Başbakan'ın arzusu

Başbakan Erdoğan, Amerikan tipi başkanlık sisteminin tartışılmasını istiyor. İki yıl önce kurulan AKP'nin programında bu sisteme yer verilmiyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan, 'başkanlık' ya da 'yarı başkanlık' sistemine geçilmesini 'her zaman arzuladığını' söyledi. Sayın Erdoğan ekliyor:
"İdeali Amerikan modelidir."
AKP Genel Başkanı, "Bunun için ülkedeki tüm kurumların halkla bütünleşerek bir konsensüs sağlaması şart" diyerek, tartışma açılmasını istediğini belli ediyor.
Eskiden beri, başı sonu belli olmayan önerilerini kamuoyuna duyuran yöneticilerimizle karşılaştık. Bunlar, konu irdelenip de ham önerilerinin eksikliği ortaya konulduğunda, 'Benim konuşma hakkım yok mu?' vezninde cevap verirler.
Erdoğan'ın önerisinin de, hazırlığa dayanmadığı anlaşılıyor. Daha iki yıl önce kurulmuş AKP programında, kamu yönetimi ve sistemde yapılması düşünülen değişiklikler arasında başkanlık sistemine yer verilmemişti.
Oysa kurucular, 'Bu programın Türkiye'nin sorunlarını çözeceğine ve önünü açacağına' inanmaktaydılar, 'Yeter ki, siyasi irade ve kararlılık sahibi kadrolar tarafından yönetilsin'di!
Bu 'irade ve kararlılık sahibi' kadronun başındaki insan, şimdi 'başkanlık sistemi'nden bahsetmekte, 'siyasetteki arzusu'nun, 'Amerikan modeli olduğunu' söylemektedir.
Sayın Erdoğan bu önerisini, önümüzdeki aylarda toplanacak olan büyük kongresine 'program değişikliği önerisi' olarak getirseydi, 'Ülkemizdeki hızlı değişim sonucu, programları iki yıldan fazla dayanamadı' denilirdi, ama doğru bir siyasal girişim sayılırdı. İktidar partisi lideriyse,
'ülkemizin bütün demokrat siyasal partilerinin, bütün demokrat liderleri!' gibi, kongresini beklemeden, programında bulunmayan bir isteğini, önce halka duyurmakta hiçbir sakınca görmemiştir.
Erdoğan'ın önerisi yeni değildir: 1997 sonbaharında, Cumhurbaşkanı Demirel de başkanlık sistemi önermişti: "Ben 4 sene 3 aydır Çankaya'da oturuyorum.
Bu süre içinde tam 6 tane hükümet onayladım.
Bu durum ister istemez Meclis hükümetini tartışılır hale getirmiştir." Demirel bu düşüncesini, 1998 Haziranı'nda ve 2002 Martı'nda da tekrarlamıştır.
Öneri ortaya atıldığında, 'başkanlık sistemi' tamlaması, sanki bütün sistemi tanımlıyormuş gibi, 'doğru-yanlış' tartışması başlıyor. Uyguladığımız sistemden, yeni modele geçiş ve yeni kurumları tartışmak için, söylenenler yeter mi?
Hiç sanmıyorum, sistemin başlığını söylemek ve bir model göstermek tartışmak için yetmez.
Başkanlık sistemi, yürütme gücünü elinde bulunduran kişinin, başkanın, ülkenin bütün seçmenlerince seçilmesini anlatıyor. Pek iyi, başkanı seçtik, ya sonrası? Meclis veya meclislerin yetkileri, yürütmenin diğer kurumları, bunların başkanla ilişkilerinin ilkeleri ne olacak? Bütçenin hazırlanması, kanunların tedvini, yürütme organlarının denetimi (...) bilinmeden, neyi tartışacağız?
Başkanlık sistemi önerenlerin bütün devlet sistemini, kurumlarını ve ilişkileri tanımlamaları gerekir ki, yararlı bir tartışma başlayabilsin. Bir deyim olarak ortaya konulduğunda tartışma yüzeysel kalır ve soyut kavramlar çevresinde sürdürülür.
Sayın Erdoğan'ın yeni önerisinin, tutarlı ve bütünlüğü olan bir çalışmaya dayandığını sanmıyorum. Eğer önerinin temeli olsaydı, aylardır konuşulup, henüz taslak metni yayımlanmayan, kamu yönetiminin yeniden yapılanması çalışmasında yer alırdı.
Başbakan'ın, 'siyasetteki arzusunu', partisinin ve hükümetinin hazırlıklarından bağımsız olarak ortaya attığı anlaşılıyor.