Başbakan'ın önerdiği seçim sistemleri (1)

Bugün genellikle, yerel meselelerle uğraşacak kişiler arasından, liderlerle iyi geçinecekler milletvekili seçilebilmektedir.

Başbakan, önerdiği üç seçim sistemi tartışıldıktan sonra, “En isabetlisi hangisiyse, o yönde düzenlemeyi Meclis’e getirecek, yolumuza o şekilde devam edeceğiz” dedi.

Önerileri özetledikten sonra tartışalım: 1/Yüzde 10 barajlı mevcut sistem; 2/Barajı yüzde 5’e çekip 5’li gruplandırmayla darlaştırılmış bölge sistemi; 3/Dar bölge sistemiydi.

Seçim, 2015 Haziranı’na yakın günlerde yapılacağından, kanunun 2014 yılı nisan ayı sonuna kadar kabul edilip yayımlanması gerekir; yani tartışmak için uzun zamanımız yok.
Önce ‘5’li Gruplandırma’yı (5G) tanımlayalım.

5G; milletvekilleri seçimlerinde 5’ten az milletvekili çıkaran illeri, sınırdaş illerden birinin bütünüyle veya bir parçasıyla birleştirerek, 5 veya 6 milletvekili çıkaracak seçim çevreleri yaratmak demektir.
Milletvekilleri seçimi kanununa göre seçim çevresi ildir.

1876’dan bu yana milletvekilleri, ‘... vilayeti mebusu’ diye anılmaktadır.
5G sadece milletvekili sayısı 5’in altında olan illere uygulandığında, 125 milletvekili il adıyla anılamayacaktır; eğer 5G, bütün ülkede uygulanırsa, sorun 550 milletvekili için de söz konusudur.

Anayasada da farklı bir anlayış yoktur. Ara seçimler hakkında 78’inci maddede, ‘bir ilin veya seçim çevresinin TBMM’de üyesinin kalmaması halinde’ denmektedir. Buradaki ‘seçim çevresi’ deyiminin İstanbul, Ankara ve İzmir’deki seçim çevrelerini kapsadığı açıktır.
Yazdıklarım, 5G’ye anayasanın cevaz (izin) verip vermediğinin tartışılmasını gerektirmektedir. Buna karşın, öneriyi bundan sonraki yazımda irdeleyeceğim.

‘Dar Bölge Sistemi’ne gelelim: Dar bölge, her seçim çevresinin tek milletvekili seçmesi demektir; oy pusulasında bulunan adlar arasından seçmen bir kişiyi seçecektir. Görüldüğü gibi, oy pusulası ve oy verme işlemleri, bugünkü uygulamadan az da olsa farklı tanımlanacaktır.
Doğal olarak, bir milletvekili seçilen seçim çevrelerinin nüfusları ve seçmen sayıları birbirinden çok farklı olmamalıdır. Yani, öneriyi 2015 seçiminde uygulayacaksak, her dar bölge nüfusu 120 bin ile 160 bin (veya seçmen sayısı 85-115 bin) arasında olan 550 seçim çevresi tanımlanmalıdır. Bu seçim çevrelerini herhalde YSK kararı belirleyecektir; belirlemeli midir? Tartışılabilir!

Öneri kabul edildiğinde, bugünkü il merkezi veya dışındaki bir ilçenin adıyla anılan 550 milletvekili seçilecektir. İzmir, Kocaeli, Konya, Adana gibi illerin kendi adıyla anılan milletvekili bulunmayacak, Selçuk milletvekili, Karatay milletvekili ve benzeri adlarla anılan milletvekilleri bulunacaktır. İlk beş büyük ilimizin il adı dışında bir ilçe adıyla anılan 175 milletvekili olacaktır.
Ad meselesini bir biçimde çözsek de asıl sorun arkadan gelmektedir:

Herhalde biliniyor; ilçelerin, hatta köylerin memur tayini, imar, altyapı ve pek çok sorunu, tek parti döneminden beri, ‘merkezden’ çözülmektedir. Demokrasimiz bu yanlışlığı değiştirmemiş; 2011 seçimlerinden sonra çıkan kanun hükmünde kararnamelerle, yönetimde merkeziyetçilik daha sertleşmiş, bana göre, karmaşık hal almıştır.

Bu yapı içinde dar bölge sistemi, bölgecilik yapan, ülkenin genel konularıyla ilgilenmeyen; milletvekili olduğu sürece sadece aday olduğu bölgenin önemli önemsiz sorunlarıyla meşgul adayların seçilmesini sağlayacaktır.

Eğer İngiltere’de olduğu gibi, yerleşim yerlerinde, gerçek yetkili yönetim sistemi bizde de bulunsa, oraların sorunlarını çözmeye talip insanlar bizde de yerel meclislere aday olurlardı. Bugün seçmen, yerel meselelerle uğraşacağına inandığı adaylar arasından, liderlerle iyi geçinecekleri seçmektedir; bu nedenle, milletvekili seçimlerinde genel meseleler oy vermede belirgin ve etken olamamaktadır.
İki turlu da olsa dar bölge sistemi uygulandığında bu çarpık düzen daha da kurumlaşır, demokrasimiz yozlaşır.
Önümüzdeki yazıda, AK Parti liderinin, dar bölge ve darlaştırılmış çevre sistemleriyle ilgili önerilerini irdelemeyi sürdüreceğim.