Başkan seçimi parti içi demokrasiye ilk adım olabilir

Liderlerin adaylarına oy verilmeyeceği havası yaygınlaştırılarak, parti içi demokrasinin kuruluş hareketi başlayabilir.

Gelecek Salı veya Çarşamba günü Meclis Başkanı seçilecek. Yarından sonra, Cumartesi gece yarısı aday başvurusu sona erecek.

Eğer Anayasa’ya uyulur, parti liderleri “grup adayını (!)” belirlemezlerse, çekişmeli bir başkanlık yarışı izleyeceğiz.

Gazeteler, başkan seçimiyle ilgili haberleri, “Partilerin TBMM Başkanlığı için adayları belli oluyor”, “İşte …'nin Meclis Başkanı adayı” benzeri başlıklarla veriyorlar; yorumlar da, aynı anlayış içinde sürüyor.

Anayasa ve İçtüzük’te,”Siyasî parti grupları Başkanlık için aday” gösteremeyecekleri ve Başkan seçiminin “gizli oyla” yapılacağı yazılıdır.

Başkan seçiminde parti gruplarının aday gösterememeleri ve oylamanın gizli yapılması demokrasiye uygundur, meclis siteminin güçlenmesine yardımcıdır; kaldı ki doğru olmasa da Anayasal kuraldır, uyulmalıdır. Doğru bulmayanlar değiştirilmesi için çaba göstermekle birlikte uymalıdırlar.

Başkan’ın, grup kararına veya liderin tercihine uyarak seçilmesini açıkça savunabilen de yoktur. Tam tersine meclis başkanının, grup kararıyla veya liderin tercihine uyarak seçilmemesi, Meclis çalışmalarının ve alınacak kararların, Anayasa’ya ve milletvekili yeminine uygunluğunu kolaylaştıran, milletvekillerine kişilik kazandıran bir husustuolacağı bilinmektedir.

Haberciler de olayları, parti liderlerinin aday belirleme çalışmalarını doğal görerek izliyorlar, haber yazıyorlar! Okuduklarım arasında bu durumu eleştiren, kunayan bir yazı yoktu!

Anayasa kurallarına uyum isteğe bırakılmış değildir. Eğer isteğe veya kabule bağlı sayılırsa, Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşlkanlığı tanımına da itiraz edilemez! O da, “Ben önceden başkaları gibi cumhurbaşkanı olmayacağımı söyledim; benim doğrularımı halka anlatmam görevdir” diyerek, seçim döneminde devletin ödeneklerini ve memurlarını kullanarak toplantılar yapmıştı.

Bu anlayış Anayasa'ya aykırı olduğu için hepimiz ayağa kalktık, halk tehlikeyi gördü ve AK Parti’nin oyunu azalttı.

Partilerin Meclis Başkan adayı göstermesi ve seçiminin gizliliğinin fiilen kaldırılması da aynı şeydir! Sayın Erdoğan’ın propaganda yapması anayasa ihlali, başkan seçiminde liderlerin adayları belirlemesi anayasaya uyumdur demek çelişkidir; ikisi de anayasaya aykırıdır!

Meclis Başkanlığı'na aday olmak istediği söylenen Sayın Baykal, lider cenahından isimler ortaya çıkınca, itirazını dile getirdi ve ekledi: “CHP geleneğinde böyle bir şey yoktur”!

Sayın Baykal, Lider ve çevresinin aday tespit etmesine karşı çıkmakta haklıdır, çok geç de olsa, lider sultasıyla mücadele etmelidir; ancak “CHP geleneğinde böyle bir şey yoktur” sözü gerçeği yansıtmamaktadır.

Hatırlanacaktır; CHP’de “tek adam yönetimi”, 1971  sonrasında Baykal’ın önce katıldığı bir hizip tarafından kurulmuş yönetim biçimidir. Bu rejim 1982 sonrasında 16 yıl bizzat Baykal tarafından yönetilmiş ve ayrılıncaya kadar her gün duvarları güçlendirilmiştir.

Baykal’ın katıldığı son Kurultay’da, Genel Başkan’ın tayin ettiği ve istediğinde üyelerini neden göstermeden azlettiği bir Merkez Yönetim Kurulu tanımlanmıştır. Bu Tüzük halen yürürlüktedir.  

Böyle bir partide, Meclis Başkan adayını genel başkan belirlemez mi? Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, “30 yıldır ne yapılıyorsa ben de onu yapıyorum” dese haksız mı olur?      

Mamafih, bütün partiler, tek adam yönetimi bakımından, hiç farklı değildir. Her gün örneklerini yaşıyoruz, işte biraz ileri gitmiş, ölçüyü kaçırmış bir örnek:

Geçen hafta gazeteciler, Sayın Devlet Bahçeli’ye Sayın Meral Akşener’in başkan adaylığını sordular. Genel Başkan soruyu, “çok konuşulursa, O’nun adını çizerim” benzeri sözle cevapladı! Herkese yapılır da, Akşener’e yapılacak şey miydi bu?

Bizimkilerin liderlik anlayışı budur; parti politikasından ilçe başkanının konuşmasına kadar, her düzeyde lider hakimdir; her konuda o haklıdır; o neyi isterse o takdir eder, onu söyler; istediği üyeyi istediği yere aday seçer, başkaları onun düşüncelerini sezip ona göre konuşmalıdırlar. Bu anlayışa karşı olanlar çizilir!

Son seçim, parti içi demokrasi sorununu çözebilecek yapıda bir Meclis oluşturdu. Meclis başkanlığı seçimi, parti içi demokraside ilk adım olabilir.

Liderlerin adaylarına oy verilmeyeceği havası yaygınlaştırılarak, parti içi demokrasinin kuruluş hareketi başlayabilir.

Önceki yazımda yazdığım gibi, başkanını liderlerin adaylarına oy vererek seçen bir Meclis demokrasimizi genişletemez; milletvekilleri demokrasi ile yönetilen partilerin üyesi değil, tek adama bağımlı kişiler olmayı sürdürürler!

Yeniden veya ilk olarak seçilmiş milletvekillerinin bu gerçeği benden daha iyi bildiklerine inanarak hepsine başarılar diliyorum.