Babacan neyi kabul etti? 

Babacan ortadaki görüşlere katılarak mı milletvekili adaylığını kabul etmiştir? Anlamaya çalıştığım bu!

Geçen Pazartesi günü, aynı başlıklı yazımda, Sayın Ali Babacan’ın, AK Parti Genel Başkanı Davutoğlu’nun adaylık teklifini kabul ettiği haberini yorumlamıştım. O yazıda, Babacan’ın son üç yılda siyasal ve ekonomik gelişmeler ile demokrasi ve insan hakları hakkındaki görüşleriyle, adaylık kabulünü birleştiremediğimi yazmıştım. Milletvekili adaylığını kabulü için, Sayın Babacan’a uygun düşen bir açıklama bulamadığım için, yazımın sonuna, “okuyucuların düşüncelerini öğrenmek istiyorum, yazarsanız sevinirim” diye bir not koymuştum.

Okuyuculardan gelen çok sayıda cevabı özetlemeye çalıştım.

Öncelikle olayı değerlendirenleri birleştirdim, genel değerlendirmede şu görüşler öne çıkıyordu:

“Babacan'ın teklifi neden kabul etmiş olduğunu düşünmeden önce, liderin arkasında koşan milletvekillerini ve % 40 oy veren seçmeni anlamaya çalışalım. .

“Babacan AKP içinde farklı bir ses de olsa bu ses bir anlayışa, felsefeye, paradigmaya dönüşemediği sürece çok bir anlam ifade etmiyor.

“Seçimleri kurtarıp tek başına iktidar olmak için her şeyi yapacaklar, sonucu detaylar belirleyecek, Partiyi su üstünde tutacak dallardan biri olabilir düşüncesiyle, Babacan da o detaylardan biri olarak davet edilmiştir.

“Şimdiye kadar verdiği oylar hangi yöndeyse, kararı da o yönde olmuştur. 

“Kimler yalana kanmadı ki, sayın Babacan’ı yadırgamayın.

“Söyledikleri daha çok "self-justification" gibi geliyor

“Babacan kuşkuya mahal vermeyecek açıklıkta, son 13 yılın tanığı, görevlisi ve ortağıdır.

“Sayın Erdoğan'ı, katıldığı son Bakanlar Kurulu toplantısında, Sayın Babacan'ın gözyaşlarıyla uğurlaması kabulü açıklamaktadır.

“Akıllı, mantıklı, ahlaklı, ilkeli insanların Babacan üzerinde düşünmesini gerektirecek nedenler olduğunu zannetmiyorum.”

Bu değerlendirmelerde, birbirine yakın görüşler az; tam tersine cevap verenlerin bir çoğu birbirinden farklı düşünmekte.   

Babacan’ın görüşlerinin ve bakanlıktaki tutumunun, tutarlı bir anlayışa dayanmadığı görüşüne katılamıyorum; tam tersine bana bıraktığı izlenim, tutum ve politikalarının sağlam ilkelerde dayandığıdır. Her olayla ilgili oyuna bakarak o bakanın tutarlılığı ve ilkelere saygısı anlaşılmaz. Temel politikalar ve göreviyle ilgili politikalardaki kararlılık esas alınmalıdır.

Okuyucularım, Sayın Babacan’ın milletvekili adaylığını kabul etme nedenleri olarak da aşağıdaki hususları ele almışlardı:

“Siyasete aile meclisi kararıyla “Davaya hizmet” amacıyla girmiştir; 'Davanın zarar görmesine” sebep olan bir kişilik olmak istememesi nedeniyle ve ailesinin bir parçası olduğu davayla ters düşmemek için; 

“Ekonomiye yön vermeyi sürdürmek istediği için;

“Seçim sonrası büyük koalisyon hükümeti öngören sayın Babacan; cumhurbaşkanının etkisinin zayıf olacağı, Türkiye’nin daha rahatlayacağını, istikrarın başlayacağını, ülkenin daha yönetilebilir olacağını öngörerek;

“Tahmin ettiği seçim sonuçlarına göre pozisyon almak için;

“Siyaset dışı hayatta bir şeyin ucundan tutamamışlığını düzeltmek istediği için;  

“Hatır uğruna;

“Bir tehdit sonucu;

“Sahadan çekildiğinde, çok kısa bir sürede itibarsızlaştırma başlayacağını bildiği için;

“Parti içinde milletvekili olarak kalmanın Türkiye şartlarında önemli olduğunu bildiği için adaylığı kabul etmiştir”.

Bu görüşlerde haklı gördüklerim gibi, acımasız bulduklarım da var; ama asıl sorun henüz açığa çıkmadı.

İlk yazımda anlamaya çalıştığım hususu bir kere de bu yazımda belirtmek istiyorum:

Okuyucuların açıklık kazandırmadığı ve benim de açıkça cevaplayamadığım şu sorudur: Cumhurbaşkanı ve AK Parti hükümetinin, 7 Haziran sonrasında tanımladıkları kamu yönetimi ve insan hakları anlayışı açık biçimde ortadadır. Sayın Babacan bu uygulama ve görüşlere katılarak mı milletvekili adaylığını kabul etmiştir?

Anlamaya çalıştığım da bundan başka bir şey değil!