Bu taslak geri alınmalı

'Özel Eğitim Kurumları Kanun Tasarısı Taslağı' metnini okuyunca, "yasaların bakanlık odalarında hazırlanıp, kimsenin haberi olmadan Bakanlar Kurulu'na taşınmasının" ne kadar sakıncalı olduğunu bir kez daha anladım.

'Özel Eğitim Kurumları Kanun Tasarısı Taslağı' metnini okuyunca, "yasaların bakanlık odalarında hazırlanıp, kimsenin haberi olmadan Bakanlar Kurulu'na taşınmasının" ne kadar sakıncalı olduğunu bir kez daha anladım.
Komisyonlarda tasarıların bütünlüğü değişmez, iktidar milletvekilleri ve hükümet ufak tefek düzeltmelere ve eklemelere izin verirler. Taslak, yaklaşımı ve yazımıyla Meclis komisyonlarında görüşülmeye uygun değildir.
Önce özel ilk ve ortaöğretimde yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu söylemeliyim. Yasa üzerinde çalışmaya bu ihtiyacın çerçevesini belirledikten sonra başlanabilir.
Özel okullardan ne beklenebilir?
Beklentilerden biri, özel okulların devlet okullarının kapasite eksikliğini tamamlaması olabilir. Resmi okullar, sayıları ve kapasiteleriyle ilk ve ortaöğretime başlayacaklara yetmediğinden, bütün öğrencilerin okullaşmasına yardımcı olmak için özel okulların kurulmasını isteriz.
Özel okullardan bir diğer beklenti, resmi okulların kalitesini yükseltmeleri olabilir. Devletin okullarında, sayının çokluğu, imkânların yetersizliği nedeniyle yükseltilemeyen kalite düzeyini özel okullarla yükseltmek hedeflenebilir.
Bir başka istek, devlet okullarında verilen eğitime ek olarak bazı alanlarda bilgi ve beceri kazandıran özel okullar kurulmasıdır. Müzik, matematik, spor veya diğer özel kabiliyet gerektiren alanlardaki insan varlığımızı geliştirmek amacıyla özel okullar kurulması hedeflenebilir.
Bunların dışında başka amaçlar da belirlenebilir; yeni taslağın ise belli bir amacı yok. Taslakta amaç, "... açılacak, ... açılmış bulunan özel öğretim kurumlarının ... düzenlemektir" biçiminde belirsiz bir cümle yazılmış. 'Amaç' maddesine, gerçek amacımızı belirleyip onu yazmalı.
Taslağa göre özel okul öğretim programı, bakanlıkça incelenip onanacaktır. Bu hüküm genellik ve belirsizlikten kurtarılmalıdır. Özel okullar öğretim programı en az, devlet okulları müfredat programını kapsamalı ve istenirse genişletilebilmelidir. Devletin müfredat programının bir standart olarak görülmediği, taslağın 7 ve 10. maddelerinden de anlaşılıyor.
Taslağın 4'üncü maddesinin sonunda şu hüküm bulunuyor: "Askeri okullar, emniyet teşkilatına bağlı okullar ve din eğitimi-öğretimi yapan kurumların aynı veya benzeri özel öğretim kurumları açılamaz."
Taslağın yazım zayıflığını belli eden bu cümleyi anlayamadığımı itiraf etmeliyim.
"Açılamaz" denilen, "Askeri okullar, emniyet teşkilatına bağlı okulların aynı veya benzerleri" ise bu sınırlamanın, meslekler tanımlanarak yapılması gerekmez mi?
Laik bir devlet din öğretimi yapan kurumlar açmamalı; din öğretiminin standartlarını belirlemeli ve yasalarına, "Din eğitimi-öğretimi yapan özel kurumlar açılamaz" hükmü koymamalıdır.
Taslağın 17'nci maddesine göre, özel okul kurumlarında çalışanlar da devlet memuru sayılacaklar ve memur gibi yargılanacaklardır. Bu madde, imtiyazlı kesimlerin çokluğundan yakınan Adalet Bakanı'nın gözünden kaçmış olmalı!
Radikal'in öne çıkardığı 'Mali destek ve istisnalar' başlıklı 21'inci maddenin her fıkrası ayrı bir yazı konusu olabilir. Bu madde, taslağın 'düzeltilemez' maddelerinden sadece birisidir.
Taslağın bu yazdıklarım dışında sakıncalı daha birçok maddesi var. Metni yazanların, yazdıklarını anladıkları dışında daha başka hangi anlamları ifade ettiğini düşünmeden kaleme aldıkları görülüyor.
Taslağın, 'tasarı'ya dönüşmeden geri alınacağını umut etmek istiyorum.