Bu Anayasa'yla yaşayamayız

Konuyu hayati ve acil gördüğüm için, 'takıntılı' görünmek pahasına, kamu yönetimi ve Anayasa konusunda sık yazıyorum.

Konuyu hayati ve acil gördüğüm için, 'takıntılı' görünmek pahasına, kamu yönetimi ve Anayasa konusunda sık yazıyorum.
Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı (KYT), Başbakan Erdoğan'ın son grup konuşmasında da geniş yer aldı.
Başbakan'a göre; "Tasarı hayata geçirilmedikçe, Türkiye'nin bugünkünden daha iyi bir noktaya gelmesi imkânı yoktur", "Bugün yaşadığımız sosyal ve ekonomik sıkıntıların temelinde, millete hizmet üretmesi gereken devletin, aksine millete yük olacak bir büyüklüğe ve genişliğe ulaşması yatmaktadır. Bu taşınmaz yükten kurtulmamız gerekiyor." Bu düşüncelere bütünüyle katılıyorum.
Başbakan konuşmasında, üniter devlet vasfı ve teftiş kurullarıyla ilgili eleştirileri cevaplamış ancak, Anayasa'ya aykırılık iddialarına değinmemiştir. Oysa KYT'nin özü ve maddelerinin birçoğu, Anayasa'nın ilkeleri ve hükümleriyle uyuşmamaktadır.
KYT'yi Anayasa'nın 127'nci maddesinin şu hükmüyle uzlaştırmak zordur:
"Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir."
Bunun dışında, anlayabildiğim kadarıyla KYT, Anayasa'nın 14'ten fazla maddesine aykırıdır. Bu nedenle asıl konumuz KYT değil, Anayasa'dır: Devletimizi bugünkü Türkiye'yi yönetebilecek duruma getirecek her proje, karşısında Anayasa'yı bulacaktır. Çünkü 1982 Anayasası ayrıntılı hükümleriyle, ülkemizi ve halkımızı dar kalıplar içine sokmuştur.
Her reform düzenlemesinin, yürürlükteki pek çok kanunun pek çok maddesine aykırı olması doğaldır, çünkü temel değişiklik yasaları çıkarılırken, binlerce kanunun aynı zamanda değiştirilmesi olası değildir.
Sonra çıkan yasa hükmü, öncekinden üstündür ilkesiyle, yasalardaki çelişkilere çare bulunmaktadır. Ancak, Anayasa'ya aykırı yasayı, görevi gereği Anayasa Mahkemesi, amacını ve gerekçelerini dikkate almadan iptal eder.
Kamu yönetimi reformuna karşı olan Anayasamız, diğer alanlardaki temel değişimlere de izin vermez. Son aylarda yükseköğretim konusu tartışılırken,
Anayasa'nın bazı maddelerinin (130,131), ciddi değişikliğe engel olduğu anlaşılmıştı. Bugün girmeye çalıştığımız piyasa ekonomisinin de Anayasa'yla uyuştuğu söylenemez. Baksanıza bir Anayasa veya yasa maddesi bulundu ki, 'Rekabete aykırılık doğabilir' gerekçesiyle, 'Tekel'in özelleştirilmesine, yürütmeyi durdurma kararı verildi. Bakar mısınız?
'Tekel' devletten çıkıyor, ama rekabete uygun bulunmuyor! Nereye dokunmak istense, nerede temel değişiklik yapmaya kalkılsa karşısında Anayasa'yı bulacaktır.
KYT yasalaşırsa, Anayasa Mahkemesi'ne takılacaktır. Mahçup bir yaklaşımla KYT ile getirilmeye çalışılan 'yönetimin yerindenliği' kurallarının gerçekten yürürlüğe girebilmesi için, Anayasa'nın değiştirilmesi zorunludur.
Başbakan Erdoğan, son konuşmasında söylediği gibi, 'Verimsiz çalışan, yetersiz üreten, ürettiğini de sadece birikmiş borçlarını ödemek için harcayan bir ülke olmaya mahkûm' olmamamız için, önce Anayasa değişiminin zorunluğunu kabul etmelidir.
Anayasa'nın değişmesi için de, özetle siyasal hayat tabiileştirilerek, halkın devlet - birey ilişkisini, yurttaş tanımını, yönetim biçimini, devlet kurumlarını, bütünüyle ülkemizin koşullarını tartışması sağlanmalıdır.
Sorunumuz Anayasa'dır, bu Anayasa ile yaşayamayız!