Bu Anayasa'yla reform!

AKP Acil Planı'nda ve hükümet programlarında kamu yönetiminde esaslı değişiklik istediğini açıklamıştı.

AKP Acil Planı'nda ve hükümet programlarında kamu yönetiminde esaslı değişiklik istediğini açıklamıştı.
Mayıs ayı başında 'Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı taslağı' (taslak) ortaya çıktı. Başbakan Yardımcısı Şahin'in siyasal sorumluluğunda, Başbakanlık Müşaviri Ömer Dinçer'in başkanlığındaki bir ekip tarafından yürütülen çalışmalar sonunda geliştirilen taslak, dün Bakanlar Kurulu'na sunuldu.
Galiba herkes, kamu yönetim örgütümüzün eskimişliğinden, hantallığından, verimsizliğinden şikâyetçidir. Bugün getirilmeye çalışılan, kamu hizmetlerinin yerindenlik ilkesine göre yürütülmesi yaklaşımının uygulanması çalışmaları, Avrupa'da 20'nci asra girerken birçok ülkede tamamlanmıştı. Bizde ise sözü çok edildi, bir türlü başlayamadık. Getirilen taslakta, kamu hizmetlerinin yerinden yönetilmesi, görevlerin kaynaklarıyla birlikte yerel yönetimlere devredilmesi, merkezi idareye bazı yenilikler düzenlenerek bir adım atılmış oluyor.
Kamu hizmetlerinde yetkinin esas 'başladığı' yerin yöreler, köyler, sokaklar olduğu gerçeği söylenememekte; bazı yetkiler yerel yönetimlere
'devredilmekte'dir. Yetkinin kullanılmasında 'yerindenlik' ilkesine sadece işaret edilmekle yetinilen taslakta, merkezi yönetimin yerel hizmetlerdeki hâkimiyetini sürdüren hükümler korunmaktadır.
Benim asıl değinmek istediğim, bugünkü Anayasamızla uyumlu reform yapmanın zorluğudur:
Ülkemiz bir değil, birçok reform beklemektedir; bunların başında da yerinden demokratik yönetimin gerçekten kurulması gelir.
Anayasamız sadece yönetim reformuna değil, her reforma, her yeniliğe karşıdır. Yargıda da, siyasal partilerde de, sosyal güvenlikte de, yükseköğretimde de yapılacak reformlara Anayasa izin vermez. Bugünkü Anayasa ile reform yapılamaz. Reform yapmak isteyenler önce Anayasa'yı ele almalı, çıkacak sorunları nasıl çözeceklerini bilmeli ve planlamalıdırlar.
Asıl iş bundan sonra başlayacaktır: Anayasa ele alındığında, bir-iki maddesi değiştirilirse, şalvar üstüne frak giyilmişe benzeyecektir; ancak reforma karşı maddeler Anayasa dışına çıkarılırsa yol almak kolaylaşabilir.
Maddelerini değiştirmek yerine, yürürlükten kaldırma tercih edilmesi durumundaysa, devlet kurumlarını ve işlevlerini düzenlemekte Anayasa'da boşluk kaldığı iddia edilecektir.
Kamu hizmetlerinin bir kısmının merkezi yönetimden alınıp yerel yönetimlere
verilmesi anlayışı, Anayasa'nın temel kabullerinin dışında olduğundan, bu taslak yasalaştığında, bir biçimde, Anayasa Mahkemesi'ne gidecektir. Mahkeme bugünkü Anayasa'yı korumakla görevlidir. Sonuçta çıkacak yasanın iptal edilmesi tabiidir!
Diğer taraftan, kamu yönetiminde yeniden yapılanma amacıyla çıkarılacak Anayasa'da değişiklik yasasını, 'Anayasa'ya bağlılık' yemini etmiş her cumhurbaşkanının halkoyuna sunması çok doğaldır.
Askeri idarenin hazırladığı Anayasa'daki bir madde değişikliğini halkoyu sırasında tartışmak yerine; Anayasa'yı bütünüyle, toplumca, bütün kesimlerce ve her yerde tartışmalıdır. Bu tartışmanın gerektirdiği yasal ortam, uyum yasalarıyla, bazı kanun maddeleriyle Seçim ve Siyasi Partiler Kanunu hariç oluşmuş, kısmen de olsa, siyasal hayat tabiileşmiştir. Bu tartışmalar içinde varılacak toplumsal uzlaşma sonrasında seçilecek yeni meclis, yeni anayasayı kolaylıkla hazırlayacaktır.
Köyden kente, zenginden fakire, gençten yaşlıya bütün halk, bütün yurtta yeni anayasayı, egemenliğin kullanılmasından başlayarak, tartışmaya başlayalım. Önerim yorgunu yokuşa sürmek değil, tam tersine, kendimce yorguna kestirme yol göstermektir.