Belgelerde yerel yönetim

AB'nin son yayımlanan belgelerinde, yerel yönetim reformuyla ilgili yazılanlar pek dikkat çekmedi.

AB'nin son yayımlanan belgelerinde, yerel yönetim reformuyla ilgili yazılanlar pek dikkat çekmedi.
Katılım Ortaklığı Belgesi'nin 'Kısa Vadeli Öncelikler' bölümünün kamu yönetimi paragrafındaki 'Özellikle daha önce kabul edilen mevzuatın uygulanması başta olmak üzere, etkin, şeffaf ve katılımcı yerel yönetimin temin edilmesi' hedefi yazılıydı.
Bu yılki İlerleme Raporu'nda, 'devletin üniter yapısına dair Anayasa hükümleriyle çeliştigi gerekçesiyle Temmuz 2004'te Cumhurbaşkanı'nca' veto edilmesine, 'kapsamlı bir reform süreci uygulanmasında belirli zorluklarla karşılaşıldığı', 've bu nedenle bölünmüş bir yaklaşımın ortaya' çıktığına değinilmiştir.
Raporda, belediye ve İl Özel İdaresi'yle ilgili dört temel kanunun yürürlüğe girdiğini belirttikten sonra, şu değerlendirmeye yer verilmektedir: "Söz konusu kanunlar; etkin, sonuca odaklı ve şeffaf yerel idareyi hedefleyen modern kamu idaresi kavramları getirmektedir. Tüm bu kanunların aynı anda yenilenmiş olması, hükümet bakımından önemli bir sınav oluşturmaktadır. Tasarlanan hedeflere ulaşılabilmesi için, bu kanunların uygulanmasının etkin biçimde planlanması ve yürütülmesi gerekecektir. Özellikle gerekli ikincil mevzuat çıkarılmalıdır."
9 Kasım raporları yayımlanmadan iki gün önce, Strasbourg'ta daha açık bir karar çıktı. Yerel demokrasi alanında Avrupa genelinde referans kuruluş olma niteliğini taşıyan 'Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi' (AYBYK) Türkiye raporu ve bu rapora ek tavsiye kararı oybirliğiyle kabul edildi. Yerel yönetim sisteminin Avrupa standartlarına uyarlanması için reformların devam etmesi istendi. Merkezden yerel yönetimlere kademeli yetki transferine başlanması gerektiği belirtilen raporda, yerel yönetimlere merkezden mali kaynak aktarılması da istendi. Kararda valilerin yerel yönetimler üzerindeki yetkisinin azaltılması gereğine de dikkat çekildi.
(8 Kasım 2005, NTVMSNBC)
AB Komisyonu'nun belgelerinde ve AYBYK kararındaki ifadeler arasında önemli bir fark var gibi görünüyor. Yerel yönetimlerin 'etkin, şeffaf ve katılımcı' olmasıyla 'Avrupa standardına uyarlanması' bana göre aynı şey değildir.
Benim bu iki tanımı farklı görmem önemli değil, önemli olan AB'nin 'etkin, şeffaf ve katılımcı' niteliğini 'Avrupa standardı' olarak anlıyor görünmesidir.
Eğer AB, 'Avrupa standardı'nı anlatmak için 'Etkin', 'Şeffaf' ve 'Katılımcı' sıfatlarını yazmayı yeterli görüyorsa, anlaşmazlık kapımızdadır.
Avrupa'nın yerel yönetimler standardı, 1993 yılında yürürlüğe giren 'Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nda yazılıdır. Türkiye bu anlaşmanın bazı şartlarını kabul etmemiştir.
Bu anlaşmaya göre kamu sorumlulukları genellikle ve tercihen vatandaşa en yakın olan makamlar tarafından kullanılmalıdır. 'Özerk yerel yönetim' kavramı yerel makamların, kanunlarla belirlenen sınırlar çerçevesinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkı ve imkânı anlamını taşır.
AB Komisyonu belgelerinin yerel yönetimlerle ilgili paragraflarında konu 'Türkiye'nin hassasiyetleri' göz önüne alınarak geçiştirilmektedir. Bir an önce yerel yönetimin doğru tanımı belgelere açıkça yazılmalıdır.