Bırakın da özgürlüğü özgürce konuşalım

Davutoğlu, şiddeti aklına getirmeden; "gençler, özgürlüğünüzü hiç sınırlamadan tadını çıkarın" diyemiyor!

Sayın Davutoğlu, İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde dün düzenlenen "Başbakanımız Gençlerle Buluşuyor" toplantısında konuştu.

İktidar partisi ve hükümet, kanun tanımazlık rekoruna doğru gidiyorlar, Sayın Erdoğan Anayasa dinlemiyor diye, hükümet başkanı da yasaları yok sayıyor. Her ölçü kaçtı, oraya dönmeyelim yazı biter!

Bir cümlesini nakledip, Sayın Başbakan’ın hangi görüşler içinde olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Davutoğlu’nun söyledikleri şu:

“(Herkesin konuşabileceği bir Türkiye) diyorsak, özgürce herkesin görüşlerini ifade edebileceği bir Türkiye iddiasındaysak hepimizin bu özgürlük ortamını korumaya özen göstermemiz lazım. Bu korunacak. Ben size şu teminatı veriyorum; hangi düşüncede, hangi anlayışta olursa olsun, her genç bu ülkede özgürce konuşacak ama hangi düşüncede, hangi anlayışta olursa olsun kim şiddete başvurursa o da engellenecek. Şiddetin olmadığı özgürlük ortamını sağlayacağız.”

Başbakanın iki görüşü var; birincisi, “Özgürlük ortamını korumaya özen göstermemiz lazım”; ikincisi de, “Şiddetin olmadığı özgürlük ortamını sağlayacağız”.

Özgürlük ortamı var mı, yok mu? Başbakan, özgürlük teminatı vermek için konuşmaya başlar başlamaz “şiddet” unsurunu gtiriyor masaya.

“Özgürlük” ve “şiddet” birbirinin ayrılmaz parçası veya tamamlayıcısı mı ki, ikisini bir arada konuşulmak zorunda olalım.

İfade özgürlüğü, yakın ve açık tehlike içermeyen her düşüncenin söylenmesi ve örgütlenerek yaygınlaştırılması özgürlüğüdür. Açık ve yakın tehlikenin varlığını tabii hakim belirler.

Başbakan’ın, “Maalesef ülkemizde ifade özgürlüğü çok kısıtlıdır, iktidara gelirsek evrensel ifade özgürlüğünün yasal ve toplumsal koşullarını getireceğiz” demesi daha doğru değil mi?

Oysa O, “gençler özgürce konuşabilmeli” dedikten hemen sonra, “ama şiddet olmamalı…” diyerek, şiddeti önlemeye öncelik veriyor! İfade özgürlüğü şiddeti davet eder anlayışı var Sayın Davutoğlu’nun kafasında.

Özgürlükle şiddeti birlikte konuşmak, sağlıksız bir zihniyetin varlığını hatırlatıyor. Doğrusu, böyle konuşan bir Başbakan’a sahip olduğumuz için övünemiyorum!

Özgürlüğün konuşulduğu bir ortamda, “şiddetin olmadığı özgürlük” arayışı ortaya atıldığında Sayın Başbakan’ın hemen, “ifade özgürlüğünün olduğu bir toplumda, şiddetin istisnai bir durum olduğunu” söylemesi gerekirken O, şiddeti özgürlüğün asli unsuru olarak görüyor.

“Şiddet olmayan özgürlüğü” arayarak, özgürlük konuşmak zaten başından itibaren, özgürlüğün tadını kaçırmaktır.

“Şiddeti teşvik ediyorlar”, “şiddet geliyor”, “bu şiddettir”, “şiddet önlenmelidir” gibi paranoyalarla özgürlük getirilemez.

Özgürlük gayet sade bir yaşam; uzun uzun incelemeye gerek yok, ya özgürlük var veya yok, şimdi ülkemizde özgürlük yok!

Sayın Davutoğlu farkındadır herhalde, hatırlatayım, 2011 yılından bu yana, ifade özgürlüğünde, gayet masum, sınırlı bürokraside öneriler gelişti ama meclise kadar gidemedi!

Şimdi o engellemelerin yarattığı zihin çemberi içinde kalan Davutoğlu, “özgürlük” diyemeden, “şiddet” demek mecburiyetini hissedip konuşuyor.

Davutoğlu, şiddeti hiç aklına getirmeden; “gençler, özgürlüğünüzün hiçbir biçimde sınırlanmasını kabul etmeyin, özgürlüğünüzün tadını çıkarın” diyemiyor!

Sayın Başbakan kusuruma bakmasın ama, kendisi özgür değil! Davutoğlu Cumhurbaşkanı'nın düşünceleriyle, korkarım siyasal geleceğiyle, kendini bağlı görüyor!

Düşünce özgürlüğü olmayan başbakan, gençlere özgürlük konuşması yapmaya kalkınca, konuşana mı, dinleyene mi, yazana mı kızarsın siz tercih edin!