Bugünkü odalar demokrasi engelidir

Hürriyet gazetesinin dünkü sayısını okumayanlar için, birinci sayfa manşetten verilen haberi özetleyerek 'Kamu kurumu niteliğindeki meslek </br>kuruluşları' konusuna değinmek istiyorum.

Hürriyet gazetesinin dünkü sayısını okumayanlar için, birinci sayfa manşetten verilen haberi özetleyerek 'Kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşları' konusuna değinmek istiyorum.
'Sakarya Zaferi' başlıklı haberde, bir kanun hükmünün yok sayılması girişimi anlatılıyordu: İki ay önce kabul edilip, 21 Haziran'da yürürlüğe girmiş olan 'Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu' ile 'Bu kuruluşlarda iki dönem başkanlık yapanların bir dönem geçmedikçe tekrar başkan seçilemezler' hükmü getirilmişti.
38, 27, 21 yıldan beri koltuklarını 'koruyan' başkanların adlarını ve görevlerini sıralayan Hürriyet gazetesindeki habere göre, Adapazarı'nda bir meslek odası genel kurulunda üç dönem oda başkanlığı yapmış olan bir kişi yeniden seçilmiş; ilçe seçim kurulu da, "Kanun geriye doğru işlemez, seçilememe süreleriyle ilgili takvim kanunun yürürlük tarihi olan 21 Haziran'da başlar" gerekçesiyle(!) yapılan itirazı reddetmiş. Herhalde başkanlığını sürdürmek isteyenler karar metnini, 81 ilin odalarına göndermişler! Olayın ilginç yanı, üye kayıtlarının güncelleştirilmesi ve sicil gibi konularla ilgili geçici maddeler uygulanmadan, kanunun önünün kesilmek istenmesidir.
Son yıllarda arttığı görülen, yargı kararıyla kanunsuzlukları yasallaştırma girişimlerinden biri olan ve hukuka, kanunun metnine ve ruhuna tam anlamıyla aykırı gördüğüm bu kararın tek yararı, uygulamadan sorumlu bakan Ali Coşkun'un ve genel olarak hükümetin iktidar gücünü ölçmemize yardımcı olmasıdır.
Ben konuma geçeyim: Esnaf kuruluşları; son ve önceki kanunun birinci maddelerinde tanımlanmıştır. Bu maddelerde yazılan amaç ve hedefler, Anayasa'nın 'Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları' başlıklı 135'inci maddesinde yazılanların tekrarıdır.
Anayasa'nın 3'üncü kısmında, 'Yasama', 'Yürütme' ve 'Yargı' başlıklı bölümler bulunmaktadır. 'Yürütme' bölümünde Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu ve idare düzenlenmektedir. YÖK ve RTÜK gibi kurumların bulunduğu 'İdare' başlığı altındaki 9 maddeden biri meslek kuruluşlarına ayrılmıştır. Meslek odaları, bu maddeye dayanarak kurulmakta, kanunla kendilerine imtiyazlar verilmekte ve kamu kurumu yetkilerini kullanmaktadırlar.
Ülkemizde esnaflık, mühendislik ve doktorluk yapmanın yolu bir biçimde kanunla kurulmuş bu odalardan geçer; diğer kamu kurumları çalışmalarında bu odalara başvurur; bazı kamu görevleri bu odalara verilmiştir. Yani, kişiler odalara gidip ben kaydolmak istiyorum demezler; meslek icra etmek için bu odalara kaydolmak zorunludur!
Kanunla kurulan odalar çalışma alanlarında tekeldir. Türkiye'deki şoförlerin de, mimarların da, eczacıların da; 'mesleki ihtiyaçlarını karşılamak, faaliyetlerini kolaylaştırmak, gelişmelerini ve eğitimlerini sağlamak, birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde güveni hâkim kılmak, meslek ahlakını korumak' amacıyla dernek kurma özgürlükleri yoktur. Tırnak içinde yazdığım hedef ve amaçlar, söz konusu kanunun birinci maddesiyle tekel olan odalara bırakılmıştır.
Bence bu odaların mevcudiyeti ülkemizde, sivil toplum anlayışının gelişmesinin ve örgütlenmesinin önündeki engellerden biridir.
Meslek kuruluşları, Dernekler Kanunu'na göre kurulup, serbest olarak üye kaydeden; üyelerle, halkla ve kamu kurumlarıyla ilişkilerini kanundan güç almadan düzenleyen, çalışmalarını kendi organlarının kararlarıyla programlayan, bütçelendiren ve tanıtan kurumlar olmalıdır.