Başarısız projeler

2 Haziran Pazartesi günü Bakanlar Kurulu toplantısından sonra, hükümet sözcüsü Cemil Çiçek...

2 Haziran Pazartesi günü Bakanlar Kurulu toplantısından sonra, hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, devlete ait bütün hastanelerin 1 Temmuz'dan itibaren tüm sigortalılara ve memurlara hizmet vermeye başlayacağını ilan etmişti.
1 Temmuz günü, Sosyal Güvenlik Bakanı'yla Sağlık Bakanı'nın reklam-duyurularını gazetelerde okuduk: 'Bu milattır' diyorlardı.
Hasta, hastane, yatak ve doktor sayısı değişmeden, sağlık araçları artmadan sadece iki kişinin imzasıyla sağlık hizmetlerinin iyileşmeyeceğini yazmıştım. Sağlık hizmetlerine ayıracağımız kaynağı büyültmeden; hizmet nereye taşınırsa taşınsın, nereden başlarsa başlasın, sonucun fazla değişeceği sanılmamalıydı. (5 Haziran, Radikal)
Uygulama ikinci haftasını dolduruyor. Son hafta Radikal'de, yeni yöntemin fazla işe yaramayacağını anlatan iki yazı yayımlandı. Uygulamanın başlamasından yakınmalar, televizyonların sağlık programlarına yansımış durumda.
Başarısızlık beceriksizliğin sonucu mudur? Hayır! Proje, sistemli bir analize dayanmadığı ve temelde hiçbir şeyi değiştirmediği için başarısızlığa gitmektedir. Her gün köy kahvelerinde, hastanelerle ilgili 'milat projesi!'ne benzer yüzlerce proje üretilmektedir, ama o projeleri genelge ve ilanla kimse uygulamaya koymaz.
Yolsuzlukla mücadele yaklaşımı da aynıdır: Yönetim sistemimizin, yargı düzenimizin, fakirliğimizin, gelir dağılımımızın, eğitim düzeyimizin.. sonucu artan yolsuzlukla, hiçbir şeyi değiştirmeden savaşırsanız da, sonuç alamazsınız!
Başka alanlarda da durum farklı değildir: Eğitim, yükseköğretim, ekonomi, toplu konut, (...) alanlarında yapılmak istenenlerin hepsi, başarıyla sonuçlanmayacak heveslerdir. En kolay iştir hayale dayalı proje üretmek; ne veri ister, ne bilgi ne de yöntem!
İktidar partisinin konulara sistemli yaklaşma alışkanlığı yok gibi görünüyor. Eğer şimdiye kadar gördüklerimi doğru yorumluyorsam, hükümet, zorlukların nedenini sadece bürokratlara bağlıyor! Başbakan kendilerinin
'hızına!' uymaları için bürokratları kaç kez uyardı, hatırlıyor musunuz? Sonuncusunu son grup toplantısında duyduk.
'Hızlı çalışma', ayaküstü karar vererek bakana, valiye olmayacak emirler vermektir! Aslında yapacaklarını gerçekleştirecek, politikalarını uygulayacak personel aramıyorlar; kafadar ve partizanlarla iş görmek istiyorlar.
Büyük projeler, deneyim ve bilgili insanlarla hazırlanıp uygulanabilir. Bilginin değerini, bilgisiz insanlar bilmez ki? Oysa bizimkiler,
'buluşlarını' hayranlıkla karşılayacak; 'çözümlerini' inançla uygulayacak insanları arıyorlar!
Sağlıkta, mesleki eğitimde, yükseköğretimde, yargıda, kamu yönetiminde yeniden yapılanmada reform gibi büyük, ya da küçük projeler, siyaset adamından amaç ve politika belirlemesi bekler; sistem geliştirme ve
planlama siyaset adamının işi değildir. Doğru ve çağdaş yönetim anlayışı budur.
Bunun tam tersi anlayış, siyaset adamının 'kendine uygun' bürokratlarla çalışmasıdır. Partizan bürokrat, sistemi de, teknik adamları da kendini oraya getiren siyaset adamının söylemesini doğal karşılar. Bu anlayışta
olan 'doğuştan liderler' kafalarındaki amaç ve politikaları söylemezler; programları ve uygulama yöntemlerini de onlar belirler ve tebliğ ederler; birlikte çalıştıkları insanları sadece uygulayıcı kabul ederler!
AKP'nin tercih ettiği bu yöntemin, uzun vadede kendilerini başarıya taşıyacağını sanmıyorum!