CHP ve muhalefet

3 Kasım'da seçmen istikrarlı hükümet kurulmasıyla rahatlamış, siyasal hayatımız huzura kavuşmuş, gerilim yumaşamıştı. Oyları hesaba katılmayan seçmenler -oyu geçerli sayılanların yüzde 46'sı- bile, iyi şeyler olabileceğine kendilerini inandırmaya çalışıyordu.

3 Kasım'da seçmen istikrarlı hükümet kurulmasıyla rahatlamış, siyasal hayatımız huzura kavuşmuş, gerilim yumaşamıştı. Oyları hesaba katılmayan seçmenler -oyu geçerli sayılanların yüzde 46'sı- bile, iyi şeyler olabileceğine kendilerini inandırmaya çalışıyordu.
Türkiye'nin işleri her zaman olduğu gibi büyüktür, sorunların yapısal nedenleri vardır. Böyle bir ülkede hükümet, zorluklar içinde yaşar; doğru kararlar büyük kesimin kısa vadeli çıkarlarıyla çelişir, yanlışlarla
doğrular birbirine karışır.
Konuların birbirini izlediği bir ülkede, muhalefetin görevini tanımlayan, hükümet işlerinin büyüklüğü, zorluğu ve karmaşıklığıdır. Doğrularla yanlışların birbirinden ayrılması kolay değildir, bunları ayıklayıp, içine 'siyaset' katmadan halka kim söyleyecektir? Hükümetin konuşma alanı dardır, söylemi kısıtlıdır, bazı doğruları söylediğinde abartılı sonuçlarla karşılaşma tehlikesi vardır.
Eğitim düzeyi düşük, milli geliri az, gelir ve nitelik dağılımı adaletsiz, (...) bizim gibi toplumlarda demokrasi zordur. Bu zorluğun yenilmesinde başrol muhalefetindir.
Doğruları yanlışları ayırıp, kısa vadeli oy hesabı yapmadan halkına söyleyecek muhalefet partisidir. Bunları söyleyene halk güvenmelidir, bunları söylemek duyulan güveni artırır.
Türkiye'nin uzun vadeli düşünen, güncel siyasal koşullar nasıl olursa olsun, hangi bağnazlık ve şartlanmışlık karşısında bulunulursa bulunulsun, doğruları konuşan muhalefete ihtiyacı vardır.
Halk CHP'nin böyle bir parti olduğuna inanmıyor; toplum CHP'ye güvenmiyor! CHP de, güven yaratacak, artıracak hiçbir şey yapmıyor. CHP, halkın gözünde değişemiyor,
Bunları yazmama, CHP milletvekili sayın Kemal Derviş'in dün yayımlanan şu sözleri neden oldu: "CHP, milliyetçi Atatürkçülük ile çağdaş sosyal demokrasiyi birleştiremezse solda sinerji yaratamayacağız. Merkeziyetçilik, değişimden korkunun izlerini yer yer görüyoruz. Korkuları yenerek sonuna kadar özgürlükçü olmalıyız."
(Milliyet, 7 Mayıs)
Derviş'in bu sözlerini, siyasal bir projenin uygulaması olarak görmüyorum. Yani Derviş'in, tartışma açıp, yeni politikaların benimsenmesini sağlamak amacıyla, parti içinde yeni bir akımı başlatmak istemiş olduğunu sanmıyorum. Keşke istese!
'Çağdaş Sosyal Demokrasi ve Türkiye' konulu bir toplantıda, Derviş başka türlü konuşamazdı; iki yıldan beri tanıdığımız Derviş, şimdiye kadar hep açık ve dürüst davrandı, sözlerine kişisel siyaset katmadı; evvelki gün de böyle yapmış.
Ancak, içine 'politika' sanılan unsurlar katmadan düşünen ve Türkiye'nin
doğrularını söyleyen muhalefet ihtiyacı ne olacak? Meclis'te bulunan tek muhalefet partisi, yukarıda tanımlamaya çalıştığım anlamda, muhalefet yapmamaktadır, yapamamaktadır! Niçin?
Çünkü, CHP'nin çağdaş bir parti haline gelmesi için değişmesi gerekir. Bir partinin değişmesi için, içinde kişiye bağlı olmayan bir fikir akımı oluşmalı, bu akım siyasal bir harekete dönüşmelidir. Parti içinde fikir akımı, tartışma ortamında ortaya çıkar, oluşur. Parti içinde demokrasi yoksa, tartışma ortamı doğmaz, doğarsa da yaşamaz. Parti içinde demokrasi olması, lider kadrosunun gitmeyi göze almasına bağlıdır. Bugün CHP'de lider kadrosu 'gitmek için' değil 'gitmemek için' politika yapmaktadır.
Sonuç, Baykal başında kaldıkça CHP, günümüzün gerektirdiği muhalefet partisi olma yoluna giremez! Nokta.