'Çağdaş bir sisteme kavuşmak...'

Başbakan Erdoğan, partisinin il başkanları toplantısında, karışık bir analiz yaptı...

Başbakan Erdoğan, partisinin il başkanları toplantısında, karışık bir analiz yaptı:
"Türkiye'nin bu sistemden kurtulması için sadece iyi niyetli ve dirayetli ellerle yönetilmesi yetmez. Aynı zamanda çağdaş yapısal reformları da gerçekleştirmesi gerekir.
Ne zaman çağdaş bir sisteme kavuşmak için bir adım atsak, bu adımlar konusunda son derece ilkel tepkiler verenler söyleyecek başka şey bulamayınca, rejim tartışması çıkarmak gibi sakıncalı bir oyun oynamaya başlıyorlar.
Türkiye'de herhangi bir sebeple yapılan rejim tartışması yoktur. Türkiye, Anayasası'nda tanımı yapılmış olan rejiminden memnundur.
Türkiye, bütün anayasal kurumlarıyla ama en önce hükümeti ve Meclisiyle, rejimini sonsuza dek yaşatmaya kesin kararlıdır."
Benim anladığım Başbakan, halkın Anayasa'da tanımlanan rejime bağlılığına, rejim tartışmasının yersiz olduğuna, sistemleri çağdaşlaştırmak gerektiğine inanmaktadır. Sayın Erdoğan'ın bu inancı temelsizdir.
Devlet yönetimi konuşurken 'rejim', 'sistem' kelimelerine farklı bir anlam yüklemek doğru mudur? Sanmıyorum, farklıysa ne kadar?
'Rejim', devletin yönetim biçimidir; sistem ise, yönetimde uygulanan düzenekler...
Sayın Erdoğan adını 'rejim' koyarak tartışmayı sevmiyorsa, 'sistem' diyerek devam edelim.
Tam burada sormalıyım: Bir yıldan beri hangi sistemi değiştirdiniz? Yönetim sistemini mi? Eğitim sistemini mi? Vergi sistemini mi? Yargı sistemini mi?
Dünya değişiyor, halkımız da -adını koysun ya da koymasın- değişim istiyor; ancak, bir türlü hiçbir sistemi değiştiremiyoruz. Değişmeye zorladığımız 'yaklaşımımız'dır.
Okuyucularım hatırlayacaktır, çok yazdım, bu Anayasa ile ne sistem, ne kurum değiştirilebilir. Çünkü Anayasa, toplumun her yanına bir kurum koymuş; bu kurumların kapısını, penceresini, bacasını iyice güçlendirmiş, ayrıntılarına kadar tanımlamıştır.
İnsan hakları bakımından da durum daha farklı değildir.
Hükümettekiler bu yıl karşılaştıkları sorunları hatırlamalıdır: Yükseköğretim sistemini değiştirmek istediler, ne oldu, önce Anayasa'nın 130, 131'inci maddesine takıldılar; dar bir alanda bir tasarı hazırlandı; o da yönetim hataları nedeniyle sürüncemede kaldı!
Kamu yönetim temel kanun tasarısı'nda nereden başlayıp, nereye gelindi?
Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği kanunların listesine bakmak bile, bu Anayasa'yla bir yere gidemeyeceğimizi görmek için yeterlidir. Son örnek, büyükşehirlerin sınırlarını genişleten kanunun Cumhurbaşkanı tarafından,
Anayasa'nın 67'nci maddesine aykırılık nedeniyle iade edilmesidir!
Başbakan ve hükümet önce, Anayasa'nın, reform denilecek girişimlerin engeli olduğunu görmelidir. Ya çıkan kanun reform olmaz ya da Anayasa Mahkemesi'ne takılır! Sorunun 'Anayasa' olduğunu anlayan hükümet, halka
dönüp, 'Nasıl bir anayasa istiyorsun?' diyebilir.
Bu soru sorulduktan sonra, siyasal hayatımız tabiileştirilir, en geniş biçimde Anayasa tartışılır, seçim barajı kaldırılır, seçime gidilir, yeni
Meclis yeni bir Anayasa yapar...
Sayın Erdoğan 'çağdaş bir sisteme kavuşmak için' Anayasa'yı bütünüyle değiştirmeden adım atamayacağını şimdiye kadar anlamış olmalıydı.