Başbakan'ın önerdiği seçim sistemleri (3)

Yeni anayasaya kadar, baraj beşe indirilmeli, temel değişiklik, yeni yönetim sistemiyle birlikte düşünülmelidir.

Bazı yazarlar, Başbakan’ın seçim sistemi önerilerini, niyetine bağlıyorlar.
Eğer öyleyse, kişisel amacına göre seçim kanunu tasarlayıp Meclis’ten çıkaran ilk iktidar lideri Erdoğan olmayacağı gibi, seçim gecesi hayal kırıklığına düşecek ilk lider de Erdoğan olmayacaktır.
Akıllı (!) danışmanlarına tasarı hazırlatarak Meclis’ten geçiren Menderes 1957, Özal 1987 ve 1991 seçimleri akşamında ‘halkın hizmetlerini görmediğine’ çok üzülmüşlerdir. Bu tuzağa düşmeyen başbakanlar da vardır; onlar, yaşadıkları devirde, temsilde adaleti en çok sağladığına inanılan, 1965 Milli Bakiye Kanunu’nu çıkarmış ve uygulamışlardır.
Hiç kimse meraklanmasın; halk, kimi iktidardan düşüreceğini, hangi partiyi hangi imkânlarla iktidara getireceğini, kanunları da dikkate alarak, kararlaştırır ve kararını yerine getirir; bu işleri bildiğini zannedenler ise konuşmaya devam ederler.
Herkesin hedefini bilmek durumunda değiliz, önerileri doğrularımıza göre irdelemeye bakalım:
Geçen yazımızda (7 Ekim) 5’li veya 6’lı gruplamayı çözümlemeye başlamış ve yeni çevrelerin 3, 4 gibi küçük sayılarda milletvekili seçecek çevreler olmaması için üst sınır konulması gerektiğini, yani “Alt sınır 6 ise üst sınır da 12 olmalıdır” diye yazmıştık.
Barajın yüzde 5’e inmesi ve 5’li gruplama üç türlü anlaşılabilir:
1/ Yürürlükteki seçim kanunlarına göre, 1 ila 4 milletvekili çıkaran 44 il’e dokunulmayacak, geri kalan 37 il’de 5’li gruplama yapılarak 85 seçim çevresi tanımlanacaktır. Başka deyişle, 44 il bugün olduğu gibi 125 milletvekili çıkarmaya devam edecek, 37 il de 85 seçim çevresinde 425 milletvekili seçecektir.
Eğer öneri bu ise irdelemeye gerek görmeden kabul etmediğimi belirtmeliyim. Çoğunluk sistemi kadar adaletsiz bir öneridir; modeli kim tartışırsa tartışsın, ben sadece isyan edebilirim.

2/ Yürürlükteki kanunlara göre 1 ila 5 ve 11’den fazla milletvekili çıkaran iller, birleştirilerek veya bölünerek 6 ila 11 milletvekili çıkaracak seçim çevrelerine bölünecektir. Bu öneriyi geçen yazımızda irdelemiş, genel olarak olumlu bulmuştuk.
3/ Bu öneriye göre, 5’ten az milletvekili çıkaran iller birleştirilecek, 5’ten çok çıkaran iller ise her bir seçim çevresi 5 milletvekili çıkarmak üzere bölünecek, yani ülkede her biri beş milletvekili çıkaran 110 yeni seçim çevresi tanımlanacaktır.
Ülkede 5 milletvekili çıkaracak 110 seçim çevresi tanımlanması olarak özetlenebilecek öneriyi, tabloda özetlediğimiz bir örnek üzerinde irdeleyelim:
Yüzde 5 barajı geçen 4-5 partinin olduğu bir seçimde, partilerin tabloda görülen yüzdelerde oy aldıkları kabul edilmiş ve bu oy dağılımında partilerin çıkaracağı milletvekili sayıları, 5’li ve 6’lı gruplamalara göre, çok yaklaşık değerlerle tabloya eklenmiştir.
Oy dağılımının partiler arasındaki farkın değişmesi, 2’nci ve 3’üncü partilerin arasının kapanması veya açılması gibi nedenlerle milletvekili sayıları tablodakilerden çok farklı olur; tablo ancak önerinin genel yaklaşımını yansıtmaktadır.
Bu önerinin yürürlüğe konulabilmesi için milletvekillerinin nerenin milletvekili olacakları sorunu çözülmelidir. Bölünen iller kısmen sorun çıkarmaz, 20 çevreye de bölünse o ilin milletvekili denilir, örneği de yaşanmaktadır; ama farklı iki ilin birleşmesiyle ya da iki ilin diyelim beş ilçesinden oluşan seçim çevresinden seçilen milletvekili ne adla anılacaktır? Buna makul bir karşılık verilmelidir.
Özetle, sakıncalarına ve sorunlarına karşın 110 seçim çevreli öneri, ölçüsü tartışılabilirse de, iktidara gelecek partiyi ödüllendirmektedir.
Sonuca geleyim: Bugün sisteme dokunmadan, seçim barajı yüzde 5’e indirilmeli ve temel değişiklik, yeni anayasa yapılırken yeni yönetim sistemine uygun yeni seçim sistemi düşünülmelidir.