilen güvenlik güçlerine” terör örgütünün ateş açıldığı bildirilmiştir.

2011 seçiminde, bu köyde ve tüm Diyadin ilçesinde Ak Parti ile bağımsız adayın oy oranları birbirine çok yakındır. Diğer partilerin oy oranı toplamı yüzde 10’un altındadır. Yukarıtüfek 45 seçmenlik bir köydür; fidan dikme etkinliğinin, nasıl olup da çatışma ortamına dönüştürüldüğünü herhalde bir gün öğreneceğiz!

Görüldüğü gibi, Genelkurmay Başkanlığı'nın ve Ağrı Valiliği'nin açıklamaları aynı şeyi söylemektedir: Yukarıtüfek Köyü'nde, fidan dikme şenliği düzenlenmiştir ve orada 1/bölücü terör örgütünün propagandası yapılacaktır; 2/vatandaşlara bölücü terör örgütünün desteklediği adaylara oy vermeleri konusunda baskı uygulanacağı “yönünde bilgi alınmıştır”!

Sabah 10.33’teki aynı açıklamada, bölgeye “keşif uçağı, savaş helikopterleri, komando birlikleri” sevk edildiği bildirilmektedir.

Bahsedilen çatışmayı Sayın Cumhurbaşkanı öğle saatlerinde Sakarya’daki konuşmasında “saldırıyı şiddetle kınadığını” söyledi.

Sayın Erdoğan’ın teşhisi, “malum siyasi parti, işte bu bölücü terör örgütünün bu eylemleriyle oy toplamanın gayreti içerisinde” olduğu idi.

O saatlerde, Başbakan yardımcısı da Twitter’de,"Siyasal rekabete baskı, şiddet ve silah karıştırmak, halkın iradesine zorla ipotek koymaya çalışmak kabul edilemez. Kamu düzenine, seçim güvenliğine ve millet huzuruna yönelik girişimlere müsamaha gösterilemez. Ateşle oynayan kendisi kaybeder" mesajını yayımladı.

Herhalde uyarılmış olmalı ki Başbakan Sayın Davutoğlu akşamüstü, yardımcısının mesajına güç kattı: “İnsanlarımızın özgür iradeleriyle oy kullanacakları seçimin güvenliği mutlaka sağlanacaktır".

Cumhurbaşkanı HDP’nin “terör örgütünün eylemleriyle oy toplama gayreti” içinde olduğu kanısındaydı ve halktan terör partisi HDP’ye oy vermemesini istiyordu. Eleştiriler karşısında Sayın Erdoğan, “ben böyle cumhurbaşkanıyım” demektedir!

Ben kendisini eleştirmiyorum, bir Cumhurbaşkanı seçimlere iki ay kala halkın karşısına çıkıp, seçimlere katılan bir partiyi, terör örgütünün baskısıyla oy alan parti olarak suçlamasını açıkça ayıplıyorum; kınıyorum. Sadece bu olay bile Sayın Cumhurbaşkanının Anayasa, kanun ve toplumun kanunlara yön veren gelenek ve adetlerini tanımadığını ve saymadığını göstermektedir. Bu davranışı kınama hakkımızın bulunduğunu sanıyorum.

Sayın Başbakan ve yardımcısının Sayın Cumhurbaşkanının açtığı propaganda kampanyasına katılmaları hakkında da diyecek söz bulamıyorum. Lütfen kendi kendilerine bir düşünseler diyorum; bu memlekete günah değil mi?

Genelkurmay Başkanlığı açıklamasında,”terör örgütünün desteklediği partiye (HDP’ye) oy vermeleri hususunda baskı uygulanacağı” hakkında bilgi alan Ağrı Valisi'nin Jandarmaya talimat verdiği yazılıdır.

Olaydan bir gün önce, TRT Konuk Odası'na katılan Ağrı Valisi Musa Işın, hangi somut kanıtlar eline ulaşmıştır da, gece yarısı jandarmadan “güvenliğin sağlanmasını” istemiştir? Sayın Vali Işın bu soruyu, mırın kırın etmeden açıkça cevaplamalıdır.

Bu olay, hükümetin seçim güvenliğini sağlamak için aldığı ve alacağı tedbirlerin maalesef şüpheyle karşılanmasına neden olacaktır.

Bu yazıyı bitirirken, Sayın Davutoğlu’nun söylediklerini TV’den izledim; 45 seçmenlik köydeki bir olaydan İstanbul’a mesaj getirmesi tek kelimeyle gerçekten ayıp!

HDP’nin seçmene baskı yapıyor veya yapacak propagandası sadece gülünç bir iddiadır. 17 kez güvenlik içinde seçim yapmış bir halkı, bu şekilde göstermekten hiç mi sıkılmıyorlar hayret ediyorum!

1991’de, 1995'de güvenlik içinde seçim yapmış bir ülkede, 2015 seçiminde seçim güvenliğinden, 12 yıldır iktidarda olan bir partinin endişelenmesine inanılabilir mi?

12 yıldan beri bu ülkede hükümetsiniz, kendinize karşı bu kadar haksızlık yapmaya hangi istek ve duygu sizi yönlendiriyor?

Sayın Davutoğlu’nun dün de söylediği gibi Türk demokrasisini yıkmaya hiçbir partinin gücü yetmez. Seçim sonrasında bu gerçeği herkes bir kez daha görecektir!