CHP için bir özet

2003 yılı sonbaharın-da olağan, geçen temmuzda da olağanüstü kurultayı toplanan CHP hakkında çok yazdım, 15 gün sonra izleyeceğimiz kurultay nedeniyle konumuz yine CHP.

2003 yılı sonbaharın-da olağan, geçen temmuzda da olağanüstü kurultayı toplanan CHP hakkında çok yazdım, 15 gün sonra izleyeceğimiz kurultay nedeniyle konumuz yine CHP. Yazılanlar gözden geçirildiğinde, iki yılda hiçbir konunun tanımının, öneminin ve boyutunun değişmediği görülüyor. Yazdıklarımdan bazı cümlelerle, bugünkü görüşlerimi özetlemeye çalışacağım.
CHP'nin, ülkemizin dertlerine çare olacak politikaları savunan muhalefet partisi olabilmesi, halkın önde gelen ihtiyacıdır. Eskiden beri, Türkiye'de iyiliklere ortam hazırlamada da, kötülükleri engellemede de başlıca sorumluluk alan CHP'nin etkinliğinin azalması, her türlü yanlışlığa yol açmıştır.
CHP'nin 1970 sonrasında sosyal demokratlığı devam ettirdiği, pekiştirdiği, geliştirdiği yönündeki, gerçeğin tam tersi batıl inançtan hareketle, bugünler için geçerli düşünce ve öneri üretilemez, ancak 1970 sonrasında CHP'nin özünden ve ilk 45 yıldaki birikiminden uzaklaştığını tespit ve kabul edersek, bugünü açıklayabilir ve yeniden kurabiliriz.
70'li yıllara kadar CHP, Cumhuriyet'in ve çağdaşlaşmanın sözcüsüdür. Yenileşme projelerini ortaya atan, geliştiren, reformları halka anlatan, uygulamayı hazırlayan CHP'dir. Sevmeyenleri de, CHP'nin bu özelliğinin değerini bilmiş, onu ayrı bir yere koymuştur. Partinin ve halkın içine sinmiş bu gelenek, Ecevit ve Baykal dönemlerinde değeri bilinmeyerek terk edilmiştir.
CHP, 50 yıllık misyonunu, devrimci ve halkçı politikalarını, doğruları halkla birlikte iktidara taşıma anlayışını bir yana itmiş; sadece oya yönelik kişisel, siyaset yapma anlayışı partiye egemen olmuştur. CHP, içine kapalı, tutucu, halka kapalı geri siyaset anlayışında bir partiye dönüşme yoluna girmiştir. Giderek siyasal hayat tıkanmış, çözüm üretememeye başlamıştır.
Bugün birçok aydınımız, geleneğini sürdürdüğünü varsaydıkları ve sandıkları için CHP'yle çözüm arayışındadır. Eğer CHP'den beklenen yeni hedefler ve sol politikalar oluşturmaksa, bunun ardından gelecek olan soru açıktır: CHP bu beklentiyi karşılayabilir mi?
Bence karşılayamaz, CHP'nin siyaset anlayışı ve yöntemi, bu arayışa cevap veremez! CHP'yi yönetenler, özellikle lideri, politikayı 'oy alma sanatı' olarak tanımlamaktadır, bütün eylemleri bu amaca yöneliktir, akılları bu çerçeve içine hapsedilmiştir.
Baykal'la partinin oylarının artmayacağını, en yakınındakiler bile bilmektedir. Parti içi uygulamalar ve siyaset anlayışı, halkın güvenmediği lideri örgütün değiştirme yollarını tıkamıştır. Bugünkü CHP'den bir şeyler beklemenin rahatlığı ve tembelliği ülkemizin önünü tıkamaktadır.
CHP'nin çağdaş bir parti haline gelmesi için değişmesi gerekir. Bir partinin değişmesi için, içinde kişiye bağlı olmayan bir fikir akımı oluşmalı, bu akım siyasal bir harekete dönüşmelidir. Parti içinde fikir akımı, tartışma ortamında ortaya çıkar, oluşur. Parti içinde demokrasi yoksa, tartışma ortamı doğmaz, doğarsa da yaşamaz. Parti içinde demokrasi olması, lider kadrosunun gitmeyi göze almasına bağlıdır. Bugün CHP'de lider kadrosu 'Gitmek için' değil, 'Gitmemek için' politika yapmaktadır.
Sonuç, Baykal başında kaldıkça CHP, günümüzün gerektirdiği muhalefet partisi olma yoluna giremez!
Bunlar eskiden yazdıklarım; son cümle de güncel olsun: Dün adaylığının kesinleştiği duyurulan Livaneli'nin; adaylık için gereken sayıda delege bulursa, statükocu Baykal'ın oylarını bölerek, değişime hizmet edeceğini sanıyorum.