AYM, bu kaçıncı teslimiyet?

TBMM ve CB süresini belirleyen hükmün, anayasayı değiştiren kanunun aynı maddesinde bulunduğunu AYM hatırlamadı!

Anayasa Mahkemesi (AYM)altı ay önceki, Sayın Gül’ün görev süresinin yedi yıl olmasıyla ilgili kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Geçen ocak ayının 26’sında yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nu AYM CHP götürmüştü.

Kanunun, Cumhurbaşkanı (CB) seçimini düzenlemek amacıyla çıkarıldığı söylenmişti, asıl amacın Sayın Gül’ün süresini yedi yıla çıkarmak ve seçimin bu süre bittiğinde yapılmasını sağlamak olduğunu söyleyenler çok!

6271 sayılı CB seçimleri kanunu, “Onbirinci Cumhurbaşkanının görev süresi yedi yıldır” ve anayasa değişikliğinden önce seçilen cumhurbaşkanlarının aday olamayacağı hükmü yazılı Geçici Madde ile birlikte çıkmıştır! Eğer bu kanun, anayasa değişikliğine göre beş yıl bitmeden 2011 seçimlerinden önce çıkarılsa ve AYM’nin kararına sunulsaydı, olupbitti havası yaratılmamış, hukuka saygılı davranılmış olurdu.

31/5/2007 tarihli ve 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’da sadece CB süresi beş yıla indirilmemişti; aynı madde ile, TBMM’nin süresi de beş yıldan dört yıla indirilmişti.

TBMM’nin de süresini beş yıla indiren hüküm ile CB süresini beş yıla indiren hükmün, aynı anayasa değişikliğinin aynı maddesine bulunduğu hususu, CB Seçimi Kanunu görüşülürken Meclis’te ele alınmadığı gibi, AYM’nin son kararına da yansımadı!

CB ve TBMM sürelerini kısaltan anayasa değişikliği halkoylamasında oylanmadan, yani yürürlüğe girmeden, 22 Temmuz 2007’de TBMM seçimleri ve 28 Ağustos 2007’de CB seçimleri yapılmıştı.

Anayasa değiştirilmeseydi, 22 Temmuz 2007’de seçilen 23 dönem milletvekilleri, TBMM’nin seçim tarihini belirleyinceye kadar, en geç 2012 yılı temmuzuna kadar milletvekili olarak kalacaklardı. Oysa 24 dönem milletvekilleri genel seçimi, dört yıl sona ermeden, anayasaya uygun olarak 12 Haziran 2011’de yapıldı.

TBMM 24’üncü dönem seçim tarihinin görüşüldüğü, 3 Mart 2011 tarihindeki Meclis oturumunda, Ak Parti’nin söz alan üç sorumlusu dahil hiçbir milletvekili, beş yıllık sürenin dört yıla indirilmesinin görüşüldüğüne dair veya bunu hatırlatan bir cümle bile sarf etmemişler; tam tersine anayasa gereği olarak seçimden sonra yürürlüğe giren anayasa maddesine göre 23’üncü dönemin dört yıl olduğu kabul edilerek, 24’üncü dönem milletvekili seçimi için, 22 Temmuz 2011 tarihinden önceki uygun bir tarih tespiti hakkında görüşlerini belirtmişlerdir. Çünkü o güne kadar kimse 5678 sayılı anayasa değişikliği kanununun uygulanmayacağını söylememişti. O görüşmenin yapıldığı günkü siyasal irade egemen kalabilseydi, CB seçimi de 2012 Temmuzuda yenilenecek, seçilecek CB 28 Ağutos 2012’de görevine başlayacaktı.

Dün yayımlanan kararın gerekçesinde, 2007’de seçilen CB’nin görev süresini belirleyen Anayasa maddesi, aynı madde içindeki TBMM süresinden tamamen ayrı ele alınmıştır. AYM çoğunluk görüşüne göre, anayasada yapılan değişiklik, yürürlük öncesi seçilen CB’ya uygulanamazdı, CB’nin müktesep hakkı 7 yıldı! Kimse de, “o halde niçin yeni bir kanun çıkarıyoruz” demedi!

AYM kararı gerekçesinde, iptali istenen maddenin, “On birinci Cumhurbaşkanının görev süresine ilişkin olarak doğan tereddütlerin giderilmesi amacıyla getirildiği” anlaşıldığı yazılmıştır. Aynı tereddüt TBMM süresi için niçin doğmamıştı? Veya doğmuştu da kimse niçin umursamamıştı?

AYM’nin gerekçesinde anayasa hükümlerinin uygulanması sırasında “doğacak tereddütlerin”, anayasa değişikliğiyle veya AYM kararlarıyla kaldırılmayıp da, kanun yoluna başvurulmuş olduğu da açıklanmamaktadır. AYM’nin, yukarda yazdığım kadar kaba yanlışlara izin veren bir yapıya sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Meşhur 367 kararı; “ … ancak bir aday için … ibaresinin anayasaya aykırı olduğu” kararı; anayasa ve aynı maddenin fiilen uygulanması göz ardı edilerek CB’nin süresinin “müktesep hakla” belirlenmesi kararı kazaen yapılmış hatalar değildir!

Bakalım kimin, kimin vesayetinde olduğunu kim belirleyip açıklayacak?