Baz istasyonu iznini kim verecek? Kim versin?

Yasaya eklenen fıkra, istenilen yerde ve süresiz baz istasyonu kurma hakkı kazandıracak!

Geçen yazımın konusu büyükşehir belediyelerinin sayısını çoğaltan ve yetki sınırlarını il sınırları olarak belirleyen 6360 sayılı yasa idi.
O yazımın amacı, ‘birçok eksiğine ve boşluğuna karşın, merkezi idaremizi sarsacak bu kanunun Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmemesini’ kutlamaktı.
Bu arada şunları da yazmıştım: “Bu kanunun maddelerinin birçok karışıklık çıkaracağı açıktır. ... En çok baş ağrıtan husus imar ve çevre mevzuatıdır. ... İmar ve çevre meselesi çözülmeden yeni yönetimlerin başarılı ve kişilikli olmaları beklenmemelidir.”
Bugün o yasanın, kanun tekniği ve getirdiği usul bakımından sakıncalı olan bir maddesini ele almak istiyorum. Teknik ve usulü bir yana koysak bile, değineceğim konu, toplum sağlığı bakımından olağanüstü önemdedir.
Büyükşehir belediyeleriyle ilgili 6360 sayılı yasa, Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” maddesine aşağıdaki iki fıkrayı ekledi:
“r) Belediye mücavir alan sınırları içerisinde, ... mevzuata göre kuruluş izni verilen alanda tesis edilecek elektronik haberleşme istasyonlarına kent ve yapı estetiği ile elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri dikkate alınarak ücret karşılığında yer seçim izin belgesi vermek,
“(bu) bende göre verilecek, yer seçim belgesi karşılığında alınacak ücret Bakanlıkça belirlenir. Ücreti yatırılmasına rağmen yirmi gün içerisinde verilmeyen yer seçim belgesi verilmiş sayılır. Büyükşehir sınırları içerisinde yer seçim belgesi vermeye ve ücretini almaya büyükşehir belediyeleri yetkilidir.”
Bahsedilen ‘Yer Seçim İzin Belgesi’, halk dilinde ‘baz istasyonu’ diye anılan, direk üstlerine, çatılara, kulelere takılan aletlere verilen bir cins imtiyaz belgesidir.
Cep telefonlarıyla haberleşmek için gerekli baz istasyonları, elektromanyetik kirlilik yaratırlar. Bu kirlilik, hamilelere, bebeklere ve yaşlılara diğerlerinden daha çok zarar verir.
Elektromanyetik alanların çevre ve halk sağlığına etkileri, yönetimi ve hukuksal düzenlemeler Elektrik Mühendisleri Odası, barolar ve tabip odalarının düzenlediği toplantılarda her yıl tartışılıyor. Bu yıl da ‘Çevre ve İnsan Sağlığı İçin Emanet 2013’, 8 ve 9 Kasım tarihlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi’nde toplanacak.
‘Emanet 2013’te, Belediye Kanunu’na eklenen yer seçim izin belgesi fıkrası ele alınacak mı bilmiyorum.
Eklenen fıkrayla, hangi belediyeye nasıl bir yetki veriliyor, yetki mi veriliyor, yoksa ‘verilmiş’ gibi gösterip merkezde mi bırakılıyor açık değil.
‘Kent ve yapı estetiği ile elektronik haberleşme hizmetinin gereklerini’ dikkate alacak olan kimdir? Bakanlık, büyükşehir veya belediye mi?
Diğer cümleye geleyim: “Ücreti yatırılmasına rağmen yirmi gün içerisinde verilmeyen yer seçim belgesi verilmiş sayılır” cümlesinin anlamı, ücretini veren, yer seçim belgesini alır demektir.
Belediyenin yer seçim izin belgesi isteğini, inceleme ve kabul edip etmemesindeki belirsizlik, ücretini veren cep telefonu işletmecilerine, süresi belirsiz ve istediği yerde baz istasyonu kurma hakkı kazandırır!
Telefon işletmecileri ne kadar etkililer ki; hiçbir taahhüdü, sınırı ve sorumluluğu olmayan bir imtiyaz hakkını, önemli bir kanun tasarısının kıyısından girip kazanmışlar.
Bu fıkrada, halk sağlığı nerede unutulmuş anlayamadım!
İşte size Dünya Sağlık Teşkilatı’nın görüşüne yakın bir öneri: İzin isteği ve koşullarının ilanını izleyen bir ay içinde, o mahallede oturan seçmenlerin en az beşte biri karşı olduklarını bildirmemişlerse, en çok iki yıl süreli Yer Seçim İzin Belgesi, ihtiyar heyeti kararıyla, muhtar tarafından verilir. Mevcut izin benzeri belgeler, en geç iki yıl içinde muhtarlığın vereceği izin belgelerine dönüştürülür.
Beğenmeyenlere oyum yok!