"Çatışmasızlık nasıl sona erdi?"

Çözüm süreci kronolojisinin tamamı doğru bilinmeden yorum yapmak çok zordur.   

Seçimden bu yana, çözüm süreci kronolojisi var  mı diye bakınırım. Dün HaberTürk’te Nihal Bengisu Karaca’nın, “Neden Buzdolabında?” başlıklı yazısında bir ipucu gördüm.

Stratejik Düşünce Enstitüsü yazarlarından Dr. Murat Yılmaz, Hayati Ünlü ve Eyüp Yılmaz, “Çatışmasızlık Süreci Nasıl Sona Erdi” başlıklı bir kronoloji hazırlamışlar ve bu çalışma Star gazetesinde yayımlanmış.

Sayın Bengisu bugün de devam edecek yazısında, “Kandil’in devletin attığı pozitif adımlara süreç boyunca nasıl cevap verdiğini” tarihler ve olayları yorumlayarak anlatmış.  

Her kronoloji çalışmasının özellikle ilk yayınında çok eksikler bulunur; bu eksikler o çalışmanın değerini azaltmaz, tam tersine çalışmanın önemine işaret eder.

M.Yılmaz-H.Ünlü-E.Yılmaz kronolojisinde gördüğüm eksiklerden örnekler vermeden önce; Sayın Bengisu’nun yazısındaki bir kabule değinmek istiyorum. Yazar, yazı boyunca “devletin pozitif” adımlarını sayıyor ancak, onların olumsuz karar ve düşünceleri ile Kürt politikacılarının olumlu ve hoşgörülü davranışlarından söz etmiyor.

Bir örnek vereyim:

Diyarbakır’da Hava Kuvvet Komutanlığı bahçesindeki bayrağın, direkten indirilme olayını (8 Haziran) yazdıktan sonra, “Hükümet ne yapıyordu?” diye sormuş ve devam etmiş: “Barışta ısrar ediyordu. Çözüm sürecine yönelik usul ve esasların düzenlendiği, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı o günlerde yasalaşıyordu (10 Temmuz)”.

Yazarın bahsettiği kanun içeriğinin, başlığı ile hiçbir ilişkisi yoktur. Bu kanun taslağı, bakanlıkça hazırlanmış; Bakanlar Kurulu'na gelmiş ancak, Başbakan’ın terslemesiyle içi boşaltılarak Meclis'e sunulmuş ve boş bir kanun olarak yürürlüğe girmiştir. Sadece bir aldatmaca olan bu kanun gereği olarak bir şey yapıldığını bilmiyorum.

Mesele bu değil; eksiklerine karşın bu Kronolojiyi hazırlayanları kutluyorum; çalışma bu haliyle bile bir kaynak yaratmıştır.

Aşağıda belirteceğim örnekler gibi, görmediğim ve benim bilemeyeceğim eksikleri tamamlamaya yazarları gayret ederlerse halkımıza ve hükümetimize büyük yarar sağlamış olacaklardır.

Şimdi birkaç eksiğe işaret edeyim:

1- Çözüm sürecinin başlangıcı, 4.Ocak 2013’te Ahmet Türk tarafından açıklanmıştı. İmralı dönüşü söylenen şuydu: “Hedef Kürt sorununun çözümü kapsamında silaha ihtiyaç duyulmayacak bir ortamın yaratılmasıdır”. Başbakan Erdoğan’ın 6 Ocak’ta söyledikleri ise çok farklıdır: ''Şu anda yeni bir süreç söz konusu değil, devam eden bir süreç var. Bu yeni başlamış bir süreç değil. Bizim buradaki bütün gayretimiz, terörle mücadelede başarılı olabilmek… “Yol boyu süren bu farklı söylem hükümetle Kürt tarafının tutarsız davranmasına neden olmuştur.

2- Kronolojide yer alan, “İstanbul’da Akil İnsanlar Heyeti’nin son toplantısı yapıldı. Akil insanlar süreç hakkında hazırladıkları raporları Başbakan Erdoğan’a sundu.” (26.06.2013) maddesinde konuşulan konular hakkında hiçbir bilgi olmayışı, kronolojinin önemli eksiklerindendir. Bu toplantıdaki konuşmalar, çözüm sürecinin Başbakan, hükümet, ilgililer ve kamuoyunca çok farklı anlaşıldığını göstermiş; Akil İnsanların bir kısmı ile Başbakan arasında, gözlem ve görüş farkları bulunduğu ortaya konmuştur.

3- Kronolojide, hükümetin görüşü yönünde kaleme alınan birkaç madde vardır. Bunlardan en önemlisi Kobani olaylarıdır. Olayların çağrı, ölenler, Öcalan’ın sözlerinden ibaret olmadığını artık bugün bilmekteyiz. Kronolojide Hükümetin o günlerde söylediği görüş korunmuştur.    

4- Kronolojide, Başbakan’ın birkaç kez tekrarladığı, “Kürt sorunu yoktur, Kürt yurttaşların sorunu vardır” sözü, “Kürtler Başbakan ve Bakan çıkarıyorlarsa, TSK’da bulunabiliyorlarsa Kürt sorunu kalmamıştır” biçimine dönüştürülmüştür. Oysa iki sözün anlamı ve halk tarafından algılanması çok farklıdır.

5- Öcalan’ın 2015 Nevroz konuşması, hemen bir gün sonra Sayın Erdoğan’ın “Dolmabahçe Mutabakatı'nı doğru bulmuyorum” sözü ve iki hafta sonra Öcalan ve İmralı heyetinin son buluşmaları, seçimlere doğru özellikle Sayın Erdoğan’ın üç yıldır sürdürdüğü, insan hakları ve eşitlik bakımından yapılacak hiçbir şey kalmamıştır anlayışı Kronoloji’de altı çizilmemiş hususlardır.

6- Mamafih Kronolojide Sayın Erdoğan’ın, Meclis'te ilk ve son kez “Terörün bitmesi için baldıran zehiri de içerim” sözüne de atıf yapılmıştır. Ancak bu çalışmanın bütününde, Çözüm Süreci boyunca, Sayın Erdoğan’ın çok tekrarladığı olumsuz ve tahrik edici sözlerin etkisi, fiili sonuçları görülmemiştir.    

Daha da uzatılabilir. Özetle, çözüm süreci kronoloji çalışması önemli bir başlangıçtır; bu kronolojinin tamamı doğru bilinmeden, doğru yorum yapılması çok zordur.